Aikido, Aikijujutsu ve Aiki’nin Anlamı (II)

Aikido ve aikijujutsu üzerine konuşurken mecburen biraz genelleme yapmak durumunda kalıyoruz. Keza her ikisi için de bir çok farklı tarz söz konusu.

Buna rağmen daito-ryu’nun aikido üzerindeki teknik etkisi açıktır. Milan’lı aikido eğitmeni Antonino Certa, bu ikisi artık farklı görünüşleri olan birbirinden ayrılmış sanatlar diyor. Uzun süre aikido ve öncesinde daito-ryu çalışan Certa, aikijujutsu için, aikido’nun sert hali ya da silahlar ve vuruşlar eklenmiş hali değildir diyor.

osensei_10

O-Sensei Morihei Ueshiba

Certa öncelikle aikido tekniklerinin sayısının daito-ryu’ya göre çok daha az olduğunu söylüyor. Morihei Ueshiba shiho-nage, irimi-nage, kote-gaeshi, ikkyo ve nikyo gibi 20 civarında temel tekniği damıtarak aikido’nun temelini oluşturan prensipleri ortaya koymuştur. Bir başka aikido eğitmeni Dave humm da bu fikre katılıyor ve  bir aikidoka’nın bu temel prensipleri kullanarak, içinde olduğu duruma ve saldırılara göre  sonsuz sayıda teknik varyasyonu üretebileceğini ekliyor. Sanatın felsefesinin ise, çeşitli durumlara karşı ortaya çıkan tüm varyasyonlara uygulanabileceğini söylüyor.

Daito-ryu’nun oldukça farklı bir yaklaşımı var. Sayıları bir kaç yüzü bulan temel tekniklerin her biri az sayıda durum için tam olarak uygundur. (Dizlerin üzerinde, ayakta, arkadan saldırıldığında, uzun biri saldırdığında…uzayan bir liste). Tekniğin her duruma uygun hale gelmesi için bir çaba yoktur.

Certa aikido’nun, akıcılığı ve teknikleri birbirine bağlayan dairesel hareketleri sayesinde  çok daha özgür bir yoldan ilerlediğini düşünüyor. Aksine daito-ryu çoğunlukla daha formal iki kişilik kataları kullanıyor. Teknikler daha kısa ve daha doğrusal. Daireselden daha çok açısal.

Ayrıca daito-ryu, aikido’daki uzağa fırlatma teknikleri yerine yakına düşürmeyi tercih ediyor. Böylece yakına düşürülen rakibin işi tamamen bitirilebilir; eğer gerekirse. Aynı zamanda aikido acı vererek kontrol etmeyi(osae) tercih ederken, daito-ryu kırmayı(kansetsu) öneriyor.

Göreceli Ölümcül

Bir diğer önemli nokta ise daito-ryu’nun tamamen savunmaya yönelik bir sistem olmadığıdır.  Saldırganın ilk yumruğu atmasını beklemek yerine, erken davranıp saldırmayı sağlayacak bir çok resmi teknik vardır.

Her ne kadar aikido savunma için çalışılıyor gibi görünse de David Humm, yalnızca zihinsel durumu değiştirerek bu tekniklerin gerçek bir durumda saldırı amaçlı (avantajı ele geçirecek şekilde) kullanılabileceğini söylüyor. Yüksek güvenlikli bir hapishanede memur olarak deneyimleri ona, uygulamaların kesinlikle dojoda çalışıldıkları gibi görünmediklerini göstermiş .Yüzleşmek durumunda kaldığı olaylar sırasında tekniklerin arkasındaki prensiplerin (mesafe, denge bozma, teknikten tekniğe geçiş) kesinlikle geçerli ve işe yarar olduğunu görmüş.

images

Tokimune Takeda, Abashiri Dojo’da

Takeda’nın oğlu ve varisi Tokimune Takeda bir röportajında daito-ryu’nun savaşçı ve hatta çoğu zaman vahşi ruhunu şöyle anlatmış. “Daito-ryu’nun özü düşmanın boğazını kesene kadar tetikte kalmaktır. ” Modern zamanlarda yasal prosedürler antrenman sırasında partnerinizin boğazını kesmenizi biraz zorlaştırabilir. Bu yüzden bitiriş hareketindeki “öz”,  yerdeki rakibe yapılan bir kılıç el vuruşu ve ona eşlik eden keskin bir “kiai” ile sembolik biçimde korunabilir. (Daito-ryu Aikijuijutsu, Stanley Pranin)

Daito-ryu, atami-waza yani vuruş tekniklerini çoğu aikido ekolünden daha fazla kullanır.  Aikido’nun ilk yıllarında çok fazla atemi-waza çalışmasını barındırdığı ve hatta Ueshiba’nın “Atemi aikido’nun %99’udur” dediği bilinir. Ancak görünen o ki bu bilgi çoğu ekolde zamanla önemini yitirmiştir. Oysa daito-ryu için, yumruk, elin keskin kısmı, dirsekler ve tekmeler, çoğu tekniğin içinde önemli bir parçadır.

Bir diğer önemli fark ise silahların kullanımıdır. Bazı daito-ryu dalları,  ono-ha itto-ryu, klasik kılıç ekolünü barındırır. (Sanatı anlamak için kenjutsu üzerine de kafa yormak gerekir.) Kılıca ek olarak bazı ekoller ileri seviye tekniklerde tessen (demir yelpaze), jutte (bir çeşit cop), tanto (bıçak), shriken (yıldız) gibi silahlara yer verir. Günümüzde çok nadir görülse de bazı okullarda aiki nito ( çift kılıç) ve mızrak teknikleri olduğu da söylenir. Diğer taraftan kılıç ve sopa tekniklerini barındıran bazı okulların dışında aikido çoğunlukla bir çıplak el çalışmasıdır.

İleri seviyedeki daito-ryu teknikleri, aiki no jutsu’yu, yani Ueshiba’nın ustalığıyla bilinen fırlatma tekniklerini de içerir. Aikido’daki kokyu nage’nin (nefes fırlatışı) temeli de buradan gelir. (Ç.N : Kanımca kokyu nage, belirli bir şekli olan bir teknikten ziyade, tüm sanatın çekirdeğinde yer alan prensiplerden biridir.)

Certa, geçmişde yapılan fizik ötesi açıklamalardan kaçınarak, aiki’nin daito-ryu’nun önemli bir parçası olduğunu söyler.  Yukarıda geçen röportajda Tokimude Takeda “aiki, itildiğinde çekmek ve çekildiğinde itmekdir” diyor. Certa, 1993’de ölümünden önce Tokimune ile çalışma fırsatı bulmuş ve onunla aynı görüşte. Buna göre aiki kesinlikle yetenekli bir savaşçının kullanabileceği bir taktik. Mekanik seviyede düşünürsek, aiki basitçe direnmeden ya da teslim olmadan güçle temas kurmanın özel bir yolu. Saldırgan atağını yapar ve gücünü savunan kişinin üzerine odaklar. Savunan bir an için direnir. Bu direnç saldırganın ters yönde tepki vermesine sebep olur ve savunan yeni bir yön oluşturacak şekilde uyum sağlar( dirençsizleşir). Böylece savunan iki gücün toplamını kullanarak bu yeni yönde bir fırlatma tekniği uygulayabilir.

Gizli ve görünmez bir güçden ziyade fizik kanunlarının fizyoloji ve psikoloji ile birlikte uygulanmasıdır..

Sonuç

Tarihi ve teknik bağlantılarına rağmen aikido ve daito-ryu aikijujutst oldukça farklı sanatlardır. Tamamen farklı hedefleri olduğu için biri diğerinden iyidir demek doğru olmaz.  Aikijujutsu çalışan kişilerin bir dövüşte daha iyi olacaklarını düşünmek yanlış olur.

Sanırım şöyle özetleyebiliriz; aikido, etkili bir kendini koruma yöntemi olabilen modern bir felsefe ve yaşam yoluyken, aikijujutsu ruhsal ve kişisel gelişim sağlayabilen, bir klasik dövüş sistemidir.

Aiki’nin gerçek anlamını tek bir açıklamaya bağlamak zor. Aslında açıklamalar sanattan sanata ve hatta hocadan hocaya değişir. Ama makalenin başındaki soruya dönecek olursak; yani aiki’nin barış sevgi ve uyumla ne ilgisi var.? Gerçek cevap şu olmalıdır; Özünde bir ilgisi yok!

Bu yazının önceki bölümünü ve orjinalini okumak için ilgili kısmı tıklayınız.

 Yazar Hakkında: Dr. Nick Hallale 1988 yılından beri Çin ve Japon savaş sanatları çalışmaktadır. Kimya mühendisliği doktorası bulunan Hallale İngiltere’de Manchester Üniversitesinde görev yapmıştır ve 10 yıldan fazla zamandır savaş sanatları üzerine makaleler yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın