web analytics
Bos Ayna Ceviri 9 Haziran 2018
Saya Thetgyi Boş Ayna Vipassana

İlk Yıllar

Saya Thetgyi (Burma dilinde Sa ya ‘taji şeklinde okunur), Rangoon’un sekiz mil güneyinde, Pyawbwegyi çiftçi köyünde 27 Haziran 1873’te doğdu ve Maung Po Thet adını aldı. İki erkek kardeşi ve bir kız kardeşi vardı. Maung Po Thet on yaşına geldiğinde babası öldü ve annesi tek başına dört çocuğa bakmak zorunda kaldı.

Annesi, sebze börekleri satarak aileyi geçindiriyordu. Maung Po Thet de annesine yardım edebilmek için köyün çevresinde dolaşarak börek satmaya çalışıyordu. Ama sokaklarda bağırarak dolaşmak için fazlaca utangaçtı. Bu yüzden böreklerini satamadan eve geri dönüyordu.  Sonunda annesi küçük kız kardeşini yanına almasını söyledi: Maung Po Thet, kafasındaki bir tepside börekleri taşıyacak ve küçük kız da bağırarak satış yapacaktı.

Aileye destek olmak zorunda kaldığı için, örgün eğitimi sadece altı yılla kısıtlı kalmıştı.  Ailesi herhangi bir toprağa veya çeltik (pirinç) tarlasına sahip değildi. Hasattan sonra tarlalarda bırakılan çeltik saplarını toplarlardı. Bir gün eve dönerken, Maung Po Thet kuruyan bir havuzda küçük balıklar buldu. Onları yakaladı ve köy göletine bırakmak için eve getirdi. Annesi gördüğünde, önce balıkları yakaladığı için oğluna kızdı. Ama sonra niyetini anladığında, “Sadhu, sadhu!” diye bağırdı. (iyi söyledin, iyi yaptın). Kimseyi azarlamayan iyi kalpli, nazik bir kadındı ama akusala (ahlaksız) herhangi bir davranışı asla hoş görmezdi.

Ondört yaşındayken, Maung Po Thet, öküz arabası sürmeye  ve tarlalardan çeltik yüklemeye  başladı. Günlük kazancını annesine veriyordu. O zamanlar o kadar ufak tefek bir çocuktu ki arabaya binebilmek için yanında bir kutu taşıyordu.

Pyawbwegyi köyü, Rangoon nehrine akan birçok kol tarafından beslenen düz bir ekili ovadadır. Pirinç tarlaları su doluyken, yön bulmak bir problem haline gelir. Yaygın seyahat yollarından biri, sampan denilen uzun ve düz dipli teknelerdir.  Maung Po Thet bir sonraki işinde bir sampan kürekçisi olmuştu. Yerel pirinç değirmenlerinden birinin sahibi, küçük çocuğun  gayretli çalışmasını fark etmiş ve ona  ayda altı rupi ücretle, değirmende sürekli bir taşıma işi vermişti. Maung Po Thet bu dönemde değirmende tek başına yaşadı. Her gün çalışıyor ve bezelye ya da pirinç işlemlerinden kalanlarla besleniyordu.

saya-thetgyi Vipassana Boş Ayna

Başlarda Hintli bekçiden ve diğer işçilerden pirinç alıyordu. Kendisine, öğütülmüş pirinçten dökülenlerden ya da hayvan yemi olarak ayrılan pirinçten alabileceğini söylediler. Maung Po Thet, değirmen sahibinin bilgisi olmadan pirinç almak istemediğini söyleyerek reddetti. Değirmen sahibi bunu öğrendi ve izin verdi. Maung Po Thet artık pirinç artıklarını  yemek zorunda değildi. Ayrıca çok yardımsever ve istekli bir çalışan olduğu için sampan ve araba sahipleri de ona pirinç vermeye başlamışlardı. Yine de Maung Po Thet, bir taraftan da eskisi gibi pirinç artıklarını toplamaya devam ediyor ve  güçleri pirinç almaya yetmeyen fakir köylülere veriyordu.

