web analytics
Bos Ayna 2 Eylül 2018

İlk Yıllar

Goenkaji mesajı iletme yolculuğuna 1924’te, Myanmar’ın eski kraliyet başkenti Mandalay’da başladı.(Ç.N: Tam adı Satya Narayan Goenka’dır. İsmin sonuna gelen -ji eki saygı ifadesidir.) 50 yıldan kısa bir süre öncesine kadar Myanmar’da hala bir kral  vardı. Ülkenin güneyi ise İngilizler tarafından işgal edilmişti. Çekilmelerinin ardından Hindistan’dan gelen bir göçmen dalgası bölgeye girdi. Goenkaji’nin büyükbabası da bu insanların arasındaydı. Yeni gelenlerin çoğu gibi, o da servet peşindeydi. Ruhani olarak eğimli, dürüst ve saygın bir adamdı ve bir Hindu olsa da Myanmar halkına ve geleneklerine karşı saygı duymaya başlaması uzun sürmemişti.

Büyükbabası bu saygıyı Goenkaji’ye aktarmıştı. Daha küçük bir çocukken birlikte Mandalay’ın eteklerinde ünlü Maha Myat Muni pagodasına gitmişlerdi. Orada yaşlı adam gözleri kapalı oturup sessiz bir tefekküre dalmışken çocuk çevresindeki huzur atmosferini emerek sabırla büyükbabasını izlemişti. Saygısı, doğduğu topraklara karşı derin bir sevgiye dönüşmüştü. Bu derin sevgi uzun yaşamı boyunca asla sarsılmadı.

S.N. Goenka VipassanaÇocuk büyüdü ve birincilikle liseden mezun oldu. Eğitime devam etme fikri ne kadar çekici olsa da görev gereği ailesinin tekstil işine girmek durumundaydı. Daha sonra İkinci Dünya Savaşı felaketi araya girdi. Japon ordusu 1942’de Myanmar’ı işgal ederken, Goenkaji ailesinin büyük bir kısmının dağlardan ve orman yollarından güvenli biçimde Hindistan’a ulaşmalarına liderlik etti. Bu zorlu yolculukta ölen binlerce insandan daha şanslılardı.

Yeni bir başlangıç yaparak savaş yıllarını güney Hindistan’da geçirdiler. Japon’ların geri çekilmesinden bir süre sonra Myanmar’a döndüler. O zaman Goenkaji 20’li yaşlarındaydı. Hiç vakit kaybetmeden iş dünyasına dair olağanüstü yeteneğini gösterdi ve Hint toplumunun liderleri arasında yerini aldı. Ama sık sık anlattığı gibi, zenginlik ve şöhret ona hiçbir zaman huzur vermemişti. Aksine yaşadığı zihinsel gerilimler şiddetli migren ağrılarına sebep oluyordu. Zayıf düşüren ağrılara karşı bağımlılık yapacak dozlarda morfin kullanmak zorunda kalıyordu. Goenkaji, çözüm bulmak için Japonya, Avrupa ve Amerika’ya birçok kere seyahat etti ama hiçbirinin yardımı olmadı.

Vipassana ile Karşılaşma

Daha sonra bir arkadaşı, birkaç yıl önce Kuzey Yangon’da Sayagyi U Ba Khin tarafından kurulan Uluslararası Meditasyon Merkezine gitmesini önerdi. Fakir bir aileden gelen U Ba Khin,  dürüstlüğü ve etkinliği ile Myanmar hükümetinde yükselmiş, tanınan üst düzey bir memur olmuştu. Aynı zamanda rahip olmayan bir Vipassana öğretmeniydi. İç gözleme dayalı bu teknik, Myanmar’daki Budist rahipler topluluğununda kadim zamanlardan beri uygulanıyordu.

Goenkaji  meditasyon merkezine gitmeye ve orada öğretilen şeyi öğrenmeye karar verdi. U Ba Khin, bu genç adamın geldiğini gördüğünde bir Vipassana öğretmeni olarak görevini yerine getirebilecek etkili bir kişi olduğunu fark etmişti.

Buna rağmen Sayagyi U Ba Khin, 10 günlük bir kursa katılma talebini reddetti. Goenkaji migren ağrılarından kurtulmak için yardım istediğini söylemişti.

“Fiziksel bir hastalığı tedavi etmek için buraya gelerek, tekniği değersizleştiriyorsunuz. Gerginlik ve acı zihninden kurtulmak için gel; fiziksel faydalar otomatik olarak takip edecektir.” demişti U Ba Khin.

Goenkaji kabul etti ve birkaç aylık tereddütten sonra, 1955’te ilk dersine katıldı. İkinci gün kaçmak istediği halde, hayal bile etmediği faydalara ulaştı. Hayatının geri kalanda, her sabah söyleyişinde (ing: chanting)  Sayagyi U Ba Khin’e olan derin şükranını ifade edecekti.

Sonraki yıllarda, Goenkaji düzenli olarak Uluslararası Meditasyon Merkezine döndü. Birçok aile üyesi ve arkadaşını da beraberinde getirdi. Meditasyon ile birlikte, iş hayatını da devam ettiriyordu. Fakat 1963’te yeni kurulan askeri hükümetin başlattığı kamulaştırma programı bir dönüm noktası oldu. Goenkaji kurduğu işletmeleri ve servetinin çoğunu bir gecede kaybetti. İsmi infaz edilecek kapitalistler listesinde yer aldı. Bu durumu gülümseyerek kabul etti ve eski çalışanlarını ülkelerinin iyiliği için çalışmaya devam etmeye çağırdı. Şunları yazmıştı:

“Doğa öyle isterse… vücudumun her bir atomu bu kutsal toprakların tozuyla karışabilir. Ve doğanın benim için isteği, daha uzun yaşamam ise, hayatımın her nefesi anavatanıma şükran ile dolacaktır.”

center-s-n-goenka

Altın Yıllar

Sonunda Goenkaji için hayati tehdit ortadan kalktığında, daha sonra altın yıllar olarak andığı dönem başlamıştı. İş dünyasının sorumluluklarından kurtulmuştu. Öğretmeniyle daha fazla zaman geçiriyor, kurtuluşun öğretisi Dhamma’da giderek derinleşiyordu. Kendisi için bundan daha fazlasını istemiyordu. Ama U Ba Khin’in başka planları vardı. Buda’dan 2.500 yıl sonra, öğretinin Myanmar’dan çıkıp anavatanı olan Hindistan’a döneceğini ve buradan dünyanın her yerine yayılacağını söyleyen kadim kehaneti hatırlıyordu.

U Ba Khin’in en büyük dileği,  Buda’nın öğretisinin özü olan Vipassana tekniğini Hindistan’da yeniden tesis ederek kehaneti gerçekleştirmekti. Ne yazık ki, 1960’larda Myanmar Hükümeti vatandaşlarının yurtdışına çıkmasına izin vermiyordu. Ama Goenkaji Hint kökenli olduğu için izin alabilirdi.

Fırsat 1969’da ortaya çıktı. Goenkaji’nin ebeveynleri öncesinde Hindistan’a gitmişlerdi ve annesi hastaydı. Bu şartlar altında hükümet ona Hindistan’a seyahat için geçerli bir pasaport verebilirdi. Goenkaji yola çıkmadan önce, U Ba Khin tarafından resmen bir Vipassana öğretmeni olarak atandı. Myanmar’da Hintliler  için düzenlenen iki kursta Goenkaji,  U Ba Khin’in yanında öğretmenlik yaptı. Kurs mekanları Goenkaji’nin Hindistan’da karşılaşmayı beklediği koşullara uygun olarak seçilmişti. İlk kurs, Mandalay şehir merkezinde, film müziklerinin yükseldiği iki sinema arasında bulunan bir binanın çatı katındaydı. Konaklama, bambu matlardan yapılmış yataklarla sağlanıyordu. Ancak bu, öğrencileri rahatsız etmemişti ve Goenkaji, usta bir öğretmenden işbaşında eğitim alma şansına sahip olmuştu.

Goenkaji, bugün bize çok tanıdık gelen konuşmalarının ilkini, U Ba Khin’in yanında yaptı. Katılımcılar Hintli olduğu için Hintçe konuşmuştu. U Ba Khin çok iyi konuşamıyor ama dili anlıyordu. Sık sık Goenkaji’ye fısıldayarak yardım ediyordu; “Şimdi onlara Buda’nın bazı öğrencilerinden bahsedin! Anne Visakha’yı anlatın! Onlara Angulimala’yı anlatın!” Ve Goenkaji, öğretmeninin yönlendirmelerini aynen uyguluyordu. Daha sonra  U Ba Khin’in yanında bu konuşmaları yapmanın bir musluğu açmak gibi olduğunu söyleyecekti; hiçbir çaba sarf etmeden sözcükler akıp gidiyordu.

