Seminerler için 10 tavsiye

thumbKatıldığım ilk aikido semineri, günlük çalışmalarımızı yapmaya alıştığımız dojonun dışında, her gün birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızdan başka kişilerle çalışmak durumunda olduğumuz zorlu bir deneyimdi. Chuseikan Dojo’nun kurucularından biri olan Guy Hagen Sensei‘nin seminer tavsiyelerini okurken, o günleri tekrar hatırladım ve düşündüm ki ne kadar deneyimli olursan ol, bazı şeylerin tekrar tekrar hatırlatılması iyi geliyor.

Her seminerden önce gözatılabilecek bu notlar, yeni başlayanlar için seminerleri daha az korkutucu hale getirebilir ve minderde geçen saatler herkes için daha verimli hale gelebilir.

1_ Derin sularda yüzün
Neresi olduğunu bilirsiniz. Genelde dojonun ön ve merkez kısmı olmakla beraber aslında yüksek seviyeli ve aktif insanların çalıştığı kısımdır burası. Sakatlığınız ya da çalışmanızı sınırlayacak herhangi bir durum söz konusu olsa bile ağırdan alan ve zorlanmak istemeyen kişilerle birlikle kenarda vakit geçirme alışkanlığına kapılmayın. Sıkı çalışan öğrencilere yakın olun. Sensei’yi düzgün biçimde görebileceğiniz ve onun da sizi ve gayretinizi görebileceği yer tam burasıdır. Unutmayın minderde çalıştığınız konum, çalışmanızın gidişatını etkiler.

2_ İki kere kazanın
Katıldığınız bir sonraki seminerde çevrenize dikkat edin. Seminer öncesinde, sonrasında ya da dersler arasında öğrencilerin çoğunun rahat biçimde beklediklerini ve çevrede oturduklarını göreceksiniz. Böyle gösteri için sahneye çıkmak üzereymiş gibi davranmayın. Birini yakalayıp aktif biçimde ısının, seminer temalarını tekrar keşfedin. Bir parça fazladan çalışmanın sürpriz kazanımları olabilir. Soyunma odasında ya da seminer akşamında verilen partide geçirilen zamanların ne kadar değerli olabileceğini keşfedin.

3_Gözünüz daima Sensei’de olsun
Basitçe zihinsel bağlantı ya da farkındalık anlamına gelen Zanshin, geliştirilmesi gereken önemli bir beceridir. Üst düzey eğitmenler, (özellikle ASU içinde), ileri seviyelere gelmiş öğrencilerin sadece kuralları ve ritüelleri takip edebilmelerinden çok, sezgilerine ve doğal hareket edebilme yeteneklerine değer verirler. Kalabalığın içinde çalışırken, Sensei’ye kazara çarpmayın ve partnerinizin çarpmasına izin vermeyin. Sensei’nin nerede olduğunu her zaman bilin. Bu bir sınav ya da zanshin’i geliştirmek için bir fırsat olabilir.

4_… ve inisiyatif almaya hazır olun
Sensei öğretmek için orada. Eğitmenler her zaman, ilgili ve öğrettiği şeyi öğrenebilecek öğrencilere ulaşmak isterler. Minderin etrafında dolaşırken öğrencilerle göz teması kurarlar. İçgüdülerine güven. Söylenmemiş olsa da bu an, sensei ile çalışabilmek için bir fırsat olabilir; ya da olmayabilir. Bileğini tutmak için hamleni yaptığında cevap alamazsan ya da sensei başka yöne giderse, kibarca çalışmana geri dön ve daha sonra tekrar dene. Deneyimli öğrenciler Sensei’ye uke olabilecekleri anı yaratmaya çalışmalılar ki Sensei onlar üzerinde bazı önemli noktaları açıklayabilsin. Bu çaba aynı zamanda sezginin geliştirilmesidir. Yeni başlayan öğrenciler bunun için acele etmemeli.