Bir yıl sonra maaşı on rupiye, iki yıl sonra on beşe çıkarıldı. Değirmen sahibi ona kaliteli pirinç alması için para teklif etti ve ayda yüz çuval pirinci ücretsiz öğütmesine izin verdi. Aylık maaşı annesine oldukça iyi bakmasına yeten yirmi beş rupiye yükseldi.

Maung Po Thet on altı yaşına geldiğinde, geleneklere uygun olarak  Ma Hmyin ile evlendi. Karısı, iyi bir arazi sahibi ve çeltik tüccarının en küçük kızıydı. Çiftin bir kızı ve bir oğlu oldu. Burma geleneğini takiben, Ma Hmyin’in ailesi ve kız kardeşleriyle bir arada yaşıyorlardı. Kız kardeşlerin genç olanı Ma Yin bekar kaldı ve başarılı bir küçük işletme kurdu. İleride, U Po Thet’i meditasyon yapması ve öğretmesi konusunda destekleyecekti.

Ma Hmyin’in en büyük kız kardeşi Ma Khin ise, Ko Kaye ile evlendi ve oğlu Maung Nyunt dünyaya geldi. Ko Kaye, aile çeltik tarlalarını yönetiyordu. Şimdi U Po Thet veya U Thet (Mr. Thet) olarak çağrılan Maung Po Thet, aynı zamanda çeltik alım ve satımında kendini göstermeye başlamıştı.

Çocukken, U Thet  bir keşiş çırağı olma fırsatına sahip değildi. (Çırak olmak Burma’da yaygın ve önemli bir uygulamadır). Sadece yeğeni Maung Nyunt’un on iki yaşında bir çırak olduğu zaman, U Thet de ona katıldı ve daha sonra bir süreliğine, resmen keşiş (bhikkhu) oldu.

Anapana Meditasyonuna Giriş

Yirmi üç yaşındayken,  keşiş olmayan öğretmeni, Saya Nyunt ile meditasyon yapmaya başladı ve Anapana’yı öğrendi. Yedi yıl boyunca uygulamaya devam etti.  U Thet ve eşinin, köyde yakınlarda yaşayan birçok arkadaşı ve akrabası vardı. Böylece bu süre boyunca, kalabalık bir aile ve arkadaşlarıyla uyum içinde ve huzurlu bir  yaşam sürdüler.

Dönüm Noktası Felaketi ve “Ölümsüzün” Arayışı

1903’te bir kolera salgını köyü vurunca bu sade barış ve mutluluk paramparça oldu. Bir kaç gün içinde pek çok köylü öldü. U Thet oğlunu ve genç kızını (söylenene göre kollarında) kaybetmişti.  Kayın biraderi Ko Kaye, karısı ve  U Thet’in kızının oyun arkadaşı olan küçük kızları da hastalıktan kurtulamamışlardı.

Bu felaket U Thet’i derinden etkiledi ve hiçbir yerde acısına bir sığınak bulamadı. Umutsuzca bu sefaletten bir çıkış yolu bulmak istiyordu. Karısı,0 Ma Yin ve diğer akrabalardan köyünü terk etmek ve “ölümsüz” arayışına çıkmak için izin istedi.

U Thet, Burma’nın her yerini dolaştı, dağlara tırmandı ve orman manastırlarını ziyaret ederek, keşişlerle ve diğer öğretmenlerle çalıştı. Sonunda ilk hocası Saya Nyunt’un önerisiyle, Monywa’ya, Ven.Ledi Sayadaw ile pratik yapmak için kuzeye gitti. Sadık arkadaşı ve takipçisi U Nyo kendisine tüm yolculuğu boyunca eşlik ediyordu.

Bu ruhsal arayış yılları sırasında, U Thet’in karısı ve ailesi Pyawbwegyi’de kaldılar ve pirinç tarlalarını yönetmeye devam ettiler. İlk yıllarda herkesin iyi olduğunu görmek için birkaç kez geri döndü. Ailenin geliştiğini gördüğü zaman, daha fazla meditasyon yapmaya başladı. U Thet, yedi yıl boyunca Ledi Sayadaw’la birlikte kaldı. Bu süre zarfında, eşi ve Ma Yin, aile tarlalarının hasatından her yıl para göndererek onu destekledi.