Hindistan’a

Haziran 1969’da Goenkaji, Yangon’dan Kalküta, Hindistan’a doğru uçağa bindi. Ayrılmadan önce, hocası ona şöyle demişti: “Giden sen değilsin. Ben gidiyorum, Dhamma gidiyor!” U Ba Khin Myanmar’ı terk edemiyordu ama öğrencisini,  Dhamma-duta (Dhamma temsilcisi) olarak gönderiyordu.

Goenkaji, bunun tarihi bir an olduğunun farkındaydı. Yine de Hindistan’daki kalışının kısa olacağını ve yakında saygın hocası ve sevgili vatanına döneceğini düşünüyordu. Aslında, yirmi yıllık bir yolculuğa çıktığını bilmiyordu. Az sayıda insanın kendisini tanıdığı ve Buda’nın öğretisinin itibar kaybettiği bir ülkeye gelmişti. “Vipassana” kelimesi neredeyse tamamen unutulmuştu. Ancak çok geçmeden, Goenkaji ailesinin yardımıyla ilk 10 günlük kursunu Mumbai’de gerçekleştirdi. Katılımcılar arasında ailesi ve Fransa’dan bir kadın da dahil olmak üzere bir avuç insan vardı. Kadın, kursun son gününde Goenkaji’yi ülkesine davet etti. Goenkaji ise 10 yıl sonra davetini tekrarlamasını söyledi.

İlk kurs kapıyı açmıştı ve yeni kurslar art arda geliyordu.  Dhamma Çarkı ana vatanında yeniden dönmeye başlamıştı. Myanmar’a dönüş beklemek zorunda kalacaktı. Vipassana’yı öğrenmeye istekli insanlar vardı ve Dhamma elçisi onları reddedemezdi. Goenkaji, kalabalık Hint trenlerinde üçüncü sınıf seyahatlerle ülkeyi baştan başa dolaştı. Ona yardım edecek eski bir öğrencisi yoktu. Kurs mekanında kendine bir oda ayarlıyor ve öğünlerde öğrencilerle oturuyor ya da yemek servisi yapıyordu. Çoğu zaman meditasyon salonu olarak bir çadır kullanılıyordu. Rajgir’de bir gece çıkan fırtına çadırı yıktı. Ama ertesi sabah erken saatlerde Goenkaji koltuğuna oturdu ve öğrencileri devam etmeleri için cesaretlendirdi.

Koşullar genellikle zordu. Çok az parası ve daha az desteği vardı. Karısı Illaichi (“Mataji” olarak anılır) Myanmar’da kaldığı için yalnızdı. Yine de yapmak için doğduğu şeyi yapıyor ve  yaşadığı sevinci yaymaya devam ediyordu.

İlk yıllarda, Goenkaji sadece Hintçe kurslar verdi. İngilizce biliyordu ama bunu iş amacıyla öğrenmişti ve sahip olduğu dil bilgisinin Vipassana meditasyonu öğretmek için yetersiz olduğunu düşünüyordu. Ancak ismi duyulmuş ve Hintli olmayan insanlardan istekler gelmeye başlamıştı. 1960’ların sonlarında ve 1970’lerin başlarında Hindistan’da, tanımlayamadıkları bir şeyleri aramaya gelmiş birçok Batılı vardı. Bazıları kurslara kabul edilmek için ısrar ediyorlar, ancak Goenkaji dil sıkıntısını öne sürüyordu. Bu kararlı öğrenciler sonunda Myanmar’a, U Ba Khin’e bir mektup yazdılar. Gecikmeden gelen cevapta U Ba Khin, Goenkaji’ye İngilizce derslere başlamasını söylüyordu. Her zaman olduğu gibi, Goenkaji öğretmeninin isteklerini derhal yerine getirdi.

İlk İngilizce kurs ekim 1970’te Himalayalar’da bir tepe istasyonu olan Dalhousie’de yapıldı. Ardından Buda’nın aydınlandığı yer olan Bodh Gaya’da bir kurs yapıldı. Genç Batılılar sürekli Goenkaji’ye gelmeye başladır. Bazıları Hindu sofuları gibi dolaşık saçlı ve yarı çıplaktılar. Bazılarıysa plaj tatili için gelmiş gibi giyiniyorlardı. Erkeklerin çoğu sakallıydı ve kadınların çoğunun uzun saçları açıktı. – Hintli kadınların yaptığı gibi düzgünce örgülü değillerdi.- Onların bu dağınık görünümleri Goenkaji için hiçbir fark yaratmadı; Dhamma’nın hazinesini ayrım yapmadan herkesle paylaştı. Bazıları 10 günlük bir invivaya katıldılar ve daha sonra hiç görülmediler. Bazılarıysa bir kurstan diğerine, Goenkaji’yi ülke çapında izlediler. Bu insanların arasında  farklı geleneklerin tanınmış figürleri haline gelecek kişiler ve Goenkaji tarafından atanacak en kıdemli Vipassana öğretmenleri de vardı.

Kısa zamanda Batılı gezginlere hitap eden kahve dükkanlarında ve restoranlarda Vipassana ilanları dolaşmaya başlamıştı. Goenkaji zengin ve melodik sesi nedeniyle bazen “şarkı söyleyen guru” olarak anılırdı. Buddha’nın öğretisi hakkındaki eski kompozisyonları ve kendi dizelerini Hintçe ve Rajasthanca dillerinde söylüyordu.  Sesi, soğuk bir sabah ya da akşamın geç saatlerde, meditasyon salonunun sessizliğinde, rahatlatıcı, yönlendirici ve canlandırıcı titreşimler yayıyordu.

Kurs başladığında Goenkaji meditasyon salonuna geliyor, sessizce oturuyor ve öğrencilerin yerlerini bulmalarını, minderlerini ayarlamalarını ve sessizliği sağlamalarını bekliyordu. Ardından ağzını açıp söyleyişine başladığında, o eski püskü kiralık odayı ya da rüzgarlı çadırı, içindeki herkesin içsel gerçekliği keşfetmenin büyüsüne kapıldığı, zamandan bağımsız bir mekana dönüştürüyordu. Saatler sonra bile orada öğrencilerle beraber oturuyordu. Her şeyi birinci elden yapıyordu; söylüyor, her güne özel yönlendirmeler veriyor ve akşam konuşmalarını yapıyordu. Dhamma, Goenkaji’den insanlara akıyordu.

Akşam 9:00’da günlük program sona eriyordu. Şafak öncesi soğuğunda başlayan uzun günden sonra öğrenciler yorgun oluyorlardı. Ama neredeyse hepsi her akşam yapılan soru cevap seansını kaçırmamak için salonda kalıyorlardı. İnsanlar Goenkaji etrafına toplanır ya da sıraya girerlerdi. Bazıları gerçekten sorularıyla onu sınamak ya da tartışma başlatmak istiyorlardı. Çoğunun ise gerçekten kafaları karışıktı ya da ajite olmuşlardı. Bazıları kendi görüşlerinin doğruluğunu onaylatmak, bazılarıysa onun yanlışlığını kanıtlamak istiyorlardı. Goenkaji her biriyle gülümseyerek, sık sık gülerek ve şefkatle ilgilendi. Genellikle soruları soranlar da sonunda onunla beraber gülmeye başlıyorlardı. Daha sonra kelimeleri hatırlamıyorlar ama ihtiyaç duydukları cevabı aldıklarını hissediyorlardı.

Kurslardan birinin sonunda, kapanış konuşmasının ardından öğrencilerle birkaç dakika daha meditasyon yaptı. Salondan çıkmak için yürürken Hintce söylemeye devam ediyordu; “Saba ka Mangal ho — Hepiniz mutlu olun, hepiniz mutlu olun.” Sesi yavaş yavaş uzaklaşıp, sonunda duyulmaz olduğunda öğrenciler bir Hint şehrindeki perişan odaya  geri döndüler. Dışarıda sokak satıcıları mallarını bağırarak satıyor, köpekler havlıyor, insanlar kavuşuyor, mektuplar okunuyor, trenlerin peşinden koşuluyor, planlar yapılıyordu. Ama öğrencilerin çoğu için içeride bir şey değişmişti ve hayat bir daha asla aynı olmazdı.

Geri Ödemenin Tek Yolu

goenkajiGoenkaji, mektuplarla öğretmenine rapor vermeye devam ediyordu ve U Ba Khin durumdan oldukça memnundu. Bir kursta 37 öğrenci olduğu haberi geldiğinde eski Pali metinlerini hatırlayarak  “37 aydınlanma faktörü için otuz yedi kişi!” demişti. Ardından 100 öğrencinin kursa katıldığını öğrendi;
“Bir gün bunun da küçük bir kurs sayılabileceğini kim hayal edebilirdi ki.”  

Goenkaji, Ocak 1971’de Bodh Gaya’da Burma Budist Vihara’da kurs verirken, bir telgrafla Sayagyi U Ba Khin’in son nefesini verdiği haberini almış ve öğrencilerine “O ışık sonunda söndü,” demişti. Öğretmeninin kaybını derinden hissediyordu. Ancak kısa bir süre sonra, öğretmeninin varlığının her zamankinden daha güçlü olduğunu fark etti. Sanki U Ba Khin’le Hindistan’da yeniden buluşmuşlar gibi hissediyordu.

Devam etmek dışında ne yapacaktı ki? Öğretmeni, acıdan kurtulmaktan umudunu kestiği bir zamanda ona yardım etmişti. U Ba Khin sevgiyle ona Vipassana öğretmiş ve öğretmesi için onu eğitmişti. Goenkaji’yi bir öğretmen olarak atamış, ona bir görev vermiş ve yoluna göndermişti. Goenkaji bu görevi hayatının sonuna kadar sürdürecekti. Bunu kursun her günü, sabah söyleyişlerinde tekrar ediyordu;

“Her gözenekten şükran aksa da bu borcu asla ödeyemem. Dhamma hayatını yaşamak, acı çeken insanlara hizmet etmek, Dhamma’nın mutluluğunu herkesle paylaşmak – tek geri ödeme budur.”

Goenkaji’nin yaptığı da buydu. Hindistan’ın uzak güneyinden Himalayalara, batı Gujarat’ın çöllerinden Bengal ormanlarına kadar  yoluna devam etti. Manzara değişti, yüzler değişti. Kendisi de değişiyor ve yaşlanıyordu ama yolculuk hep devam etti.

Dhamma Tepesi

İlk yıllarda kurslar geçici tesislerde yapılıyordu. Ashramlar, viharalar, kiliseler, okullar, hacıların dinlenme evleri, pansiyonlar, sanatoryumlar,  ucuza kiralanabilecek her yer. Bu yerlerin hepsi işe yarıyordu ama her birinin farklı dezavantajları vardı.  Kiralanan mekan kursa hazır hale getiriliyor ve ardından toparlanarak eski halinde teslim ediliyordu. Bu işlem ciddi bir efor ve zaman gerektiriyordu. Böylece yıl boyunca kursların yapılabileceği Vipassana meditasyona özel bir mekan arayışını başladı.

Tam da bu sebeple 1973’te, Igatpuri kasabasında, bir dükkân sahibi ve genç bir belediye çalışanı, Deolali kasabasından Mumbai’deki evine dönmekte olan Goenkaji’nin arabasını yolda durdular. Kasaba dışında birkaç olası yer bulmuşlardı ve göstermek için ısrar ediyorlardı. Goenkaji isteksizce kabul etti; bacağı yakın zamanda bir kırıktan dolayı alçıya alınmıştı ve eve dönüşünü geciktirmek istemiyordu.

İlk iki yer açıkça uygun değildi, ama görülecek bir tane daha vardı. Araba uzun zamandır kullanılmayan bozuk bir yola döndü. Sonunda devasa mango ağaçlarının gölgesinde, İngiliz yönetimi günlerinden kalma binalarla çevrili bir tepeye çıktılar. Binaların çoğu kötü durumdaydı, keçiler bungalovlara girip çıkıyorlardı. Arka planda çıplak bir dağın zirvesi görülebiliyordu. Goenkaji birkaç dakika gözlerini kapadı. Sonra, “Evet, uygun bir yer” dedi. Aynı anda onunla birlikte seyahat eden iş adamı araziyi satın almayı teklif etti. Bu, daha sonra Dhamma Giri – Dhamma Tepesi olarak bilinecek olan merkezin başlangıcıydı.

Merkez mütevazı bir şekilde hayatına başladı  ve esas olarak Batılı öğrencilere ev sahipliği yaptı. Merkezde ikamet edenler Goenkaji’ye, zamanlarını nasıl geçirmeleri gerektiğini sorduklarında şu cevabı aldılar;
“Meditasyon yapın, meditasyon yapın, meditasyon yapın. Kendinizi temizleyin ve meditasyon merkezini temizleyin.“ Önce kuyu suyu ve fırçalarla çalışmaya başladılar. İşler yoluna girdikçe, asıl görevleri olan meditasyona günde 6-8 saat ayırmaya başladılar. Giderek daha çok insan merkeze geldi ve inşaat başladı. Dhamma Giri, resmen 1976’da açıldı.

Heyecan verici ama bir o kadar da zor bir zaman oldu. Sık sık olduğu gibi, maliyet aşımları yaşanmıştı. İnşaat işinin yüklenicilerine borçları vardı ama ödeme yapacak paraları yoktu. Mesela öğretmenlerin kalacağı bir mekan yapmak için bütçe yoktu. Goenkaji bunu öğrenince özel bir mekanda kalmayı reddetti. Bunun yerine, o ve eşi Mataji, su tesisatı bile olmayan yurtlardan birine taşındılar. Yatakhanenin yanında bir alan bambularla çevrelenerek banyo görevi görüyordu ve herkes gibi ortak tuvaletleri kullanıyorlardı.  Dhamma Giri’de ilk yarı yılı, yüklenicilere ödeme yapılabilmesine kadar böyle geçirmişlerdi.

Nihayetinde daha fazla fon gelmeye başladı ve merkeze yeni binalar eklendi. Bunlardan biri, U Ba Khin’nin merkezindekine benzeyen bir pagodaydı. Batılı gönüllülerden oluşan bir ekip, Hintli işçilerin yanında çalışıyordu. Bodh Gaya’daki Burma manastırında yaşayan bir rahip, dekoratif işlere yardım etmek üzere gelmişti. 1979’un başlarında, pagoda resmen açıldı. Bu vesileyle U Ba Khin’in merkezdeki yardımcılarından Sayama Daw Mya Thwin ve yine U Ba Khin’e bağlı çalışan memurlardan biri olan kocası U Chit Tin merkeze gelmişlerdi.

Çok geçmeden başka bir dönüm noktası gerçekleşti ve Goenkaji, Batı’daki ilk derslerini vermek üzere uçağa bindi. On yıl önce onu davet eden kadın, o zaman aldığı cevabı hatırlıyordu. Bu kez davetini  Fransız Yoga Öğretmenleri Federasyonu adına tekrar etmişti.

Hindistan’dan Dünyaya

S.N.Goenka KonuşmaGoenkaji zamanın geldiğini hissediyordu. Eski kehanet -Dhamma’nın Myanmar’dan Hindistan’a döneceği- geride kalmaya başlamıştı. Ancak kehanet aynı zamanda, Dhamma’nın Hindistan’dan tüm Dünya’ya yayılacağını da söylüyordu. Artık görev bu sözleri yerine getirmekti.

Bu görevi üstlenmeden önce, Goenkaji’nin diğer ülkelere seyahat edebilmesi gerekiyordu. Myanmar pasaportu sadece Hindistan için geçerliydi. Denedi ama daha fazlası için onay alamadı. Goenkaji isteksizce, vatandaşlığını değiştirmek ve bir Hint pasaportu almak zorunda kalacağını fark etmişti. Hala evi olarak gördüğü ülkeye bir bağı vardı, ama bir Dhamma elçisi olarak bunu yapmak zorundaydı.

Hint vatandaşı olmak ve yeni bir pasaport almak o kadar da kolay değildi. Söylenenlere göre, Goenkaji’nin ne yaptığını görmek için bazı gizli ajanlar Dhamma Giri’ye gelmişlerdi. Her adımda gecikmeler oluyordu. Ama son dakikada barikatlar ortadan kalktı ve nihayet Goenkaji ve Mataji, Paris uçağına bindiler. Myanmar’dan Hindistan’a gelmelerinden neredeyse tam 10 yıl sonra yeniden yola çıkıyorlardı.

O yıl Goenkaji, Fransa’da iki kurs, ardından Kanada’da bir tane ve Birleşik Krallık’taki iki kurs daha verdi. Eski öğrenciler çok sayıdaydı ama daha önce Vipassana’yla hiç tanışmamış birçok yeni insan da vardı. Bir sonraki kış, bazıları Dhamma Giri’ye yolculuklar yaptılar. Bu, önümüzdeki yirmi yıl boyunca bir model oldu. Bu süre zarfında Goenkaji, Hindistan dışına yıllık seyahatler düzenledi. Sadece Avrupa ve Kuzey Amerika’yı değil, aynı zamanda Japonya, Tayvan, Avustralya, Yeni Zelanda, Sri Lanka ve Tayland’ı  ziyaret etti. Nihayetinde 1990’da Myanmar’a giderek ilk kez evine dönmüş oldu.  Tüm bu yerlerde ve daha fazlasında, Goenkaji tarafından öğretilen Vipassana’yı öğrenmeye ve uygulamaya adanmış merkezler oluşmaya başlamıştı.

Yeni Bir Odak

Goenkaji’nin misyonu büyük bir sıçrama yapmıştı, ancak bu beraberinde yeni bir sorunu getirmişti: Vipassana öğrenmek isteyen çok sayıda insana nasıl hizmet edebilirdi? Tek başına öğretiyordu. Dolayısıyla yapılan kurs büyükte olsa Goekaji’nin kişisel olarak ilgilenebileceği öğrenci sayısı sınırlıydı. Tek bir cevap vardı. 1981’in sonundan itibaren, bizzat verdiği kursların ses kayıtlarını kullanarak yeni kursları yönetecek  asistan öğretmenler yetiştirmeye ve atamaya başladı. Bir asistan öğretmen tarafından yönetilen ilk 10 günlük kurs,  Bodh Gaya’da hacıların misafirhanesi olan ve Goenkaji’nin çok zaman geçirdiği Burma Vihara’da gerçekleşti. Aylar içerisinde dünya çapında kurslar yapılmaya başlandı. Bugün 150’den fazla daimi merkez ve geçici tesiste, yıllık yaklaşık 2.500 kurs düzenlenmekte ve görev alan yüzlerce asistan öğretmen her yıl yaklaşık 150.000 kişinin Vipassana öğrenmesine yardımcı olmaktadır.  1994’ten itibaren Goenkaji, en deneyimli asistan öğretmenleri tam teşekküllü öğretmenler olarak atamaya başladı. Bu öğretmenler Dünya çapında 300’ü aşkın yerde kurs programlarına ve merkezlere rehberlik ediyorlar.

Asistan öğretmen programı Goenkaji’nin diğer büyük projelere odaklanmasını sağladı. Halka açık konuşmalara daha çok zaman ayırdı ve Davos, İsviçre’de yapılan 2000 Dünya Ekonomik Forumu da dahil olmak üzere birçok etkinlikte yer aldı. Aslı Pali dilinde yazılmış olan Tipitaka’yı (Buda’nın öğretilerini kaydeden en eski metinlerin tümü) pek çok farklı dilde ücretsiz olarak sunan Vipassana Araştırma Enstitüsü’nü kurdu. Delhi’deki Tihar Hapishanesinde ve diğer pek çok ıslahevinde tutuklular için devam eden Vipassana programlarının geliştirilmesini sağladı ve kendisi Nisan 1994’te Tihar’da “Bin Kişilik Kurs” olarak anılan kursu yönetti. Çocuk kurslarının geliştirilmesi için bir program başlattı. Sıklıkla Vipassana ve Buda’nın öğretisi üzerine yazılar yazdı. Mumbai eteklerinde, Global Vipassana Pagoda’nın yapımına ilham verdi. Yangon’daki Shwedagon Pagodası’nın biraz küçük bir kopyası olan bu merkezin amacı, çok fazla insanın Buda’nın öğretisini öğrenmesine vesile olmaktı. Ayrıca Vipassan’nın bir armağan gibi Hindistan’a dönmesine vesile olan Sayagyi U Ba Khin’e ve  Myanmar’a  adanmış şükran dolu bir semboldü.

Yıllar geçtikçe, çeşitli onurlandırmalar ve ödüller arka arkaya dizildiler. Goenkaji “Bilgi Okyanusu”, “Dhamma’nın Meşale Taşıyıcısı”, “Doktrinin Üstadı”, “Büyük Vipassana Dünya Öğretmeni” ve daha pek çok isimle anıldı. Myanmar ve Sri Lanka hükümetleri onu bir devlet misafiri olarak davet etti ve 2012’de Hindistan Hükümeti ona en yüksek sivil ödüllerinden biri olan Padma Bhushan (“Değerli Lotus”) ödülünü verdi. Bunların hepsinde, Goenkaji ısrarla, Dhamma’yı onurlandırmaya devam etti.

Son Yıllar

Hayatının son yıllarında Goenkaji’nin sağlığı bozulmaya başlamıştı. Tekerlekli sandalye kullanmak durumundaydı. O zengin, heyecan verici ses zayıflamıştı; uzun konuşmalar yapmakta zorlanıyordu. Ancak hastalık ve yaşlılık hayatını zorlaştırmış olsa da asla görevini bir kenara bırakmadı. Elinden gelen en iyi şekile, Dhamma’yı öğretmeye ve başkalarına ilham vermeye devam etti.

Discourses by S N GoenkaŞöhreti ve gördüğü saygı arttıkça, bazıları ona geleneksel bir Hint gurusu gibi davranmaya başladılar. Bu her zaman reddettiği bir roldu. Global Pagoda’da göründüğü zaman, insanlar sanki sunabileceği bir sihri varmış gibi ona dokunmaya çalışıyorlardı. Bu tür davranışlar onu hayal kırıklığına uğratıyordu, çünkü bir Dhamma elçisi olarak yaptığı iş ile hiçbir ilgisi yoktu. 2002’de New York’ta bir konuşmasında “Ben sadece ortalama bir insanım” demişti. Hindistan’da, herhangi bir öğretmen “Guruji” olarak adlandırılabilir ve Goenkaji’nin  de bazı öğrencileri bu ismi sevgiyle kullanmışlardır. Ama eğer kendisinin bir başlık kullanması gerekiyorsa, geleneksel Pali ünvanı olan kalyana-mitta ünvanını tercih ederdi:  “kişinin refahını düşünen arkadaş”.

Öğrencilerinin fotoğraf çekmelerine engel olamasa da onlara takılmayı ihmal etmiyordu:  “Yeterince fotoğrafım yok mu?” Diğer taraftan, fotoğrafının meditasyon salonlarında veya Vipassana merkezlerindeki herkese açık yerlerde gösterilmesine hiç bir zaman izin vermedi. Aydınlanmış olup olmadığı sorulduğunda, “Öfkemden, nefretimden veya hastalığımdan özgürleştiğim kadar aydınlandım” diyordu. Hiçbir zaman özel bir aşamaya ulaştığını iddia etmedi. Yalnızca bu yolda, kendisinden öğrenmeye gelenlere göre birkaç adım önde olduğunu söylüyordu.

Çoğu zaman insanlar bir kursun sonunda ona teşekkür ettiğinde cevabı her zaman aynıydı:
“Ben sadece bir enstrümanım. Dhamma’ya ve ayrıca sıkı çalışmanızdan dolayı kendinize teşekkür edin. ”

2010 yılında, “U Ba Khin, Dhamma’yı getiren kişiden daha önemlidir” demişti. “İnsanlar uzun bir süre önce İmparator Ashoka tarafından, Hindistan’ın komşu ülkelerine Dhamma’yı götürmek için gönderilen habercilerin isimlerini unuttular. Bugün, Buda’nın öğretisinin bu yeni çağında, insanlar U Ba Khin’i hatırlamalıdırlar U Ba Khin’i” İnsanların kendisini hatırlayıp hatırlamayacağını hiçbir zaman umursamadı.

Yine de onu tanıyanlar için Goenkaji her zaman unutulmaz kalacaktır. Uzun zaman önce, U Ba Khin “Vipassana’nın zamanı şimdi geldi” demişti. Dünyanın dört bir yanına bu mesajı ileten ise Satya Narayan Goenka olmuştu. Dhamma bilgeliğinin, alçakgönüllülüğün, merhametin, özverinin ve dengeliliğin yaşayan bir örneğiydi. Dhamma’nın güzelliği hakkında sık sık konuşurdu. Kendi güzelliği ve meditasyon salonundan ayrılırken söyleyişine devam eden sesi uzun süre hatırlanacak:
“Hepiniz mutlu olabiliriz… mutlu olun… mutlu olun”


Metnin aslının buradan okuyabilirsiniz.

Çeviri:
Oğuzhan Yılmaz

Leave a comment.

Your email address will not be published. Required fields are marked*