 

5_Sensei’yi asla bekletmeyin
1622027_646371448794104_5410454041026504141_nBu, önceki iki maddeyle yakından ilişkilidir. Doğrudan en üst seviyeli eğitmenlerden teknik öğrenmeye başladığınızda ve onlarla bir usta çırak ilişkisi kurmayı başardığınızda Aikido eğitiminiz yeni bir seviyeye ulaşır. Bu ilişki genellikle Sensei sizi bir seminerde uke olarak seçtiğinde başlar. Çoğu öğrenci içinse (özellikle bu kuralları takip etmeyen ya da çalışmasına çok dikkat etmeyenler) o an hiç gelmeyebilir. Sensei’nin sizi uke almayacağını düşünürseniz, almaz. Bazen de Sensei sizi almayı düşünür ve siz orada oturup acaba kimi alacak diye düşünürsünüz. Bu sırada Sensei vazgeçer ve bir başkasını alır. Her zaman atılmaya hazır olmalısınız. Seminerin herhangi bir anında, Sensei’den, atak yapmanızı istediğine dair ufacık bir işaret yakaladığınızda anda harekete geçebilmelisiniz. Asla uyuklarken yakalanmayın. Tabi ki sizden çok daha deneyimli öğrenciler önceliği alıyorlarsa, geride kalabilirsiniz. Ama olumsuz hisler yaratmayın ve her zaman tetikte olun. Unutmayın bu bir yarışma değil; bir dahaki sefere yakalarsınız. Sensei’nin uke olarak seçtiği ileri seviyeli öğrenciler anında harekete geçerler. Bu öğrenciler Sensei’nin hangi uke’yi ve hangi atağı istediğini bilmek için sezgilerini geliştirmeli, tam zamanında ve tereddüt etmeden hareket geçebilmek için Sensei’nin tam karşısında olmalılar. Sensei’nin istediği şeyi o sormadan bilebilmek için çalışmalılar. Sözsüz iletişim, sezgi ve her an hazır olmak savaş sanatları çalışmasının önemli parçalarıdır.

6_Çalışma teklifinde bulunun
Çalışmanın başlarında minderdeki en etkileyici, üstü kuşak ve ciddi öğrencinin kim olduğunu anlamaya dikkat edin. Bazen bunlar eğitmenin hemen yanında oturan öğrencilerdir. Emin olamadıysanız kime dikkat etmeniz gerektiğini ya da kimin iyi bir aikidoka olduğunu başka öğrencilere sorabilirsiniz. Öğrendiğinizde önlerine çıkın ve çalışın. Sensei çalışmayı durdurmak için el çırptığında, ileri seviyeli bir öğrencinin yakınına oturmak için hızlı davranın. Çalışma tekrar başladığında, etrafına bakınmasına fırsat vermeden eğilerek selam verin. Tabi ki bazen hali hazırda bir partnerinin olduğunu belirtebilir size. (Onlar da bu kuralları izliyor, unutma) Bunu kişisel bir reddedilme gibi algılamayın ve derhal “tabi ki, peki daha sonra çalışabilirimiyiz” diye sorun. Hayır cevabı almazsınız. Dersler arasındaki zamanları, bu ileri seviyeli ve ciddi çalışan öğrencilerle tanışmak için kullanın. Kendinizi tanıtın, sohbet edin ve bir sonraki derste birlikte çalışmak için randevu alın. Bir eğitmenle birebir çalışmaktan daha hızlı bir öğrenme yolu yoktur. Aynı zamanda ileri seviyeli öğrencileri, eğitmenin gösterdiklerini öğrenmeye çalışırken izlemek de oldukça öğreticidir. Tabi ki kendinizi bu üst kuşakları kovalama işine kaptırıp eski dostlara zaman ayırmayı ve yenilerini edinmeyi ihmal etmeyin.

7_Tavır herşeyden önemlidir.
Bazı öğrenciler 6. kurala tepki gösterirler. Ben daha çok yeniyim, benimle çalışmak istemezler diye düşünürler. Üst kuşaklı bir öğrenciye, birlikte çalışacağı kişide olması gereken en önemli özelliğin ne olduğunuzu sorarsanız cevap hiç bir zaman “çok fazla teknik bilmesi” olmayacaktır. Çoğu zaman cevap birlikte çalışması keyifli ve faydalı olacaktır. Herkes seviyesinin ne kadar yüksek olduğunundan bağımsız olarak enerjik, gayretli ve keyifli bir çalışmayla populer bir partner olabilirler. Enerji ve gayret her zaman gereklidir ve aynı zamanda bulaşıcıdır. Her zaman gülümseyin. Partnerinize, çevredeki herkesten daha sıkı çalışmak istediğinizi ve inanılmaz şeylerin gerçekleşmekte olduğuna inancınızı gösterin. Tekrar tekrar sizinle çalışmak isteyecekler.

8_Hazırda bir sorunuz olsun.
Er ya da geç seminerde, belki de seminer akşamı partide kendinizi Sensei’nin önünde bulacaksınız. Sensei size bakacak ya da sohbet esnasında bir sessizlik olacak. İşte hazırlandığınız fırsat bu. Sadece boşluğu doldurmaya yarayan “partiyi beğendiniz mi” sorusu yerine, önceden hazırlanmış anlamlı bir sorunuz olmalı. Çalışmaya dikkat ettiğinizi gösterecek bir soru size, Sensei ile birlikte düşünme şansı verecektir. Bir Sensei’ye onu neyin Aikido’ya çektiğini ya da kendi eğitmeniyle olan ilişkisini sormak her zaman verimli olur. Böylece sizin seviyenizde olduğu zamanlardaki deneyimleri yolunuza ışık tutar. Sensei’ye teorilerinizi ispat etmeye ya da ne kadar zeki olduğunuzu göstermeye çalışmayın. Öğretmeye çalıştıkları prensipler ya da dersin konseptiyle ilgili dürüst bir soru sorarsınız, bu muhtemelen size beklenmedik bir birebir çalışma şansı ve kişisel bir eğitim anı sağlar. “Sensei şunu söylediğinizde bunu mu kastediyorsunuz” ya da ” Sensei kastettiğiniz şeyi hissedebilirmiyim” gibi bir soru seminerde öğrendiklerinizi daha belirgin hale getirebilir ve belki de ileride kendi öğrencilerinizle paylaşabileceğiniz harika bir hatıra yaratır.

9_ Bir “şeyi” yanınızda götürün
İyi bir seminerin en açık özelliği, daha ilk dersten aylarca üzerine çalışmak isteyeceğiniz inanılmaz bir şey deneyimlemenizdir. Seminerin ortasına doğru elinizde hatırlamanız gereken çok fazla inanılmaz şey olur. Herşeyi hatırlamaya çalışırsanız, muhtemelen hiçbirşeyi hatırlamazsınız. Bir düşünceyi, prensibi, fikri, bir hissiyatı ya da bir tepkiyi aklınızda tutmaya çalışın. Eve dönerken yanınızda götürün. Kendi dojonuza döndüğünüzde onunla deneyler yapmaya başlayın. Her zaman kendi Sensei’nizin gösterdiği şeyleri çalışın. Ama bununla birlikte seminerde yaptıklarınızdan öğrendikleriniz uygulamaya, içselleştirmeye çalışın. Kendinize kişisel bir bakış açışı yaratın. Seminerden aklınızda tuttuğunuz “noktanızı” katılan diğer öğrencilerle tartışın, notlarınızı ve görüşlerinizi karşılaştırın. Unutmayın bazen en önemli nokta Sensei’nin sözleri olamayabilir. Bu bazen açıklamaları keşfederkenki hissiyatınız, düşünceleriniz ve ya tepkileriniz olabilir. Kurduğunuz bağlantılar, her türlü zihinsel ve fiziksel ilişkiler daha sonra eğitiminiz içinde büyümeye başlayacak olan tohumu oraya ekebilirler.

10_ Arkadaş edinin
Aikido’nun en muhteşem tarafı, dünyanın dört tarafına yayılmış ve hayat boyu sürecek arkadaşlıklar yaratmasıdır. Birlikte keyifle çalışacağınız insanları tanıyın ve dersten sonra da onlara zaman ayırın.

Çeviri sırasında yapmış olabileceğimiz hatalara karşı, yazının aslını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın