web analytics
Bos Ayna 23 Ocak 2020
Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba’nın hayatına baktığımızda, ciddi etkileri olan iki kişi göze çarpıyor. Birincisi Sokaku Takeda ve İkincisi ise  bu makalenin odak noktası olan
Onisaburo Deguchi.
Sokaku Takeda’nın Aikido tekniklerinin temelini oluşturan altyapıyı sağladığını söylersek, halihazırda güçlü bir inancı olan Morihei’ye, ince bir dokunuşla ruhsal iç görünün anahtarını verense Onisaburo Deguchi’dir. Aikido’nun etik çerçevesinin temelini oluşturan ise Oomoto Tarikatının vizyonudur.  

Oomoto İnancı

Oomoto inancının bu yüzyılın başlarındaki yükselişi, iki karizmatik figür sayesinde gerçekleşmişti. İlki, kurucusu olan, Nao Deguchi (1836-1918) adlı eğitimi olmayan, köylü bir kadındı. Diğeri ise, bu güçlü ve sıra dışı mezhebin öne çıkmasını sağlayan, dikkat çekici ve enerjik Onisaburo Deguchi idi.

Nao Deguchi, kocasını ve çocuklarını erken yaşta kaybederek yoksul ve trajik bir yaşam sürdü. 1896’da, 56 yaşındayken, çaresizliğin sınırına ulaştığını düşündüğü bir anda, kendini bir çeşit trans durumunda buldu ve yardımsever bir ruh tarafından ele geçirildiğini hissetti. Eğitimi olmayan Nao yazamadığı için sözlerini yazdırmaya başladı. Yazılan metinlerde, ruh dünyasıyla ilgili vahiyler ve sürekli bir sosyal eleştiri vardı. İnsanlıktan yeni bir ahlak benimsemesi ve sosyal kurumlarını canlandırmasını istiyordu. Vizyonu, tüm insanları eşit olarak kabul eden evrensel bir Tanrı’ya dayanıyordu, ki bu o zamanlar yaygın olan ve ilahi İmparator figürüne odaklanan Shinto inancının tam tersiydi. 

1898’de Onisaburo sahnede göründüğü sırada Nao, çoktan bir takipçi kitlesi toplamaya başlamıştı. Onisaburo o sırada Şamanizmle yakından ilgileniyordu ve manevi görevinin insanlığa yardım etmek olduğunu anlamasını sağlayan bir dizi trans deneyimi geçirmişti. Onisaburo sonunda Nao’nun kızı Sumiko ile evlenerek Deguchi aile adını kabul etti ve genç Oomoto inancının büyümesinin ardındaki dinamik güç oldu.

Kyoto yakınlarındaki Ayabe’de kurulan Oomoto Tarikatı yirminci yüzyılın ilk yirmi yılında gelişti. Morihei Ueshiba, 36 yaşında ilk ziyaretini yaptığında Oomoto takipçilerinin sayısı yüz binlere ulaşmıştı.

Morihei Hokkaido’dan Ayrılıyor

Aralık 1919’da, kuzey Hokkaido’daki Shirataki-mura’nın bir sakini olan Morihei Ueshiba, babasının kritik sağlık durumu nedeniyle, derhal ana vatanı Tanabe’ye geri dönmesini isteyen bir telgraf aldı. Trenle,  Kansai bölgesinden geçerken Oomoto inancından oldukça etkilenmiş bir yolcu ile sohbet etti. Mezhebin öğretilerinden, mucize tedavilerinden ve karizmatik lideri Onisaburo Deguchi’den konuştular. O sırada duygusal olarak perişan durumda olan Morihei, yolunu birkaç gün uzatarak Ayabe’ye uğramaya karar verdi. Babasının iyileşmesi için dua edecek ve  Onisaburo Deguchi’nin yardımını isteyecekti. Bu karar Morihei’nin hayatında çok büyük bir etki yarattı.  

Ayabe Oomoto Merkezi’ne Yolculuk

Morihei Tanabe’ye döndüğünde babasının çoktan öldüğünü öğrendi. Bu büyük kayıp, içinde olduğu depresyondan kurtulamamasına sebep oldu ve ruhsal bir yön bulma çabasıyla, 1920 baharında ailesiyle birlikte Oomoto’nun merkezine, Ayabe’ye taşınmaya karar verdi. 

Onisaburo Deguchi’nin vesayeti altında Morihei çiftçilik ve manevi eğitim ile uğraştı. Coşkulu ve çalışkan Morihei, hızlı bir şekilde Onisaburo’nun güvenini kazandı. Morihei’nin savaş sanatlarındaki becerilerini öğrenen Oomoto lideri, onu  takipçilerine eğitim vermeye teşvik etti. Böylece Morihei’nin ilk dojo’su  “Ueshiba Juku” adıyla açılmış oldu. Burada Daito-ryu jujutsu formunu öğretti. Ünü istikrarlı bir şekilde büyüdü. Dojo’da eğitim alanların arasında liman kenti Maizuru’dan gelen rütbeli deniz personeli de vardı.  Dojo’nun duvarındaki Ueshiba’nın bir fotoğrafı, tank benzeri fiziğini ortaya koyuyor ve gücünü neredeyse elle tutulur biçimde hissettiriyordu. Onisaburo ise Morihei’nin orada olmasından ve bu gelişmelerden gurur duyuyordu. 

1922’de Morihei’nin hayatında bir başka dönüm noktası gerçekleşti. Sokaku Takeda Ayabe’yi ziyarete geldi. Zorlu Takeda’nın gözetiminde geçen beş aylık yoğun eğitim döneminde Ueshiba’nın Daito-ryu tekniklerini kavradığını ve önemli ölçüde derinleştiğini söyleyebiliriz. Bu buluşma, ikisi arasında hiçbir zaman tam olarak açıklığa kavuşamayan bir bağ yaratmıştı.

Moğolistan Macerası

Ueshiba’nın becerileri iki yıl sonra Şubat 1924’te, ütopik bir koloni kurma çabasıyla Moğolistan’a giden Onisaburo’ya, koruma göreviyle eşlik ederken sınanacaktı. Yolculuğun sonunda politik ve askeri çatışmaların ortasında kaldılar. Kaybeden taraftaydılar ve canlarını zor kurtardılar. Deguchi, Ueshiba ve grubun geri kalanı hapishaneye atıldı ve onları kesin bir idam cezası bekliyordu. Tüm grubun hapishanenin dışında zincirli vaziyette idamı beklerken çekilmiş ünlü bir fotoğrafı vardır. Bu fotoğrafın çekilmesinden çok kısa bir süre sonra Moğolistan’daki Japon konsolosunun müdahalesi hayatlarını kurtardı. Sınır dışı edildiler ve Japon polisinin gözetimi altında Japonya’ya geri gönderildiler.

Moğolistan’dan dönmesinin ardından Ueshiba, Amiral Isamu Takeshita ve eski başbakan Gombei Yamamoto gibi tanınmış isimler tarafından, kendi jujutsu stilini Tokyo’da öğretmesi için yavaş yavaş Ayabe’den uzaklaştırıldı. Eğitim seminerleri için Tokyo’ya birkaç ziyaret yaptıktan sonra, 1927’de ailesiyle birlikte taşındı. Bu hiçbir şekilde Oomoto inancıyla veya Onisaburo Deguchi ile olan ilişkisinin sonu değildi. Aksine, Onisaburo’nun, Ueshiba’ya güveni, 1932’de Oomoto himayesinde Budo Sen’yokai organizasyonunun kurulmasıyla daha da pekişti.  İlk başkan doğal olarak Morihei Ueshiba idi. Dojolar, özellikle Oomoto inananlarının  yoğunlaştığı bölgelerde kuruluyor ve  Ayabe, Kameoka ve Hyogo bölgesindeki küçük Takeda kasabasında düzenli dersler yapılıyordu. Özellikle Takeda, güçlü budokaların çoğunun toplandığı özel bir dojo’nun adresiydi. Ueshiba’nın Tokyo’daki Kobukan dojo’sundan ise Noriaki Inoue (Ueshiba’nın yeğeni), Gozo Shioda ve Rinjiro Shirata gibi eğitmenler düzenli olarak ders vermeye başlamışlardı.

Onisaburo ve Budo Sen’yokai

Budo Sen’yokai’nin faaliyetleri Aralık 1935’te meydana gelen İkinci Oomoto Olayı nedeniyle sona erdi. (Ç.N: İlki 12 Şubat 1921’de meydana gelmişti. Yaklaşık 200 polis, Ayabe’deki Omoto Genel Merkezine ve liderlerin evlerine baskın düzenlemiş, tüm liderler gözaltına alınmışlardı). Askeri hükumet bu kez inancı bastırmaya karar vermişti. Oomoto mülkiyetinin çoğu imha edildi. Onisaburo tutuklandı ve barışı ve majestelerini rahatsız etmekten mahkum edildi. Budo Sen’yokai dağıtıldı. Ueshiba ise saklanmak zorunda kaldı ve savaşın sonuna kadar da açık bir şekilde Oomoto ile ilişki kuramadı. Ueshiba’nın bu sıkıntılı dönemde kendisini uzaklaştırması, tarikattaki bazı kişiler tarafından eleştirilmişti. Bununla birlikte, Oomoto inancını bu karışık siyasi ortamda açık bir şekilde desteklenmesi, inşa etmek için uğraştığı her şeyi  yok edebilirdi. 

Bununla birlikte, 1950’lerde Aikido halka açık biçimde öğretilmeye başladığında Ueshiba,  Oomoto’yla ilişkisine devam etti ve düzenli aralıklarla Ayabe’yi ziyaret etti. Bugün hala Morihei Ueshiba, Oomoto inancı tarafından gururla anılmakta ve yazılarında sıklıkla adı geçmektedir. 


Çevirmenin notu:

Aşağıdaki iki paragrafı Oomoto resmi web sitesinin sık sorulan sorular bölümünden aldım. İlerleyen zamanlarda aynı kaynaktan başka çeviriler de yapmayı planlıyorum. Keza yalnızca bir savaş sanatı olarak değil aynı zamanda bir öğreti olarak Aikido’ya derinlemesine bakmama faydası olacağını düşünüyorum.

Soru: Oomoto ve sanatın nasıl bir ilişkisi var ?
Cevap: Oomoto öğretilerine göre Tanrı en büyük sanatçıdır ve insanlar sanat yaparak Tanrı’yı onurlandırırlar. Oomoto takipçileri her hangi bir sanatla uğraşmanın dini bir uygulama olduğuna inanırlar. Onisaburo ve Sumiko ile başlayarak tüm Manevi Liderler,  buna örnek teşkil ederler. Hepsi amatör sanatçılardır, bazıları kaligrafi, tanka şiiri, Noh draması, çay töreni, dokuma, seramik gibi geleneksel sanatlarda oldukça gelişmiş amatörlerdir.  Mevcut manevi lider dokuma yapıyor, çay kasesi üretiyor ve aynı zamanda bir çay seramonisi ustası. Onisaburo ömrünün sonuna doğru, yaklaşık 3.000 ilham verici çay kasesi yaptı ve süsledi. Birçok Oomoto takipçisi sanatı kendini geliştirmek ve Tanrı’yı övmek için uygular. Bazı Oomoto toplulukları, üyelerine tanka şiiri, hat sanatı, savaş sanatları, çay ve Noh öğrenmelerine yardımcı olacak programlar sunmaktadır.

Soru: Oomoto’nun Aikido ile bağlantısı nedir?
Cevap: Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba (1883-1969), 1919’da Ayabe’yi ilk kez 36 yaşındayken ziyaret ettikten sonra Onisaburo Deguchi’nin öğrencisi ve Oomoto takipçisi oldu. Oomoto’nun barış ve uyum öğretilerinin, yaratmaya çalıştığı yeni savaş sanatının saygın prensipleriyle çok uyumlu olduğunu fark etti. Birçok Oomoto takipçisi Aikido ve diğer savaş sanatlarını uygular.


Kaynak: Morihei Ueshiba and Onisaburo Deguchi, Josh Gold, Aikido Journal 2002
Çeviri: Oğuzhan Yılmaz

Fikrini paylaş

Your email address will not be published. Required fields are marked*