web analytics
Bos Ayna 8 Ocak 2020
Hiroshi İkeda İle Röportaj
Hiroshi İkeda (7.Dan Aikikai) Ocak 1950, Tokyo Hachijojima’da doğdu. Kokugakuin Üniversitesi’nde Mitsugi Saotome Shihan ile Aikido çalıştı. 1970’de Saotome Shihan’ın Reimeijuku Dojo’suna katıldı. 1976’da Amerika Birleşik Devletleri’nde Sarasota, Florida’ya taşındı ve 1978-79’da Sarasota Aikikai’de ders verdi. 1980’de Colorado, Boulder’a taşındı ve Boulder Aikikai’yi kurdu. ABD’de ayda iki ila üç kez seyahat eder. Ayrıca Bu Jin Design’ı işletmektedir.
Bu röportajın aslı, İkeda Shihan ile 26 ağustos 2002’de Stanley Pranin tarafından yapılmış ve Aikido Journal’da yayınlanmıştır.

Aikido Journal: İkeda Sensei, bu günlerde ne tür faaliyetlere katılıyorsunuz?

Hiroshi İkeda: Colorado’nun Boulder şehrinde bir dojo yönetiyorum. Aynı zamanda, ayda iki veya üç hafta sonu Amerika Birleşik Devletleri’nin çeşitli  yerlerinde seminerler veriyorum, Kaliforniya, Seattle, Montana bunlardan bazıları. Robert Nadeau Sensei ve Frank Doran Sensei’nin California’da düzenlediği San Rafael yaz kampına ve Mitsugi Saotome Sensei’nin yönetimindeki D.C. yaz kampına katılıyorum. Ayrıca bir de Rocky Mountain’da yaptığım kendi yaz kampım var. Bunlar üçü ana yaz aktivitelerim.

Sanırım dojo’nuza ek olarak, BuJin ismiyle bir savaş sanatları malzemeleri şirketi işletiyorsunuz.

Hiroshi İkeda: Evet, BuJin’e on dört yıl önce başladım. Jo ve bokken çantaları ve hakama gibi ürünler yapıyoruz. Ürünlerin çoğunu kendim tasarlıyorum, bu yüzden sıradan tedarik mağazalarında satın alamayacağınız şeyler. Hakamalarımız Japonya’da yapılanlarla aynıdır, ancak yapıları biraz daha sağlam olabilir. Dayanıklılıkları nedeniyle oldukça popüler oldular.

Gerçek bir mağazanız var mı yoksa sipariş ile mi çalışıyorsunuz?

Hiroshi İkeda: Tamamen sipariş ile çalışıyoruz. A.B.D’nin her yerinden, Kanada ve Meksika’dan siparişler alıyoruz. Zaman zaman Avrupa ve diğer yerlerden hatta Japonya’dan bile istekler geldiği oluyor. Ancak aslında tam bir ticari şirket ölçeğinde faaliyet göstermiyoruz.

Profesyonel Aikidoka’lar genellikle sağlıkla ilgili işlerle ya da polis eğitimi gibi yan mesleklerle ilgilenirler. Ancak Bu Jin gibi bir şirketi işletmek oldukça benzersiz.

Hiroshi İkeda: Evet, sanırım öyle. Gerçek şu ki, Japonya’dan ayrılan birinin sadece Budo eğitimi ile yola devam etmesi çok zor. Tabii ki, Bu Jin’e sadece geçimini sağlayabilmem için başladım. Ama aynı zamanda dayanıklı eğitim ekipmanları istemem de önemli bir etkendi.

Sizi A.B.D’ye getiren neydi?

Hiroshi İkeda: Her şey öğretmenim Mitsugi Saotome Sensei ile başladı. Kokugakuin Üniversitesi’nde öğrenciyken Aikido kulübünün eğitmeniydi. Sanırım yaklaşık 27 yıl önceydi ve o zamandan beri onunla birlikteyim. Amerika’ya yerleştikten sonra, yaklaşık 19 yıl önce, 1976’da bana gelip gelmeyeceğimi sordu. Doğruca Florida’ya gittim. Bir süre sonra Saotome Sensei Washington, D.C.’ye taşındı. Ben Florida’da iki yıl daha devam ettim ve ardından Boulder’a geldim.

Çoğu insan, başarılı bir dojo kurmak için büyük metropol şehirlere gitme eğilimindedir, ancak siz görece küçük olan Boulder’ı seçtiniz. Neden?

Hiroshi İkeda: Bildiğiniz gibi, Boulder bir öğrenci şehridir. Colorado Üniversitesi burada, bu yüzden kalabalık bir genç nüfus var. Diğer taraftan, Florida’ya, emekliliklerini geçirmek ve yaşamak için gelen, boş zamanı çok olan insanların sayısı da oldukça fazla. Gençlerin çoğu yetişkin olduklarında uzaklaşırlar. Bu şartlar altında bir Aikido topluluğu oluşturmak oldukça zordur. Boulder’daki tüm gençler beni çok etkiledi ve “evet, olmam gereken yer burası!” diye düşündüm.

Dojo’nuzu kurarken herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı?

Hiroshi İkeda: Pek değil. Etrafta çok insan olmasa bile, ders yapabildiğim sürece öyle ya da böyle mutluydum. Sadece iki ya da üç kişinin antrenman yapmak için bir araya gelmesi benim için yeterli. Boulder’a ilk geldiğimde, bir masaj okulunda küçük bir yer kiraladım. Minder yoktu, zemini biraz halıyla kapladım. Giderek daha fazla insan geldi ve sonunda bir dojo inşa edebildim. Buraya taşındığımda Aikido arkadaşlarımdan bazıları benimle geldiler ve çok yardımcı oldular.

Bu Jin ve dojoyu aynı zamanda mı yönettiniz?

Hiroshi İkeda: Gün içinde bir Japon restoranında çalışarak biraz para kazandım, sonra akşamları Aikido yaptım. Geceleri eve geldiğimde Bu Jin için yapılması gerekenleri hallettim. On dört yıl önce çok fazla sipariş yoktu, bu yüzden günün işini her gece iki ya da üç saatte temizleyebiliyordum.

Eğitimde İkeda Sensei

Bize eğitim yaklaşımınızdan bahsedermisiniz?

Hiroshi İkeda: İlk olarak kafanızla değil, bedeninizle antrenman yapmanız önemlidir. Kendinizi eğitime alıştırmak için çok fazla ukemi yapmak iyidir. Kafanı fazla kullanırsan, aikido çok entelektüel hale gelir ve bu vücut hareketini engeller. Aikido’yu bedeninizle öğrenmeli ve anlamalısınız.

Genellikle irimi-tenkan ile çalışmaya başlarız. Doğrudan atma tekniklerine girmek yerine, vücudu doğal biçimde eğitime hazırlamak için, irimi-tenkan ile ısınmanın, sonra yavaş yavaş ushiro ukemi’ye ve daha sonra eğitimin geri kalanına geçmenin daha iyi olduğuna inanıyorum.

Sadece öğretmek değil, aynı zamanda öğrenebileceğim, kendi Aikido’mu geliştirebileceğim fırsatları bulmam da önemlidir. Bu yüzden çeşitli yaklaşımları denerim. Çalışma bir aşamada basitçe tutmayı ve tutulmayı içerir. Ancak ilerledikçe değiştirmek  ve farklı şeyleri denemek zorundasınız – örneğin, nasıl yakalanacağınız veya birinin sizi yakalamasına nasıl ve ne şekilde izin vereceğiniz üzerinde çalışın ya da denge bozma çalışması yapın.

Bugünlerde “merkez” (chushin) kavramı üzerinde çalışıyorum. Özellikle partnerimin dengesini bozarken kendi merkezimi nasıl koruyacağımı inceliyorum.

Eğitimin Kalitesi

Saotome Sensei’den çok etkilendiniz mi?

Hiroshi İkeda: Evet, elbette. Saotome Sensei’nin yıllardır yaptıklarına baktığımda, Aikido’nun sadece Aikido olamayacağını görüyorum. Bir Budo olarak, her şeye tam anlamıyla cevap verebilmelidir. Başka bir deyişle, kendi sınırları dışında geçerli olması gerekir. Saotome Sensei bunu yıllardır güçlü bir şekilde göstermekte. Bir süre çevresinde olan herkesin bildiğinden eminim, Saotome Sensei’nin gösterileri, patlayıcı yoğunluğu ve ciddiyetiyle her zaman olağan dışıdır. Gösterilerinde ve derslerinde sadece akışı göstermekle kalmaz; eğitimin amacının her şeye cevap verebilmek olduğunu açıkça işaret eder. Bu, kendi derslerimde de korumaya çalıştığım önemli prensiplerden biri.  Aikido’yu, Aikido sınırlarının ötesine geçen,  Saotome Sensei’nin yaptığı gibi bedenin merkezinden gelen hareketi ve gücü kullanma becerisini mükemmelleştiren bir Budo olarak takip etmek istiyorum. Vücudun hareket şekli son derece önemlidir.

Aikido’nuzda atemi kullanıyor musunuz?

Hiroshi İkeda: Çok fazla değil, özellikle yüze vuruş pek kullanmıyorum. Ancak, atak ya da tutuş yapan kişi, bunu yaparken kendini tehlikeli bir konuma sokarsa,  savunmasız halde orada öylece durduğunu fark etmesi için  küçük bir vuruşla dokunabiliriz. Kendilerini doğru yere konumlandırmayı öğrenmeleri için tek gereken bu. Partnerinize tutuş sırasında gerçekleşebilecek bir çok şeyi fark edebilmesi için işaretler vermelisiniz. Bu şekilde hem teknik yapan  kişi (nage) hem de atak yapan kişi (uke) eğitimden faydalanabilir. Başka bir deyişle, her iki kişi de pozisyonlarını düşünmelidir. Bu yüzden hem nage hem de uke’nin aktif olarak öğrenebileceği bir eğitim yaklaşımını savunuyorum.

Farklı sanatlar arasında geçişler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiroshi İkeda: Üniversitedeyken spor tesislerini Shorinji Kempo, Judo ve Sumo gibi savaş sanatları yapan insanlarla paylaşırdık. Bir Aikidoka olarak şu tekniğe nasıl cevap veririm, bu tekniğe ne yaparım diye düşünerek izlediğimi hatırlıyorum. Ayrıca sıklıkla diğer üniversitelerle ortak eğitimler düzenlerdik. Üniversitem Shibuya’daydı. Aoyama Gakuin ve Kokushikan Üniversitesi gibi bölgedeki diğer okullarda farklı eğitimler aldık. Kokushikan’da bıçak saldırılarına karşı harika vücut kaydırma hareketleri (tai sabaki) yapabilen bir adam vardı. Onunla çalışmak oldukça bilgilendiriciydi.

Farklı öğretmenlerle çalışmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Faydalı bulduğunuz unsurları alıp, kendi bedeninize en uygun olanı yaratmak için kullanabilirsiniz.

Silah eğitiminin Aikido eğitimi için elzem olup olmadığı günümüzde bir tartışma konusudur. Size göre, Aikido’nun özü sadece taijutsu’da mı yoksa silah tekniklerini de içeriyor mu?

Hiroshi İkeda: Sanırım her ikisi de… Ancak, bokken veya jo üzerine uzmanlaşmak gerçekten ikincil bir konudur. Önemli olan, bu silahlarla pratik yaparken ellerinizin önünüzde kalmasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi, “merkez” kavramını zihnimde tutarak çalışıyorum. Öğrencilerim bokken çalışıyorlar,  çünkü ellerinin vücutlarının merkezinden uzaklaşmasını engelliyor. Eller yana doğru kayıyorsa, tekniklere güç katmak zorlaşır. Bu nedenle silah eğitiminin, öğrencilerin kendi merkezlerini bulmaları ve korumaları açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

Aikido yanında diğer Budo’ları öğrenmenin avantajları olmalı elbette. Ancak gerçeği söylemek gerekirse, Kendo, Judo veya İaido gibi diğer sanatların pratiğinin Aikido’nuz üzerinde doğrudan bir etkisi olup olmayacağını gerçekten bilmiyorum.

Yoshio Kuroiwa Sensei’nin öğrettiği gibi, ken ve jo’yu,  kendi elimizi kolumuzu kullandığımız gibi tutarlı bir şekilde kullanmaya çalışmak önemlidir.

Kuroiwa Sensei ile çalıştınız sanırım.

Hiroshi İkeda: Evet. Tamamen merkezini kullanarak hareket ediyor. Teknikleri oldukça “sessiz” bir kaliteye sahiptir. Boşa giden hiç bir hareketi yoktur. Her hareket merkezinden çıkar. Bunu ondan öğrendikten sonra bana büyük bir avantaj sağladı. Silah eğitiminde de, ken veya jo’yu sallamak yerine, merkezinizden gelen hareketle onları idare etmeyi deneyebilirsiniz. Göründüğünden çok daha zordur.

Peki Saotome Sensei ile çalışmak nasıldı?

Hiroshi İkeda: Saotome Sensei, atak ne olursa olsun, rakiplerini her zaman tam bir odak ve yoğunlukla karşılar ve saldırıyı net bir şekilde alt eder. Tam bir odak ve güçle saldırdığınızda bile, sizi şaşkına çeviren bir tür teknikle cevap verebilir. Ayrıca, Saotome Sensei’ye göre, uke temas ederse, bu uke’nin değil Sensei’nin kendi hatasıdır. Japonya’da her yıl yapılan Aikido veya Kobudo gösterilerinde, her zaman Karate ve Kendo siyah kuşaklarını uke olarak alır.

Arkadaşım ve Aikido öğretmeni merhum Yasunori Kuwamori, sıklıklı Saotome Sensei için uke olurdu. Karate’de 4.veya 5.dan seviyesindeydi ve son derece güçlüydü. Bir gösteri sırasında Saotome Sensei’ye nasıl saldırması gerektiğini sordu ve Saotome Sensei’nin “olabildiğince şiddetli bir şekilde” yanıtını verdi. Gösterilerinde hiç bir zaman bir anlaşma ya da önceden planlama yoktur. Eğer yanlış değerlendirir ve en ufak bir hata yaparsa, ukeleri onu ciddi şekilde yaralayabilecek ve hatta öldürebilecek şekilde saldırırlar. Saotome Sensei’nin gösterileri, herkes için yoğun bir fırtınanın ortasında kalmak gibidir. 

İkeda Sensei

Başarılı Bir Dojo Yönetmek

Amerika’da uzmanlaşmış yüzlerce dojo var. Japonya’da, Tokyo’da bile bu kadar çok değil. Muhtemelen yüksek emlak fiyatları engellerden biri. Sayılarına rağmen, ABD’de profesyonel bir Aikido dojo’su çalıştırmak da kolay değil gibi görünüyor.

Hiroshi İkeda: Amerika’da bir dojo başlatmak şaşırtıcı derecede kolaydır. Öte yandan, kolay olması, uygulanmakta olan Aikido’nun kalitesiyle ilgili sorunlara yol açmaktadır. Sorunlardan biri, eğitmenler zamanlarının çoğunu ders vermeye ayırıp kendi eğitimlerini ihmal ettiklerinde başlar. Gerçekten çok çalışan ciddi öğrenciler hızlı bir şekilde ilerler ve hatta eğitmene yetişmeye başlayabilir. Bu olduğunda, dojo artık bu öğrencileri tutmak için yeterli bilgiye ve deneyime sahip değildir. Bu yüzden insanlar ya başka bir dojo’ya geçerler ya da bazı durumlarda yeni bir yönde, yeni bir tarzla tekrar başlarlar. 

Bu yüzden başarılı bir dojoya sahip olmak için en önemli şeylerden biri eğitmenin kendi eğitimine devam etmesidir. Bu, Amerika’daki durumu izlerken anladığım bir şey.

Genelde insanların gençken bolca uke’lik yapar ve çalışırlar. Ama ellili yaşlarına geldiklerinde zamanlarının çoğunu öğreterek geçirirler. 

Hiroshi İkeda: Evet, ama yaşlandıkça herhangi bir nedenle hareketleri kısıtlanan eğitmenlerden bahsetmiyorum, daha ziyade otuzlu ve kırklı yaşlarında dojo açan ve kendi eğitimlerini unutarak kendilerini sadece öğretmeye adayan genç öğretmenlerden söz ediyorum. Yaşla ilgisi yok. İsterseniz, kendi eğitiminize kırklı ve ellili yaşlarda da devam edebilirsiniz.

Bir başka potansiyel tuzak ise şudur: eğer eğitmenler tamamen dojodan elde edilen gelirle yaşıyorlarsa, istemeden eğitimden ödün verdiklerini görebilirler. Gelirinizi sağlamak için öğrencileriniz olmalıdır. Sorun şu ki, öğrencilerinizin kalmasını sağlamak için onları şımartmaya başlarsanız bir süre sonra gerçek bir eğitim yapmanız imkansız hale gelecektir. Durum buysa, eğitim kalitesi ve dolayısıyla da tekniğin kalitesi düşer.

Modern zamanlar ve geçmiş arasındaki bir fark, geçmişte yaşam ve ölüm arasındaki çizgi çok daha inceydi.  Eğitiminizi ihmal etmek ölümünüz anlamına gelebilirdi. Bu nedenle çalışmayı mümkün olduğunca ciddiye almak bir gereklilikti.  Günümüzde yaşamlarımız, Budo uygulayıp uygulamamıza bağlı değil.

Budo’da ya da yaşamın her hangi bir alanında yüksek bir seviyeye ulaşmak için, kişi belirli bir hareket özgürlüğüne sahip olmalı. Manevi olduğu kadar maddi anlamda da. Ailenizi geçindirmek için yeterli paranız yoksa, önceliğiniz elbette bu olmalı. 

Morihei Ueshiba’nın kendisi güçlü bir aileden geliyordu ve muhtemelen kırk yaşına gelene kadar ailesinin mal varlığından faydalanmıştı. Sokaku Takeda’nın öğrencisi olduğu dönemde, babası Yoroku onu maddi olarak destekledi. Sonrasında bir çok insan tarafından desteklendi. 

Hiroshi İkeda: Evet bu, doğru. Özellikle geçinme konusunda endişelenmenize gerek yoksa, o zaman kendinizi tamamen tek bir etkinliğe adayabilirsiniz. Eğer durum buysa, doğal olarak ne olursa olsun başarılı olursunuz. Ancak, bu günlerde bunu yapmak oldukça zor. Bu yüzden insanlar genellikle Aikido’yla birlikte başka bir iş daha yaparlar.

Eğitimi kolaylaştırarak dojo’nuzu başarılı kılmak kesinlikle esas olanı kaçırmaktır. Bana öyle geliyor ki, yüksek standartlar oluşturursanız ve kendinizi olabildiğince iyi bir rol model yapmaya çabalarsanız, insanlar doğal olarak dojo’nuza çekilir.

Konuyu biraz değiştirirsek, Boulder’ın diğer birçok şehre kıyasla şiddet konusunda nispeten daha az sorunu olduğuna inanıyorum. Aikido’nun şiddete tepki verme açısından ne gibi bir değeri olduğunu düşünüyorsunuz?

Hiroshi İkeda: Saldırıya uğrayan Aikidokalar hakkında bir çok hikaye duydum. Boulder’dan bir öğrenci, Aikido çalışmanın böyle bir durumda nasıl sakin kalmasına izin verdiğini anlattı. Birisi bir bıçakla yaklaştığında, bir şekilde direnmeye veya tepki vermeye çalışmak doğaldır. Ancak bu öğrenci, olay anında sakin kalmasının, sonunda hayatını kurtarmaya yardımcı olduğunu düşünüyor; direnmeye çalışsaydı öldürülebilirdi.

Daha “saldırı odaklı” bir savaş sanatı uygulayıcısı, kötü bir karakterle karşılaştığında “Tamam, hadi bakalım!” gibi düşünmeye daha meyilli olabilir. Ama karşınızdaki kişi silahlı olabilir, ki öyleyse dünyanın en büyük Karate şampiyonunun bile muhtemelen hiç şansı yoktur. Yani son tahlilde, tehlike karşısında zihin durumunu koruyabilme yeteneği birincil mesele gibi görünüyor.

Sonuç olarak, gelecek için ne düşünüyorsunuz?

Hiroshi İkeda: Umarım mümkün olduğu kadar uzun süre eğitime devam edebilirim. Yaşım kaç olursa olsun, herkesle pratik yapmaya devam edebileceğim umuduyla sürekli çalışıyorum. Farklı öğretmenlerden mümkün olduğunca öğrenmeye devam etmek ve kendi Aikido’mun ne kadar büyüyüp gelişebileceğini görmek istiyorum. Ayrıca üniversite yıllarımda ve Hombu dojo’da, Saotome Sensei ve Kuroiwa Sensei gibi öğretmenlerden öğrendiğim her şeyi paylaşmak istiyorum. Sert veya yumuşak ya da ikisinin arasında bir yerde, benimsedikleri tarz ne olursa olsun herkesin bu eğitimlerden bir şekilde fayda görebileceğini düşünüyorum. 

Hiroshi İkeda Sensei, çok teşekkür ederiz.


Kaynak: İnterview with Hiroshi İkeda
Çeviri: Oğuzhan Yılmaz

Paylaş:

Fikrini paylaş

Your email address will not be published. Required fields are marked*