Aynadaki Nesneler Göründüğünden Daha Yakın Olabilir

Savaş sanatları eğitiminin en büyük faydalarından biri, yeni bir içsel güç keşfetmek; kim olduğunuzu, zorluklarla yüzleşme yeteneğinize duyduğunuz güven ve tam bir içsel kesinlik temelinde yeniden tanımlamaktır. Siyah kuşağa yaklaştıkça defalarca test edilirsiniz ve kalbinizde, her kalabalıkta parıldayan bir kıvılcım olduğunuzu, her durumda dik durabileceğinizi her geçen gün daha iyi anlarsınız.

İçinizdeki bu yeni gücü buldukça, diğer insanların da size incelikli bir şekilde farklı davranmaya başladığını fark edersiniz. Bu çoğunlukla bilinçaltı bir tepkidir; neden öne çıktığınızı tam olarak bilmeseler, hatta savaş sanatlarındaki başarılarınız hakkında hiçbir fikirleri olmasa bile insanlar size daha olumlu yaklaşır, hakkınızda daha güzel düşünür, daha fazla saygı gösterir ve size öncelik tanırlar. Kural olarak, kendinizin bu yeni versiyonunu ve dünyadaki bu yeni konumlanışınızı seversiniz.

Ne var ki, bu yeni güçleri ve güveni keşfederken arka planda başka bir şeyin daha gerçekleştiğinin farkına varamayabilirsiniz. İnsanların size farklı davrandığını fark etmeye başlamadan çok önce, bilinçaltınıza başkalarından daha fazla saygı ve itibar görme arzusuna yanıt veren sinsi bir tohum çoktan ekilmiştir. Bu geri bildirim döngüsü, muhtemelen hiyerarşik ve sosyal hayvanlar olarak milyonlarca yıllık evrimimizin bize kodladığı bir şeydir. Farkında olmadan hedeflerinizi ve başkalarıyla olan ilişkilerinizi tanımlamaya başlayan gizli bir motivasyon kaynağı haline gelir. İçinizdeki o saklı güvensizliği (başkalarının size yeterince saygı duymama korkusunu) ego ve körlük peleriniyle sarmalar.

Savaş Bilgeliği ve Netlik

Saotome Sensei, savaş sanatları eğitiminin amacının “savaş bilgeliği” (martial wisdom) olduğunu söyler; yani fiziksel muhalefet ve zorlukların getirdiği meydan okumalara karşı kendinizi ortaya koyarak derin manevi içgörüler keşfetmektir. Bu; motivasyonları, duygusal güçlü ve zayıf yönleri ve bunların bir rakibin nasıl hareket edip tepki vermesine neden olacağını sezebilme arayışıdır. Kişinin kendi niyetlerini ve programlanmış tepkilerini acımasızca incelemesidir; böylece size karşı kullanılabilecek, niyetinizi ele verecek ya da seçeneklerinizi ve özgürce uyum sağlama yeteneğinizi sınırlayacak zayıf noktaları ve duygusal tetikleyicileri ortadan kaldırabilirsiniz.

Sensei’ye göre, savaş alanında dilinizi bile konuşmayan ve muhtemelen niyetini gizlemeye çalışan bir düşmanla karşı karşıya kaldığınızda gerçek avantajı sağlayan şey, bir insanı anında ve sezgisel olarak bütünüyle okuma yetenektir.

Savaşçı vizyonunun (sho bu) özü, algının netliğidir. İşte bu yüzden her Şinto tapınağında ve birçok dojo kamizasında küçük bir ayna bulunur. Kişi ancak ayna tamamen lekesiz ve temiz olduğunda kendisinin (ve etrafındaki dünyanın) net ve doğru bir görüntüsünü elde edebilir. Ancak buradaki asıl ders, aynanın zaten temiz olduğudur; bulanık olan bizim gözlerimizdir. Aynayı temizlemek için kendimizi berraklaştırmalı, kendimizi parlatmalıyız.

Ruhun Miyopluğu

Fizyolojik olarak çok ileri derecede miyobum; göz numaram -7.0 diyoptri. İlkokulda görüşüm o kadar yavaş kötüleşti ki bir sorun olduğunu kendim hiç fark etmedim. Görüşümdeki zayıflığı, bunun bana açtığı sorunları ve değişen bu durumu telafi etmek için başvurduğum uç önlemleri fark edenler çevremdekiler oldu… Annem babam, arkadaşlarım, öğretmenlerim. Elbette ilk gözlüğümü aldığımda, dünyanın bana ne kadar farklı göründüğü sarsıcı bir şoktu; şeyler tam olarak düşündüğüm gibi değildi ve bu durum benim için yepyeni ufuklar ve yetenekler açtı.