Köye dönüş

Yedi yıl sonra U Nyo ile birlikte, köyüne geri döndü.  Ancak eski hayatına geri dönmedi. Ledi Sayadaw, ayrılış zamanında samadhi (konsantrasyon) ve panna (bilgelik) geliştirmek için gayretle çalışmasını tavsiye etmişti. Böylece sonunda öğretmeye başlamıştı.

U Thet ve U Nyo, Pyawbwegyi’ye ulaştığında, Dhamma salonu olarak kullandıkları aile çiftliğinin kenarındaki dinlenme evine (sala) gittiler. Burada sürekli meditasyon yapmaya başladılar. Sala’nın yakınında yaşayan bir kadın, invizaları boyunca onlara günde iki öğün yemek pişiriyordu.

Bir yıl boyunca bu şekilde devam etti. Meditasyonunda hızlı bir gelişme gösterdi ve dönem sonunda öğretmeninden tavsiye alma ihtiyacı hissetti. Ledi Sayadaw ile konuşamadı, ancak öğretmenin kitaplarının evinde bir dolapta olduğunu biliyordu. Bu yüzden kılavuzlara başvurmak için oraya gitti.

Karısı ve kız kardeşi, böyle uzun bir yolculuktan sonra eve dönmemesine kızmışlardı. Karısı boşanma kararı bile almıştı. Kızkardeşler  U Po Thet’i eve yaklaşırken gördüklerinde, hoş karşılamamaya karar verdiler. Ama U Po Thet kapıya geldiğinde kendilerini onu karşılarken buldular. Bir süre konuştular, U Thet onlardan af diledi ve aralarında her şey yeniden yoluna girdi.

Onu çay ve yemek için davet ettiler. U Po Thet onlara kitapları gösterdi. Artık sekiz kurala bağlı yaşadığını ve normal hayatına geri dönmeyeceğini açıkladı. Bundan sonra erkek ve kız kardeş olacaklardı. Eşi onu her sabah  yemek için eve gelmeye çağırdı ve desteklemeye devam etmeyi memnuniyetle kabul etti. U Po Thet cömertlikleri için son derece minnettardı ve karşılığını vermenin tek yolunun onlara Dhamma’yı vermek olduğunu söyledi.

Karısının kuzeni U Ba Soe de dahil olmak üzere diğer akrabalar da onunla görüşmeye geldiler. Yaklaşık iki hafta sonra, U Thet öğle yemeğine gelmek için çok fazla zaman harcandığını söyledi. Bu yüzden Ma Hmyin ve Ma Yin öğlen yemeğini sala‘ya göndermeyi teklif ettiler. İlk başta köydeki insanlar öğrenmek için ona gelmekten çekiniyorlardı. U Thet’in çabasını yanlış yorumladılar; kayıplarının acısından ve uzun süre köyde olmayışında dolayı hislerini kaybettiğini düşündüler. Ancak yavaş yavaş konuşmalarından ve eylemlerinden, gerçekten de Dhamma’ya uygun olarak yaşayan, dönüşmüş bir insan olduğunu fark ettiler.

Vipassana Öğretmeye Başlaması

Saya Thetgyi tam Boş Ayna VipassanaU Thet’in akrabalarından ve arkadaşlarından bazıları, onlara meditasyon öğretmesini istedi. U Ba Soe, tarla ve evin sorumluluklarını üstlenmeyi teklif etti. U Thet’in kız kardeşi ve yeğeni yemek hazırlamak için sorumluluk aldı. U Thet, Anapana’yı 1914’te kırk bir yaşındayken yaklaşık on beş kişilik bir gruba öğretmeye başladı. Öğrencilerin hepsi sala‘da kalıyor, bir kısmı da zaman zaman eve gidip geliyordu. Meditasyon öğrencilerinin yanı sıra meditasyon yapmayan insanlara da söylemler verdi. U Thet, Dhamma hakkında az bir teorik bilgiye sahip olduğunu söylüyordu ama dinleyicileri, konuşmaların ne kadar öğretici olduğunu gördüklerinde, buna inanmayı reddettiler. Eşi ve ailenin cömert maddi desteği ve diğer aile üyelerinin yardımlarıyla U Thet, Dhamma salonuna gelen meditasyoncuların tüm yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını karşıladı. Hatta bir defasında, Vipassana kursuna katılan işçilerin alamadıkları ücretlerini telafi etmek için onlara ödeme yapmıştı.

Bir yıl boyunca öğrettikten sonra, 1915 yılında, U Thet, eşi, kız kardeşi ve birkaç aile üyesini Monywa’ya, o zamanlar yaklaşık yetmiş yaşında olan Ledi Sayadaw’a saygılarını sunmaya götürdü. U Thet, öğretmenine meditasyon deneyimleri ve verdiği derslerden bahsettiği zaman, Ledi Sayadaw çok memnun oldu. Bu ziyaret sırasında, Ledi Sayadaw asasını U Thet’e verdi ve şunları söyledi: “İşte, benim büyük çırağım, asamı al ve git. İyi sakla. Bunu sana yaşamını uzatması için değil bir ödül olarak veriyorum. Böylece hayatınızda hiç bir aksilik olmayacak, başarılı oldunuz. Bugünden itibaren, zihin ve madde’nin (rupa ve nama ) Dhamma’sını altı bin kişiye öğretmelisiniz. Sizin tarafınızdan bilinen Dhamma bitmez tükenmezdir. Bu yüzden sasana’yı (Buda’nın öğretisinin dönemi) çoğaltın. Sasana’ya saygı gösterin.

Ertesi gün Ledi Sayadaw, manastırının bütün keşişlerini çağırdı. U Thet’ten on ya da on beş gün boyunca onları bilgilendirmek için kalmasını istedi. Sayadaw, keşiş topluluğunu şöyle dedi; “Hepiniz her şeyi şeyi not edin. Keşiş olmayan bu kişi benim büyük öğrencim, alt Burma’dan U Po Thet. Benim gibi meditasyon öğretebiliyor. Meditasyon çalışmak isteyenler onu takip etsin. Ondan tekniği öğrenin ve pratik yapın: Siz, Dayaka Thet (keşişlerin yemek, cüppeler, ilaç vb. gibi ihtiyaçlarını karşılayan ama keşiş olmayan kişiler), Dhamma’nın zafer bayrağını benim yerime taşıyın. Bu manastırdan başlayarak.”

Dhamma’nın Meşale Taşıyıcısı

U Thet daha sonra  yirmi beş keşişe Vipassana meditasyonunu öğretti. Bu noktada Saya Thetgyi (‘saya’  öğretmen anlamına gelir  ve  ‘gyi” ise saygıyı ifade eden bir son ektir) olarak anılmaya başladı.

Ledi Sayadaw, Saya Thetgyi’nin onun adına Dhamma’yı öğretmesini teşvik etti. Ancak  teorik bilgi eksikliğinden dolayı öğrencisinin cesaret biraz kırıktı. Saya Thetgyi, Ledi Sayadaw’ın üretken yazılarının çoğunu kalpten biliyordu. En bilinen Sayadawların (keşiş öğretmenleri) bile hata bulamadığı şekilde, kutsal metinlerden örnekler vererek Dhamma üzerine açıklamalar yapabiliyordu. Yine de Ledi Sayadaw’ın Vipassana’yı onun yerine öğretmesini emretmesi ciddi bir sorumluluktu ve Saya Thetgyi endişeliydi. Öğretmenine derin bir saygıyla eğildi ve dedi ki, “Öğrencileriniz arasında, kutsal metinleri en az öğrenenler arasındayım. isteğiniz üzerine Vipassana’yı öğreterek, sasana’yı genişletmek, son derece ince ve ağır bir görevdir, efendim. Bu yüzden, herhangi bir zamanda açıklama istemem gerekirse, bana yardım ve rehberlik etmelisiniz. Lütfen benim desteğim olun ve lütfen gerektiğinde beni uyarın.”

Ledi Sayadaw, “Göçüp giderken bile  sizi bırakmayacağım” diyerek ona güvence verdi. Ardından Saya Thetgyi ve akrabaları güney Burma’da köylerine döndü. Ledi Sayadaw’ın  uzun soluklu emrini yerine getirme planlarını diğer aile üyeleriyle tartıştılar. Saya Thetgyi, Burma’yı dolaşmayı ve bu şekilde insanlarla daha fazla temas kuracağını düşünüyordu. Ama Ma Yin şöyle dedi: “Burada bir Dhamma salonunuz var ve öğrencilerimize yemek hazırlayarak size destek olabiliriz. Neden burada kalmıyorsunuz ve kurslar vermiyoruz? Vipassana’yı öğrenmek için buraya gelecek olan pek çok kişi var.” Böylece Saya Thetgyi Pyawbwegyi’deki sala’da düzenli kurslar yapmaya karar verdi ve hemen başladı.

Ma Yin’in öngördüğü gibi, pek çok kişi gelmeye başladı ve Saya Thetgyi’nin bir meditasyon öğretmeni olarak ünü hızla yayıldı. Pali metinlerinde ustalaşmış olanların yanı sıra basit çiftçilere ve işçilere de öğretti. Köy, İngilizlerin yönetimindeki Burma’nın başkenti olan Rangoon’dan uzak değildi, bu yüzden U Ba Khin gibi hükümet çalışanları ve şehirliler de geliyordu. Daha fazla insan meditasyon öğrenmek için geldikçe Saya Thetgyi, U Nyo, U Ba Soe ve U Aung Nyunt gibi daha yaşlı, tecrübeli meditasyoncuların bazılarına asistan öğretmenler olarak atandı. Merkez yıllar içersinde gelişmeye devam etti. Rahipler ve rahibeler de dahil olmak üzere iki yüzden fazla öğrencisi vardı. Sala’da yeterince yer yoktu, bu yüzden deneyimli öğrenciler evlerinde meditasyon yaptılar ve sadece konuşmaları dinlemek için geldiler.

Eleştirileri Sükunet İle Karşılamak

Ledi Sayadaw’ın merkezinden döndüğü andan itibaren, Saya Thetgyi tek başına yaşamış, günde sadece bir öğün yemeğini yalnız ve sessizlik içinde yemişti. Hiç bir zaman keşişler gibi meditasyon becerileri üzerine konuşmamıştı. Sorulduğunda, kendisi veya başka bir öğrencinin elde ettiği meditasyon aşamasını asla söz etmezdi. Ancak Burma’da Saya Thetgyi’nin bir anagami olduğu (kurtuluştan önceki son aşamaya ulaşmış kişi) olduğuna inanışı yaygındı. Burma’da “Anagam Saya Thetgyi” olarak biliniyordu. O zamanlar keşiş olmayan Vipassana öğretmenleri nadir olduğu için, Saya Thetgyi keşiş öğretmenlerin karşılaşmadığı bazı zorluklarla karşı karşıya kaldı. Örneğin, bazıları tarafından kabul edilmiyordu. Çünkü keşişlerin kutsal kitaplarda öğrendikleri gibi biri değildi.  Saya Thetgyi, bu eleştirileri basitçe görmezden geldi ve uygulamanın sonuçlarının kendileri için konuşmasına izin verdi.

Bir keresinde, çiftliğinde çalışan pirinç işçilerinin bir kısmı, onu hasattan paylarını alıkoymakla suçladı. Her ne kadar çiftlik yönetiminden emekli olmuş olsa da, ilişkiyi düzeltmek için öne çıktı. Öfkeyi üretmeye devam etmemeleri ve böylece kendileri için daha fazla zararlı koşullar yaratmamaları adına onlarla konuştu.

Son Yıllar

Otuz yıl boyunca kendisine gelen herkese, kendi deneyimi ve Ledi Sayadaw’ın kitaplarının rehberliğiyle meditasyon öğretti.  1945’te, yetmiş iki yaşındayken, binlerce kişiye öğretme görevini yerine getirmişti. Karısı ölmüş, Ma Yin ise  felç olmuştu. Kendi sağlığı da artık pek iyi değildi. Dhamma salonunun bakımı için elli tane pirinç çeltik tarlasını kenara ayırarak tüm mülklerini yeğenlerine dağıttı.

Yıllarca tarlalarını süren yirmi su bufalosu vardı. Onları iyi bakacaklarını bildiği insanlara dağıttı ve şöyle dedi; “Sizler benim yardımcım oldunuz, pirinci büyüttünüz, teşekkürler. Artık işinizden kurtuldunuz. Daha iyi bir varoluş için bu tür bir yaşamdan özgürleşin” Saya Thetgyi, hem tedavi için hem de öğrencilerini görmek için Rangoon’a taşındı. Bazı öğrencilerine Rangoon’da ölebileceğini ve cesedinin daha önce hiç yakılma yapılmayan bir yerde yakılmasını söyledi. Ayrıca, küllerinin kutsal yerlerde saklanmaması gerektiğini de belirtti. Çünkü tamamen özgürleşmiş bir kişi, bir arahant değildi.

Öğrencilerinden biri, Shwedagon Pagoda’nın kuzey yamacında Arzanigone’de bir meditasyon merkezi kurmuştu. Yakınlarda İkinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilmiş bir bomba sığınağı vardı. Saya Thetgyi bu sığınağı meditasyon mağarası olarak kullandı ve geceleri yardımcı öğretmenlerinden biriyle orada kaldı. Rangoon’lu öğrencileri (Muhasebeci U Ba Khin ve Gelir Vergisi Komiseri U San Thein de dahil olmak üzere) zamanın izin verdiği kadar onu görmeye geldi. Herkese uygulamalarında gayretli olmalarını, meditasyon çalışmak için gelen keşiş ve keşişelere saygılı olmalarını, bedende, konuşmada ve zihinde disiplinli olmalarını ve yaptıkları her şeyde Buda’ya saygılarını göstermelerini öğütledi.

Saya Thetgyi, her akşam Shwedagon Pagoda’ya gitmeye alışıktı, ama yaklaşık bir hafta sonra, yeraltı sığınağında oturmaktan soğuk aldı ve ateşi yükseldi. Hekimler tarafından tedavi edilmesine rağmen durumu kötüleşti. Durumu ilerledikçe, tüm ailesi Pyawbwegyi’den Rangoon’a geldi. Her gece, elliden fazla öğrenciyle meditasyona oturdular. Bu grup meditasyonları sırasında, Saya Thetgyi hiç bir şey söylemedi ve sessizce meditasyon yaptı.

Bir gece saat 10: 00 civarında , Saya Thetgyi bazı öğrencileriyle beraberdi. (U Ba Khin o sırada orada olamadı) Sırt üstü uzanıyordu. Nefes alışı uzamış ve yüksek sesli hale gelmişti.  Öğrencilerin ikisi dikkatle izliyor ve diğerleri sessizce meditasyon yapıyordu. Tam olarak 11:00 de, nefesi daha da derinleşti. Her alış verişi yaklaşık beş dakika sürmüş gibi görünüyordu. Bu şekilde üç nefesten sonra, soluması tamamen durdu ve Saya Thetgyi vefat etti.

Vücudu Shwedagon Pagodası  kuzey yamacında yakıldı. Sayagyi U Ba Khin ve öğrencileri daha sonra o noktaya küçük bir pagoda inşa ettiler. Ama belki de bu eşsiz öğretmenin en uygun ve kalıcı anıtı, Ledi Sayadaw tarafından kendisine verilen, Dhamma’yı toplumun her katmanına yayma görevinin hala devam ettiği gerçeğidir.

 

Yazının aslını buradan okuyabilirsiniz. 

Öğretmenler görseli: 
http://www.globalpagoda.org/saya-thetgyi

Çeviri:
Oğuzhan Yılmaz

Leave a comment.

Your email address will not be published. Required fields are marked*