web analytics
Ece Arabul Günel 7 Temmuz 2014

gostonesAikido’da ana amaç her iki tarafın zarar görmemesini sağlayarak rakibi etkisizleştirmek diye düşünülebilinir.

Bunun için ne gerekir?

Öncelikle gerek saldırıda gerek savunmada kendi dengemizi korumalıyız. Bu da kesinlikle kalçalarımıza oturan ağırlık noktamız ile beraber hareket etmemiz anlamına geliyor.. Öne, yana, arkaya eğilemeyiz.. Kollar (ve tabi varsa silahımız) öyle rahatça bedenden ayrılıp uzaklaşamaz.. Biraz adab-ı muaşeret kurallarına benzedi ama vücudumuz hem kalkan hem kılıçsa omurgamız da çelik gibi olmalı.. Hareketlerdeki uyum ve yumuşaklıkla içimizdeki çeliğin çelişkisi zaten karşımızdakini alt ederken, izleyicileri hayran bırakıyor.

Savunurken iki amaç var; güce karşı doğrudan hedef olmamak ve rakibe açık nokta bırakmamak.. Yani atak çizgisinden çıkmak ve yenisine de izin verecek mesafede/konumda olmamak.. Aslında savunma ve saldırı içiçe; zira Aikido’da bir taraf hata yapana ya da izin verene kadar karşılıklı savunma ve saldırı devam eder.. Bu da savunmayı yaparken saldırıyı düşünmek demektir. Teknikleri öğrenirken yavaşlık özellikle bu yüzden vurgulanıyor; farkındalık olmadıktan sonra hareketlerimizin spor dersinden farkı kalmaz.

Saldırıyı biçimlemek için de Shikaku’yu arıyoruz.

Shikaku’nun sözcük anlamı “ölü açı”. Karşındakinin yeni atağa geçemeyeceği ya da atağını sürdüremeyeceği, hareketlerini ve dengesini kontrol edebileceğin nokta. Bu nokta sabit değil elbette.. Rakibinle beraber sürekli yer değiştiriyor ve biz sürekli onu takip ediyoruz.. Son derslerde bu arayış az buz etki yapmadı üzerimde.. Merdivenlerden iner çıkarken dizlerim ağrıyor.. Vücudumda da çeşitli koyulukta kızarıklıklar ve morluklar var. Yanlış anlaşılmasın; kimse kimseye zarar vermiyor aslında; ne olduğunu anlayıp nasıl kurtulacağımı çözene kadar kendi kendimle ya da yerle çarpışıyorum.

Shikaku’ya dönersek.. Bu nokta hem savunmada hem saldırıda önemli.. Savunmada saklanma noktamız; saldırıda etkisizleştirme… Karşınızdaki insanın iki topuk noktası arasına bir çizgi çekin; şimdi 90 derece bir doğru ile artı haline getirin ve çizgileri uzatın.. Öndeki ve arkadaki hat üzerinde iki tane shikaku noktası var. Eğer o doğrultuya karşınızdakinin ağırlık noktasını çekebilirseniz en basit anlatımla düşer.. Elini ya da kolunu yakaladıysanız zaten kontrolünüz altındadır.. Tabi ki dimdik ve dengede duran bir insanı ne kadar çekiştirseniz çekiştirin o noktaya eğilmiyor. Bu da savunma yaparken neden saldırıyı düşünmemiz gerektiğini açıklıyor. Daha atak gelirken ne yapacağımıza karar vermiş olmalıyız. Erken yaparsak bizimle beraber atağın yönü değişir; anlamsızlaşır..  O yüzden son anda; kılpayı denilen sürede atak çizgisinden çekilip gelen atağa bağlı olarak uygun bir karşı atak ile rakibi shikakuya çekmek gerekiyor. Bunun için birçok basit ya da karışık teknik var tabi.. Adım atarsınız, dönersiniz, eğilirsiniz, savurursunuz, kılıçlaşan elinizle kesersiniz.. hatta belki de hiçbir şey yapmaz; yapar gibi karşınızdakini kandırırsınız.. Beden dili ve bakış neler anlatmaz ki.. En kolayı elinizi hızla uzatıp rakibinizi ürkütüverirsiniz…

Rothfuss’un fantastik kitabı “Bir Bilgenin Korkusu” kitabından kısa bir alıntı ile anlatayım:

“Bilinci azıcık yerinde olan herkes kendisi için hazırlanmış bir tuzağı farkedebilir. Fakat onu ters teptirmeye yönelik bir plan kurup o tuzağın üzerine cesaretle gitmek harika bir şeydir. Hele hele bir tuzak kurmak, birinin o tuzağa karşı kendi hilesiyle geldiğini bilmek ve ona rağmen o kişiyi alt etmek. İşte o iki kat harikuladedir..

Hiç kimse bir dansı kazanamaz evlat.. Dans vücudun hareketleriyle ortaya çıkar. İyi oynanan bir oyun da zihnin hareketleri ile gerçekleşir. Görmeyi bilenler için içinde bir güzellik saklıdır.”

“Oyundaki amaç kazanmak değil mi?”

“Amaç.. Güzel bir oyun oynamak.. Niye güzel olmayan bir oyunu kazanmak isteyeyim ki?”

20 Mart 2012

Bir Cevap Yazın

error: Kopyalama ama paylaş...
%d blogcu bunu beğendi: