Ana Sayfa » Archives for Sevgi Sözügeçer

Sevgi Sözügeçer

Yoga nedir, ne değildir?

Yoga kolay öğrenilir, öğretilir bir şeymiş gibi algılanıyor ve biyoenerji, reiki, pilates gibi diğer etkinliklerle sıkça karıştırılıyor. Bu da bilgi kirliliğine yol açıyor kaçınılmaz olarak. Yoga bir din mi, sanat mı, terapi mi, spor mudur? Birbirinden bu kadar ilgisiz konuların yogayla ilişkilendirilmesi, yogayı tanımlamanın zorluklarından biridir.

Varoluşa arkeolojik kazılar III

Varoluşa arkeolojik kazılara Eliade’yle göğe bakarak devam ediyoruz. Mircea Eliade’nin Dinler Tarihi’ne Giriş kitabında gök tanrılar, göksel simgeler ve ayinler bölümünü serinin ikinci yazısında anlatmaya başladık. Üçüncü yazıda da kaldığımız yerden, dünyanın farklı bölgelerinde gök tanrıları inceleyerek devam ediyoruz.

Varoluşa arkeolojik kazılar II

Varoluşa arkeolojik kazılar ünlü din tarihçisi Mircea Eliade’nin “Dinler Tarihine Giriş” kitabının ikinci bölümüyle devam ediyor. Kitabın bu bölümünde gök tanrılara, göksel simgelere ve ayinlere yer verilmiş. Serinin ikinci yazısı kitabın ikinci bölümünün ilk kısmının düzenlemesi/özeti. Serinin üçüncü yazısı da kitabın ikinci bölümüyle devam edecek.
Bu bölümlerle göğe bir de Eliade ile bakalım.

Varoluşa Arkeolojik Kazılar I

Mircea Eliade, varoluşumuza anlam arayışının kökenlerini ustalıkla araştırıp bize aktaran, 1907 – 1986 yıllarında yaşamış önde gelen din tarihçilerindendir. Kitaplarında dinlere dair kavram ve tanımlardan, simgelerden, kutsal mekanlardan, mitlerden kafamızda herhangi bir soru işareti oluşmasına izin vermeden oldukça detaylı bir şekilde söz eder.
Varoluşa arkeolojik kazılar serisinde, Mircea Eliade’nin insanın anlam arayışına dair yazılarının düzenlemelerini bulacaksınız. Serinin bu ilk bölümü “Dinler Tarihine Giriş” kitabının 1. Bölümü’ndeki kutsalın tanımlanmasıyla ilgili kısımla başlıyor:

Toprağın Tuzu: Jedi’nin gücü sevgidir

Yönetmen Wim Wenders, “Toğrağın Tuzu” (The Salt Of The Earth) belgeselinde, fotoğraf sanatının büyük ustalarından Sebastiao Salgado ve yaşam öyküsünü anlatıyor. Wim Wenders ile fotoğrafçı Salgado’nun belgeselci oğlu Juliano Riberio Salgado’nun ortak yapımı. Wenders’in bundan yirmi küsur yıl önce Salgado’nun bazı fotoğraflarını satın almasıyla Salgado’ya olan merakı bir belgesel yapma isteğine dönüşüyor. Salgado’nun oğlu Juliano Riberio Salgado’nun da devreye girmesiyle film iki yönetmenin ortak yapımı haline geliyor. Süreçte Juliano’nun çok önceleri büyükbabasını aile çiftliğinde kaydettiği görüntüler ve Salgado’nun son büyük işi ‘Genesis’ sırasında çalışırken gerçekleştirdiği çekimler de belgeselin içine dahil oluyor.

Kendini Yakalama Oyunları -2-

Kendimize dair, varlığımızı anlamlandıracak yapabileceğimiz eylemlerin neler olduğuna dair binlerce ipucuyla karşılaşırız. Bazen fark ederiz bunları ama derinleştiremeyiz, bazen ciddiye alamayız, bazen korkarız, korktuğumuzu bile fark etmeyiz. Tuhaf bir şekilde çok sevdiklerimizden, bizi çok heyecanlandıran şeylerden kaçmaya meyilliyiz. Nedense.. Kendimizi o denli sevgi dolulukla bağdaştıramamaktan mı, bize öğretilenlerden mi, güvenli alanımızdan kopmamayı, hissiz yaşamaya tercih ettiğimizden mi? Belki de duygularımızı anlamıyoruz ya da yansıtamıyoruz. Bazı duyguları giyinmekten bile kaçıyoruz. Toplumda kabul görenler genellikle acı çekenler, mazlumlar olunca diye belki de, o tür duygularda çok iyiyiz hemen tüm melankolik duygulara sarılıveriyoruz. Onlar tanıdık ve güvenli.