Ruhun bulanık aynası ve savaş sanatlarında gelişen öğrenciyle birlikte gelen o sinsi “öz-yansıtma miyopluğu” da tam olarak böyledir. Kendimize dair kusursuz bir dürüstlük imajı geliştiririz (her birimiz kendi hikayemizin kahramanıyızdır) ve bu imaja meydan okuyan şeylere karşı bir körlüğü, bir tahammülsüzlüğü benimseriz.

Manevi bir mertebeye ulaştığım iddiasında değilim ama kendi uzağı görememe halim hakkında biraz bilgi sahibiyim. Egomu okşayan, beni farklı ödüllerin ve takdirlerin peşinden koşmaya teşvik eden, hatta sadece geçmiş başarılarıma yaslanıp dinlenmemi meşrulaştıran önümdeki pek çok tuzağı görebiliyorum. Gördüğüm tuzaklar, göremediğim ve belki de çoktan kurbanı olduğum tuzaklar hakkında beni korkutuyor.

Ancak bazen, aynamın iyice ovup temizlediğim kısımlarında, başkaları hakkında şaşırtıcı içgörüler yakalayabiliyorum. Bunları bir savaş alanında test etmem gerekmemiş olsa da iyi bir öğretmen olmak, her öğrencinin ihtiyacı olanı bulmasına yardımcı olmak için gitmem gereken yönleri sezmek, onların güvensizliklerini, özlemlerini, yıkıcı kalıplarını ve benzersiz güçlerini görmek ve kendi yollarında sebat edecek motivasyonu bulmalarına yardımcı olmak için düzenli olarak bu içgörülere başvuruyorum.

Aynayı Temizlemek

Benim için, aynamı temizlemek adına sadece eleştirel bir öz-incelemeden daha fazla araca sahip olmak işi kolaylaştırıyor; aksi takdirde bu çok yorucu olurdu! En büyük araçlarım arasında kendimi çok ciddiye almama yeteneği, bir mizah anlayışına sahip olmak ve hatalarıma gülebilmek yer alıyor. (Eşim, düğün yeminlerimizin bir yerinde beni şımartmayacağına ve çok fazla böbürlenmeme izin vermeyeceğine dair yemin ettiğini söyler durur. Törenin böyle bir parçası olduğunu hatırlamıyorum ama onun hafızası benimkinden daha iyidir).

Aslında her şeye gülebilmek… Cesur olmak, öğrencilerimin önünde hata yapmama izin vermek ve bunları açıkça üstlenmek. Başkalarının hatalarına, mücadelelerine ve içsel iblislerine karşı şefkat duymak.

Ayrıca hayatta, özellikle de uğraş alanlarında dengeyi bulmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Eğer öğrenciler yeni kazandıkları gücü, kararlılığı, azmi ve güveni alıp hayatlarının başka bir alanına –kariyerlerine, topluluklarına, diğer hobilerine– uygulayabilirlerse, genellikle bazı güvensizliklerinin yok olduğunu göreceklerdir. Öz-saygılarını beslemek için sadece savaş sanatları öğrencilerine veya meslektaşlarına bel bağlamak zorunda kalmazlar; çünkü hayatlarında başarılı oldukları, başkalarının saygı ve itibarını kazandıkları başka dünyalar inşa etmişlerdir.

Buna karşılık, başarı duygularını tanımlamak için sadece savaş sanatları topluluğuna ihtiyaç duymadıklarından, bu dengeli içsel güvenlik duygusu aslında onların daha iyi birer savaş sanatçısı olmalarına yardımcı olur. Diğer uğraşlarından elde ettikleri içgörüler, eğitimlerindeki tıkanıklıkları ve engelleri aşmalarına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda her öğrencinin sanatını icra edişindeki benzersiz kişiliğini ve tarzını tanımlar. Bu, yukarı doğru giden olumlu bir döngüye dönüşür; ben genellikle birçok yolda uzun mesafeler kat etmiş kişilerin gözlerinde o dingin tatmini ve gücü görebiliyorum.

Son Söz

Savaşçının yolu, inanılmaz bir içgörü ve algı kazanmak için harika bir fırsattır. Çabalarınızın meyvelerinin tadını çıkarın, ancak gözünüzü asıl hedeften ayırmayın: Lekesiz bir ayna. Perspektif ve algı, bu hayatta geliştirebileceğimiz en değerli şeylerden bazılarıdır.

Bu yazı bir vaaz verme amacıyla yazılmadı. Aksine, arkadaşlarımla ve öğrencilerimle üzerinde düşündüğüm bazı şeyleri, yoluma çıkan anlamlı detayları paylaşmak ve kendi kusurlarımı sahiplenmek için kaleme alındı.

Guy Hagen Sensei
Mayıs 2016

Bir yorum bırakın