Yaşam İçin Aikido

Zamanında okuyup, notlar aldığım, üzerine kafa yorduğum kitapları, bir süre sonra tekrar okumak keyifli olabiliyor. Özellikle araya yeterince zaman girdiyse ve bu zamanda ben de boş durmayıp kendime bir şeyler katmayı başardıysam. Sanki ilk defa okuyormuşum gibi; kitap bir fikrin ışığını yakıyor ve daha önce nasıl gözden kaşırmışım bunu diye düşünüyorum. Belki de gözden kaçırmadım, sadece o fikre hazır ya da yeterli değildim, zamanı değildi. Şimdi ise bir anda anlamlı oluverdi. Tekrar okumak iyidir, bazıları içinse zaruridir.

İstanbul otobüsüne doğru hareketlenmeden önce yolda ne okusam diye düşünüp, kütüphanemi kurcalarken, kalın kitapların arasında gözden kaybolmuş bir kitap çağırdı beni. 134 sayfalık, “Yaşam İçin Aikido” isimli kitabı uzun zaman önce okumuştum. Gakku Homma Sensei tarafından yazılmış ve ilk baskısı mart 2008’de MVT Yayıncılık tarafından çıkarılmış. Güzel dedim, yolda iyi gider, çabuk da biter, dönünce başka bir şey okurum.

Gerçekten yolda güzel gitti. Ama kitap bu kez, ilk paragrafta anlattığımdan farklı bir deneyime sebep oldu. Bu kez daha önce gözden kaçan bir şeyleri yakalamak yerine, o kadar tanıdık bildik şeyleri okudum ki. Sanki ben yazmışım kitabı.

Ders verirken, eşe dosta Aikido anlatırken ya da buralarda bir şeyler karalarken verdiğim örnekler vardı. İtiraf ediyorum bu örneklerin bazılarının tamamen bana ait olduklarını sanıyor ve hatta bazen ne güzel açıkladım diye gururlandığım oluyordu. Meğer değillermiş. Ben bunların bazılarını hatırlamadığım bir zamanda bu kitapta okumuşum. Demek ki öyle güzel içselleşmiş ki gayet tanıdık bildik olmuşlar.

Örneğin uke ve nage ilişkisini anlamak ve açıklamak oldukça zor bir konudur. Biri size saldıracak ve siz onu kaldırıp yere vuracaksınız. Ama bunu yaparken aranızda bir düşmanlık, hırs, mücadele olmayacak. Dışarıdan izleyen insanlar, bu ilişkiyi bazen yapmacık bir vurdu kırdı sahnesi gibi görür. Bazıları uyum ve dengeyi görür. Bazıları estetik görür. Kısaca Aikido herkese ayna olur aslında. Hayata bakışınızın bir yansımasını görürsünüz Aikido izlerken. Ama o iki kişi arasında bambaşka şeyler olmaktadır. (Bunun üzerine iki ayrı yazı var, bakınız: Dokunmak ve Vermek) Biri saldırır, diğeri ona göre hareket eder, temas başlar, denge oluşur, bozulur ve tekrar oluşur…sorun çözülmüştür. Adeta bıçak ve biley taşı gibi. Ukeniz sizin için biley taşıdır. Daha keskin olmanızı sağlar. Sonra yer değiştirirsiniz. Şimdi siz biley taşınız. Bu böyle sürer gider ve kişiler giderek gelişirler.

Ben bu örneği ve buna benzer bazılarını defalarca bir çok dersimde anlattım. Bu açıklamalar sayesinde bazı dersleri daha net anladım. Meğer bu ve bunun gibi hayat dair pek çok güzel örnek Gakku Homma Sensei tarafından yazılmış ve çok da güzel açıklanmış.

Bu arada Homma Sensei’nin dikkat çeken bir yönü daha var. Aikido merkezli bir sosyal yardım kuruluşu olan A.H.A.N(Aikido Humanitarian Active Network) kurucusu kendisi. AHAN, zor şartlara sahip pek çok ülkede çocuklar için eğitim merkezlerinin oluşturulmasından tutun da evsizlere düzenli yemek, kıyafet sağlanması gibi bir çok projeye imza atmış. Aynı kapsamla Homma Sensei 2008’de Bursa’da sokak çocuklarına destek amaçlı bir seminer vermiş. Halen çalışmalarını sürdürüyorlar.

Bir hamburgercinin akan çatısında, tabakta yarım bırakılan yemekte, her gün alelacele koşturuyor olmalarına rağmen bir türlü yetişemeyen insanlarda ya da bir parkta oynayan çocuklarda Aikido prensiplerini görmek, bunları bu kadar yalın aktarabilmek ve hayatın bir çok alanına aktif biçimde uygulayabilmek gerçekten bir başarıdır.  Okurken defalarca O’Sensei Morihei Ueshiba’nın sözü aklımdan geçti;

“Ben yürürsem, Aikido olur.”
O’Sensei Morihei Ueshiba

Bir Cevap Yazın