web analytics
Bos Ayna 5 Ocak 2019
Aikido'da Uke ve Rolü II. Bölüm

George Ledyard Sensei, 40 yılı aşkın bir süredir Mitsugi Saotome Sensei’yi takip ederek aikido çalışıyor. Aikido’da 7.Dan ve ayrıca Daito Ryu Aiki-jujutsu’da shodan (1.Dan) sahibi. Seattle bölgesindeki Aikido Eastside’ın baş eğitmeni. Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba’dan başlayıp  Saotome Sensei ve öğrencileriyle devam eden aktarım hattını kasteden Ueshiba Juku’nun bir üyesidir. Bir polis ve güvenlik eğitimi sistemi olan Defensive Tactics Options™ ve özellikle şiddet görmüş çocukların korunmaları üzerine çalışan Protection Control™  adlı organizasyonların kurucusudur.

Aikido Journal (Josh Gold): Hem fiziksel olarak hem de felsefi bir bakış açısıyla uke’nun aikidodaki rolü hakkındaki düşüncelerinizi açıklayabilir misiniz?

George Ledyard: Elbette. Uke’nin rolü, ne yaptığınız hakkında size geri bildirimde bulunmaktır. Başlangıçta, çalışmamızın statik bağlantı alıştırmaları üzerinde yoğunlaşmasının gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Bu sayede zamanla, birileri sizi ittiğinde düşmeyeceğiniz sağlam ve bütünleşik bir yapıyı geliştirirsiniz. Ben bu yapıya bir platform diyorum. Bu platformu geliştirirken, hareket edebilir olduğunu görüyorsunuz. Yani pozisyon almak için aikido adımlarını kullanmaya başladığınızda, nerede olursanız olun, bu sağlam yapı elinizdedir. Bu platformu alıp istediğiniz yöne doğru özgürce hareket ettirebilirsiniz ve onu asla kaybetmezsiniz.

Bir sonraki adım, girişlerinize gerçekten odaklanmaktır. Uke gelir ve sizinle güçlü bir bağlantı  kurmaya çalışır. Siz de hareket ederek, bu bağlantının merkezinize ulaşmasına izin vermemeye çalışırsınız. Uke’nin yaptığı her atağın sonunda sizin doğru konumlanmanız gerekir.

Aikido’nun hedefi daima temas anında kuzushi (dengeyi bozmak) uygulamaktır. Bu aikidir. Dokunduğumuz anda çatışma sona erer. Başlangıçta, bu fizikseldir. Sonunda ise ilk temas giderek zihinsel hale gelmeye başlar ve çatışma fiziksel temas kurmadan önce biter. Bu benim de kendi pratiğimde yeni oynamaya başladığım bir şey. O’Sensei çatışmanın, rakip henüz saldırıya başlamadan bittiğini söylerdi. Sanırım, bu konuyu derinlemesine anlamak aikido kariyerimin geri kalanı için projem olacak. 

Çoğumuz için, üzerinde çalışılacak ana fikir uke’nin size dokunduğu anda dengesini kaybetmesini sağlamaktır. Bu artık kuzushi’ye sahip olduğunuz anlamına gelir ki bu her şeyin kilit noktasıdır. Ancak ne zaman doğru yaptığınızı anlamak zordur. Doğru yapıldığında zahmetsizdir ve hiçbir şey yapmıyormuşsunuz gibi gelir. Uke de kendisine bir şey yapılmış gibi hissetmez. Sadece dengeyi kaybeder ve düşer. Bu kadar hassas bir şey üzerinde çalışırken partnerlerinin  senin için düşmediklerinden emin olmalısın. Çünkü arada ki farkı bilemezsin. Partnerlerinin dürüst olarak ukemi yapıp yapmadığını anlayamazsın.

Aikido’nun hedefi daima temas anında kuzushi (dengeyi bozmak) uygulamaktır. Bu aikidir. Dokunduğumuz anda çatışma sona erer.

Bu yüzden, bir eğitmenin kendi öğrencileriyle, nage’yi oynaması (teknik uygulayan kişi) olması çok kolaydır. Öğrenciler, eğitmenin tekniklerinin işe yaramasını bekledikleri için tuzağa düşerler. Kısa bir süre sonra ise her saldırıdan sonra otomatikman düşmeye başlarlar çünkü gerçekten eğitmeni alt edebileceklerine inanmazlar. Bu yüzden ben, kendi öğrencilerimin dürüst kalmasını sağlamak için, periyodik olarak teknikleri yanlış yapıyorum. Bazen itiyorum, bazen fazla gergin hareket ediyorum. Ben bir şeyleri yanlış yaparken onlar çoktan ukemi yapmaya başladılarsa, onlara bağırırım.  “Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsın. Ben tekniği kaçırdım ve sen bunu hissetmeliydin.”

Uke’lerinizin programda kalması, yaptıklarının farkında olmaları ve ne olacağını tahmin etmeye çalışmamaları konusunda ısrarcı olmalısınız. Çünkü önceden tahmin etmeye çalışmak ya da bir beklentiyle hareket etmek birçok nedenden dolayı kötüdür. Aikido çalışması, bir açıdan, hareketli bir meditasyondur. Tamamen şu anda olmak üzerine çalışılır. Tıpkı zen meditasyonunda olduğu gibi; sadece çok daha fazla hareket ile.

Hem uke hem de nage, kendi güvenlikleri için bu şekilde çalışmak zorunda. Ukemi yaparken yaşadığım sakatlanmaların çoğu, dikkatimi şu ana vermediğim için oldu. Tekniğin belli bir şekilde ilerleyeceğini sanıyordum ve yanıldığım ortaya çıktı. Partnerim beklediğimden farklı hareket ediyordu. Ve sorun da buydu – bir beklentim vardı. Tam olarak şimdiki anda olmak zorundasınız, böylece o anda olanlara uygun şekilde cevap verebilirsiniz. Daha sonra, henka-waza [teknik dönüşüm], oya-waza [uygulamalı teknik], kaeshi-waza [karşı teknik] veya diğer düzenlemeleri nasıl uygulayabileceğinizi çalışmaya başlayabilirsiniz.

Partneriniz saldırısını ya da herhangi bir şeyi değiştirirse, anında tekniğinizi değiştirmelisiniz çünkü aslında onu geri yansıtıyorsunuz. Böyle dengeli bir durumda olmalısınız ve uke’nizin iyi bir partner olacağına tam olarak güvenmelisiniz. Ancak bu şekilde gerekli alışkanlıkları geliştirebilirsiniz. Bu mantıklı mı?

Öyle, sensei. Tamamen pratik bir mercekle bakarak, farklı beceri düzeylerine sahip insanlara  uke’lik yaparken nasıl davranmam gerektiğine dair örnek verebilir misiniz?

Bu çok zor bir alan. Doğru becerileri kullanmaya devam edebileceğiniz ve bu sırada partnerinizin de doğru deneyimleri edinmesini sağlayabileceğiniz şekilde çalışmanızı ayarlayabilmek için çok dikkatli ve özenli hareket etmelisiniz. Şu kesin ki farklı seviyelere uyum sağlamak zorundasın. Ben 7.danım ve hala 300 £ [136 kg] ‘ya yakınım. Genç birini yakalar ve hareket etmesine istemezsem, bunu açıkça yapabilirim. Birisinin bileğini tutup hareket edemeyeceğini hissettirebilirim. Ancak insanları kapatmak, eğitim için uygun değil. Dolayısıyla çalışma yöntemim şöyle oluyor;  partnerimi yakalıyorum ve ona gerçekten sağlam bir yapı veriyorum. Eğer başarılı olabiliyorsa ne güzel, ukemi yapıyorum. Ancak çoğu zaman, onları kapasiteme uygun ve güçlü biçimde yakalarsam duvara çarpmış gibi oluyorlar ve hareket edemeyeceklerini hissediyorlar. Benim ilgilendiğim, onların da ihtiyaç duydukları geri bildirim budur. Şimdi bir problemleri olduğunu hissettiler. Bu yüzden şimdi gerekli ayarlamaları yapabilirim. 

Aslında bu çalışma için bir yapı oluşturduğumu söyleyebilirim. Temas kurarken – odaklanmamdan ve doğru pozisyonumdan kaynaklanan- gücümü daha az kullanmaya başladım. Bu şekilde kendimi ayarlayarak başarılı olabilecekleri yeri bulabiliyorum. Bazen biraz sözlü geri bildirim gerekebiliyor. Bu,  diğer içsel güç çalışmalarından ipuçlarını alabileceğimiz başka bir alandır.

Nasıl yani?

Bu disiplinlerin çoğunda, partnerinizin ne hissettiğini söylemesine izin verilir. Dojomda durağan temas çalışmaları sırasında geri bildirim almayı severim. Mesela nidan [ 2.Dan siyah kemer] seviyesinde olan ve bana ne hissettiğini söyleyebilen bir öğrencim olduğu için mutluyum. Bazen fazla zorladığımı ya da omzumun çok gergin olduğunu söyleyebiliyor. Bu sözlü geri bildirim her iki yönde de yararlıdır. Çünkü bazen farkında olmadığınız problemleriniz olabilir. “Çeneni kapa ve antreman yap” konseptinin bir çok avantajı vardır ama aynı şekilde dezavantajları da vardır. Bazen boşa vakit harcamanıza sebep olabilir. 

Bir eğitmenin kendi öğrencileriyle, nage’yi oynaması çok kolaydır. Öğrenciler, eğitmenin tekniklerinin işe yaramasını bekledikleri için tuzağa düşerler. Kısa bir süre sonra ise her saldırıdan sonra otomatikman düşmeye başlarlar çünkü gerçekten eğitmeni alt edebileceklerine inanmazlar. Bu yüzden ben, kendi öğrencilerimin dürüst kalmasını sağlamak için, periyodik olarak teknikleri yanlış yapıyorum.

Ciddiyetle çalışan ve sadece kendilerinin ve arkadaşlarının gelişimiyle ilgilenen partnerlere sahip olmalısınız. Bu konuda net olmak zorundalar. Uke olarak ilgilendikleri tek şey, tekniği gerçekten öğrenmeniz olmalıdır. Bir öğrencim var, adı Tro Ota ve kendisi her ne kadar Aikido’da öğrencim olsa da Daito Ryu’da benden kıdemli biri. Gerçekten güçlü bir yapısı var ve neler olduğunu anlıyor. Bu yüzden birlikte çalışırken aramızda kıdem meselesi söz konusu olmuyor. Beni yakaladığında, eğer tekniği doğru yapamazsam hiçbir yere kıpırdamaz ve bana ne hissettiğini söyler. Ben de hatamı düzeltirim. Teknik gerçekten işe yaradığındaysa ukemi yapar.  

Bu yöntem benim eğitildiğim zamana göre çok daha hızlı bir öğrenme süreci sağlıyor. Saotome Sensei tekniği uygular ama çok fazla açıklama yapmazdı. Tekrar tekrar göstermeye istekliydi, ama gerçekten sözlü açıklamalara uzaktı. Yanında geçirdiğim 25 yıldan sonra Sensei’nin yaptıklarına yaklaşamadığımı biliyordum. Bunu yapmanın daha iyi yolları olduğuna ve diğer sanatlardan bunları öğrenebileceğimize inanıyorum. Bence genel olarak, Aiki-jutsu sanatlarını çalışanlar, bu meseleyi aikido çalışan insanlardan daha iyi idare ediyorlar.

Bu yüzden, aikido müfredatına farklı eğitim metodolojileri getirdim. Yaptığım şey geleneksel aikido olarak tanınabilir, ancak eğitim şeklimiz biraz farklı. Statik teknikler çalıştığımızda, iki partner arasında sözlü geri bildirime, bir diğeri üzerinde egosunu tatmin etmeye çalışmadığı sürece,  izin verilebilir. Bu ego yarışmasına kesinlikle izin verilemez. Fark ettiğim anda çalışmayı durdururum. Ama gerçekten iyi öğrencilerim var ve bunu birbirleriyle yapmıyorlar.

Birinden geri bildirim aldığınızda, bu konuda çok içten ve çoğunlukla haklı olduklarından emin olabilirsiniz. Kıdeminizin ne olduğuna bakmadan, omzunuzun gergin olduğunu söylediklerinde, omzunuza baksanız iyi edersiniz. Bu gerçekten iyi bir yol ve böylece herkes gerçekten eğitime katılıyor. Aynı zamanda, hiyerarşik saçmalıkları ve ne yaptıklarına dair hiçbir fikirleri olmayan, sadece yüksek bir dan seviyesine sahip oldukları için kendilerini çok önemli sanan insanların tüm tuzaklarını aşmanızı sağlıyor. Bu yolla çalışarak bunları hızla geride bırakabiliriz. Bence çok daha iyi bir yol.

Evet katılıyorum. Aikidodaki hiyerarşi ve sıralama sisteminin faydaları var ama bazı yan etkileri de olmuyor değil. Bir kaç ay önce bir seminerdeydim. Eğitmenin tarzı benimkinden biraz farklıydı. Seanslardan birinin ardından biri yanıma yaklaştı ve dersi veren eğitmeni kastederek “Bu kişinin sizi minderde düzelttiğini fark ettim. Onlar sizin kohai’leriniz,  sizden düşük seviyedeler. Bunun hakkında ne düşünüyorsun? ” diye sordu. Ona aslında bu geri bildirimi istediğimi söyledim. Bu kişi, rütbesine bakılmaksızın, bu alanda benden daha fazla uzmanlığa sahip ve ben de öğrenmek istiyorum. Kendi dojo’mda bile, beyaz kuşaklar dahil herkese ne hissettiklerini ya da dengelerini gerçekten bozup bozamadığımı sorarım. Bu sayede çok şey öğrendim.

Bu harika. Bence bu gerçekten dojo kültürünün bir parçası olmalı. Öğretmenin sadece kimsenin egosunu tatmin etmeye çalışmadığından emin olması gerekiyor.

Doğru. Bu her türlü zehirli ve verimsiz etkileşime yol açabilir.

Bu aynı zamanda öğretmenin model olması gereken konulardan biri. Özellikle de bağlantı çalışması yaparken, çünkü gerçekten önemli olduğu yer burası. Hareket ya da teknik eğitimi yaparken pek konuşmuyoruz. Eğer gerçek bir teknik çalışmasındaysak ve tekniği yapan kişi sorarsa, bu tür bir geri bildirim uygun olabilir. Durağan pratik yaparken ise, geri bildirimler birbirine yardım etmenin bir yoludur. Sorunla karşılaştığınızda partneriniz üstesinden gelmenize yardımcı olur.

Genç insanlarla çalışırken, aynen böyle yapıyorum. Onlara başlamaları için iyi saldırılar yapıyorum. Sorun yaşarlarsa,  çözmek için neler yapabilecekleri hakkında ipuçları veriyorum. Ayrıca onlara ne kadar direnç göstereceğime dair bir düzenleme yapıyorum ki gerekli geri bildirimi alabilsinler. Genelde çoğu insan net bir geri bildirim aldığında gerekli düzeltmeyi yapar ve bir sonrakinde başarıya ulaşır. Gerçekten anladıklarından emin olana kadar bu düşük direnç seviyesinde kalıyorum ve birkaç tekrar yapıyoruz. Sonra onlara biraz daha direnç vermeye başlıyorum ve tekrar sorunla karşılaşıncaya kadar devam ediyoruz. Bu noktada neden sorun yaşadıkları üzerine konuşmak zorundayız. Sorunla karşılaşmamak için odaklanmanda ya da bedeninde ne yapman gerekiyor? Ardından bir kez daha çalışmaya devam ediyoruz. 

Yani, bu oldukça Systema fikrine dayanıyor. Her zaman başarısızlık noktasına giderler. Nerede olduğunu bulurlar ama orada asla kalmazlar. Asla başa çıkamayacağınız, korku, başarısızlık ya da acı yaratacağınız bir şey için çok fazla tekrar yapmazlar. Başa çıkamayacağınız yere çarptıkları an geri çekilir ve maksimum seviyenizin hemen altındaki noktada birçok tekrar yaparlar. Sonra oyunu tekrar başlatırlar. Önemli olan, başarılı olduğunuz yerde çok ve başarısız olduğunuz yerde az tekrar yapmaktır. Başarısızlığın pratiğini yapmak istemezsiniz. Bu bir öğretim yöntemi olarak hiç mantıklı değil.

George Ledyard Sensei ile Aikido Journal tarafından yapılan bu röportajın aslını buradan okuyabilirsiniz.
Çeviri : Oğuzhan Yılmaz

Bir yorum yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked*