web analytics
Bos Ayna 4 Ocak 2020
KİSSHOMARU UESHİBA: MODERN AİKİDO'NUN MİMARI
Günümüzün Aikido dünyası, herkesten çok İkinci Doshu Kisshomaru Ueshiba’nın damgasını taşır. Kurucu Morihei Ueshiba’nın kendisi bile, Kisshomaru kadar etkili olmamıştır. Aikido hakkındaki genel kanıların aksine bunun şok edici bir ifade olduğunun farkındayım. Açıklayayım.

Her şeyden önce, Aikido II. Dünya Savaşı sonrası bir fenomendir. Morihei Ueshiba ve onun yeni savaş sanatı, savaştan öncesinde halktan çok dövüş sanatları çevrelerinde biliniyordu. Bugün Aikido haline gelen şey, 1955’ten sonra Aikikai Hombu Dojo himayesinde, Ueshiba ailesi tarafından şekillendirildi.

Bu yayılma sürecinde ve Aikikai Aikido’sunun içeriği söz konusu olduğunda, belirleyici kişi Kurucunun oğlu Kisshomaru Ueshiba’dan başkası değildir. 1942’de Kisshomaru, 21 yaşındayken henüz yapılanma sürecinde olan Aikikai’nin operasyonel kontrolünü üstlendi. Morihei Ueshiba emekli olup Iwama’ya çekilmişti. II.Dünya Savaşı alevlenmişti ve Tokyo yakında bombalanacaktı. Kisshomaru, bir üniversite öğrencisiyken,  donanımı yeterli olmasa da liderlik pozisyonunu almak zorunda kaldı. 1999’da ölümüne kadar dünyanın en büyük Aikido organizasyonu olan Aikikai’nin başkanı olarak görevine kesintisiz devam edecekti.

Aikikai savaştan sonra 1955 yılına kadar zorluklar içinde ve kısıtlı hareket edebiliyordu. O dönemde Kisshomaru, sanatın gelecekteki yönünü fazla düşünmeden, daha iyi zamanlar gelene kadar Aikido yapısının kalıntılarını  bir arada tutmaya çalışıyordu. Hatta, kendini ve yıkık Aikikai dojo’yu destekleyebilmek için bir güvenlik şirketinde tam zamanlı işe girmek zorunda kalmıştı.

Daha sonra, Aikido genel halk arasında dikkat çekmeye başladığında, muhteşem olmasa da, istikrarlı bir şekilde büyümesini  sağlayacak politikaları, yaşlılar grubuyla birlikte yavaş yavaş şekillendiren Kisshomaru’ydu.

Aikikai, 1950’lerin sonlarından itibaren, ciddi bir başarıya imza atacak hamleler yapmaya başladı. Japonya’daki üniversitelerde ve şirket bünyelerinde, büyüyen bir dojolar ve Aikido kulüpleri ağı kurulmaya başlandı. Ayrıca, ana organizasyona sadık kalan Japon eğitmenleri yabancı ülkelerdeki kilit noktalara gönderdiler. Birçoğu yurt dışında büyük Aikido organizasyonları kurdu.

Ayrıca Kisshomaru ve Koichi Tohei  1960’ların başında İngilizce ve diğer Avrupa dillerinde bir dizi kitap yayınladılar. Bu çalışmalar, dünya çapında bir kitleye Aikido’nun teknik ve teorik bir çerçevesini sundu ve Aikikai’yi sanatın merkezi otoritesi haline getirdi.

Birçok yönden etkileyici, büyük bir figür olmasına rağmen, Morihei’nin savaş sonrası rolü öncelikle sembolikti ve Aikikai işlerinde karar verici değildi. O-Sensei doğası gereği kolay sinirlenir ve genellikle Aikikai’nin öğretim uygulamalarını eleştirirdi. Sonuç olarak, organizasyonun işleyişinden uzaklaştı.  Zamanının çoğunu arkadaşları ve yakın öğrencileriyle ve Iwama’daki evinde geçirmeye başladı.

Birkaç on yıl sonrasına hızlıca bakalım ve sonra sanatın günümüzdeki durumuna dönelim. Elbette, etki ve büyüklük açısından bir çok organizasyonu gölgede bırakan, Aikikai ağına odaklanalım.

Toplu olarak bakıldığında, Aikikai organizasyonu dünyanın her yerine dağılmış on binlerce okuldan oluşur. Bildiğim kadarıyla, gerçek sayıların doğru bir araştırması yok. Ancak Aikido çalışan insan sayısının iki milyona yakın olduğu tahmini,  sanatın kapsamı hakkında bir fikir verebilir. 

Bu okullarda izlenen müfredat, büyük ölçüde Kisshomaru Ueshiba’nın 40 yıllık bir süre boyunca yayınladığı teknik kitaplara dayanmaktadır. Çoğu Japonya’nın en büyük yayın şirketi olan Kodansha tarafından Japonca, İngilizce ve diğer birkaç Avrupa dilinde yayınlandı. Kisshomaru’nun ölümünden sonra ise, oğlu, şimdiki Doshu Moriteru Ueshiba, benzer kitapların üretimine devam etti.

Organizasyonun ana gelir akışını oluşturan dan sınavı prosedürlerini ve ücret yapılandırmaları da dahil olmak üzere, Aikikai’nin idari politikaları yıllar içinde Kisshomaru ve danışmanları tarafından dikkatle düzenlendi. 

1980’lerde ve 90’larda Kisshomaru, Aikikai dışındaki organizasyonların kabulüne yönelik uzlaşmacı bir duruş geliştirdi. 1974’te Koichi Tohei’nin istifası sırasında Aikikai’den ayrılan grupların yeniden entegrasyonu da buna dahildi. Bu, haklı olarak övgüyle karşılanan bir politikaydı.

Kisshomaru’nun etkin olduğu bir diğer alan ise, babası Morihei Ueshiba’nın imajını yeniden şekillendirilmesiydi.  Morihei Ueshiba’nın “Aikido’da Bir Yaşam” başlıklı biyografisi sayesinde Kisshomaru, sonraki birçok yazar tarafından birincil kaynak olarak kullanılan Aikido’nun erken tarihinin resmi bir versiyonunu ortaya koydu.

Öte yandan Kisshomaru, O-Sensei’nin manevi vizyonunu modern Japonca ve uluslararası okuyucu kitlesi için anlaşılır bir dilde  yeniden şekillendirdi. Bu, Morihei’nin konuşmalarında ve derslerinde kullandığı ezoterik Shinto yaklaşımlarının çoğunun çıkarılmasıyla başarıldı. Araç yine, Morihei’nin Aikido felsefesi hakkında Kodansha tarafından yayınlanan  bir dizi kitaptı. Bazı durumlarda, yazarlık Morihei’nin kendisine bile atfedildi. Profesör John Stevens, bu yayınların çoğunu İngilizce olarak tercüme etti ve düzenledi.

1963’te ABD’ye ilk ziyaretinde  Los Angeles’ta Kisshomaru Ueshiba ile tanışmamı çok net hatırlıyorum. O zaman, 42 yaşında, gözlüklü, sessiz ve alçak gönüllü biriydi. Az bir açıklama ile oldukça sade ve gerçekçi bir ders vermişti. Hiçbir şey gösterişli ya da abartılı değildi.

Sonraki 36 yıl boyunca Kisshomaru ile periyodik olarak temas kurdum ve onun ağır başlı bir baba figürüne dönüşmesini izledim. Aikikai içinde, kendisine sevgiyle bağlı insanlar tarafından her zaman takip edilen bir saygı merkezi haline geldi. Saygı değer karakteri oğlu ve şimdiki Doshu, Moriteru Ueshiba tarafından miras alındı ve şüphesiz Moriteru’nun oğlu Mitsuteru’ya da geçecek.


Yazar: Stanley Pranin
Çeviri: Oğuzhan Yılmaz
Kaynak: “Whose Aikido Are You Practicing? “ Aikido Journal

Fikrini paylaş

Your email address will not be published. Required fields are marked*