Bhagavat Gita’yı rehber olarak kullanmak

Bhagavat Gita’nın 18 bölümünde; insan olmanın sorunundan, Arjuna’nın kederinden, çözüm arayışından, “ben kimim” sorgulamalarından, Karma Yoga’dan, Bilgi ve eylemsizlikten, terk etmekten, meditasyondan, Tanrı’dan, adanmadan, inançtan, insani değer ve erdemlerden bahsedilmektedir. Bhagavat Gita’dan derlemeleri içeren önceki yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Burada ise bu metni kendinize giden yolda nasıl kullanabilirsiniz konusunun üzerinde duracağım.

Arjuna ve hayat amacımız

Hepimiz birer Arjuna’yız. Hayat yolundayız ve eylemlerimizi tamamen geri çekmek ile hayata sunmak gibi alternatiflere sahibiz. Tabiki çoğumuz yaşam mücadelesi verirken tefekküre çekilmek gibi alternatifimiz var da diyemeyiz. (Belki de yolu oradan geçenler kendiliğinden o yolun içinde buluyordur kendini)

Dolayısıyla eylem içindeyiz. Çoğunlukla iç sesimizi dinliyoruz bu yolda, bazen toplumsal söylemlerin etkisinde oluyoruz. Ancak gerçek amacımızın ne olduğunu sorsalar birçoğumuzun cevabı yok. Benim de yoktu. Uzun bir süre amacım, hayat amacımın ne olduğunu anlayabilmek oldu.

Her birimizin varoluşunun bir anlamı ve değeri var. Bu değer, iyilik ve kötülüğün ötesinde. Bazen iyilik, bazen kötülükler yaşam döngüsünün sürekliliğini sağlıyor. Biz bütünsel bakamayacak kadar küçük bir parça olduğumuzdan da sadece kendimizde olan bitenden emin olabiliyoruz sadece, çoğu zaman da bu eminlik söz konusu dahi olamıyor. Bu noktada, hayatımızın amacını belirleyebilmek, hayatımıza anlam katmanın yegane unsuru olduğunu düşünüyorum.

Swami Dayananda Gita yorumunda “İstemek ve yetersizlik arasındaki meseleyi çözmek; hayatın amacıdır.” diyor. İstediklerimiz, hayallerimiz, arzularımız, onlara ulaşamadığımızda yetersizlik duygusu yaratıyor. Yetersiz olup olmadığımızı ise kendimizi anlamaya çalışarak, kendimizi sorgulayarak anlamaya çalışıyoruz ki ilk karşımıza çıkan engel cehaletimiz oluyor. Ali Atıf’ın (babamın) deyimiyle bilgi eksikliği.

Hayat amacımız, kariyer hedeflerimiz, hayallerimiz gibi bir yerde durmuyor anlaşılacağı üzere. Bir amacımız var, onu bulacağız, o zaman mutlu olacağız gibi bir durum değil bu bahsedilen. Hayat amacımız bir hedef değil. Varlık sebebimizi keşfetmek kendi varoluşumuzu anlayabilmek konusunda kendi cehaletinizi fark ederseniz eğer; kendi içinizdeki tamlığa doğru yönelebilirsiniz gibi bir anlam var. Neşenin mutluluğun orada olduğunu söylüyor.

Mutluluğun Kaynağı

Swami Dayananda diyor ki sen nesne değilsin öznesin. Sen Öz’ünsün. Senin özün saf farkındalık. Bu öz, mutluluğun kaynağıdır.

Krishna diyor ki:

Silahlar onu parçalayamaz, ateş onu yakamaz, su onu ıslatamaz, rüzgar onu kurutamaz. Parçalanmaya, yanmaya, ıslanmaya tabii değildir. O zamanın ötesinde, her yerde, hareketsiz ve değişmeyendir.

Kişi, zihin tarafından üretilen tüm arzuları terk ettiğinde ve onlardan azat olduğunda Öz içerisinde ve Öz’ü ile tatmin kişiye bilge ve sağlam kişi denir.

Bu bilgiler gerçeklik ise ben gerçekten cahilim. Bilgi eksikliğinden öte bilgi hiçliği diyebiliriz. Fakat bu bilgi bir ışık, bir umut olarak aklımda. Bir ben var bende, benden içerü sözünü de hatırlayarak heybeme koyuyorum. Aslolan ben, benim özüm için mutluluğun kaynağı olan saf farkındalık diyorlar.

Krishna, Arjuna’ya diyor ki senin yolun tefekkür değil Arjuna, senin yolun karma yogadan geçiyor. Karma yogaya eylem yogası derler. Hizmetini cümle aleme sunmak diyebiliriz. Fakat burada şahane bir detay var:

Eylemlerinin üzerinde seçim hakkın var ama eylemlerinin sonuçları üzerinde hiç bir seçim hakkın yok. Kendini eylemlerin sonuçlarının icracısı olarak sayma; ama aynı zamanda eylemsizliğe yönelip tutunma.

İlk okuduğumda evreka diye gezdiğimi hatırlıyorum. Bana en güzel kılavuzluğu bu bölümde yaptı Gita. Sen eylemi yapansın, eylemlerinin sonuçlarını seçemezsin, senden bağımsız. Bütün olaylar evrenin yasalarına göre nihayete erer. Bilim ile doğanın gerçek doğasını anlamaya çalışıyoruz. Eşitliklerle, eşitsizliklerle.. İnsan, bu kuralları keşfiyle, bir çok olayı yönlendirebilip planlayabilmesiyle fark yaratıyor evet ama tüm olaylar kişinin yönlendirilmesiyle değil varoluşun bütünüyle bilinemeyen kanunlarına göre şekilleniyor. Bütünüyle bilebiliyor olsaydık, Yaradan’ı iyi bilirdik.

Eylemlerim kendi niteliğinde bir sonuç verecek, iyi veya kötü olmasından bağımsız. Sonsuz faktöre bağlı olan sonuç; bir an belli olur. O bir anda sonsuz faktörün en iyi olanı; en doğanın mizacına uygun şekilde nihayete erdireni elbette ki Tanrı’nın icrasıdır. Anladım ki; ben sonucu belirleyen değilim, Her an bir eylem gerçekleştiriliyor ve her an bir eylem meyvesini veriyor. Birbiriyle bağlantılı milyarlarca hikaye. Biz nasıl hakim olabilelim ki? Fakat sonuçların O’ndan gelmesi bir ferahlık veriyor insanın içine. O bizim için en doğrusunu en iyisini bilen. Hiç birimizi birbirimizden kayırmayan. Böyle düşününce insan her eyleminin seçiminden sorumlu olduğunu hatırlıyor. Daha doğru davranmak için çabalıyor. Ve sonuçlar ne olursa olsun Tanrı’nın bir lütfu haline dönüşüyor, bize bağlı olmayan, belirsiz olduğu için bize acı veren tüm olaylar, aslında bir lütuf haline geliyor.

Meditasyon

Krishna nasıl meditasyon yapmamız gerektiğini anlatırken zihin saflığına meditasyon yaparak erişebileceğimizi çünkü ayırt etme yetimizi geliştirdiğinden bahsetmiş. Bunun için uygun bir zeminde dik otururkrn zihnimizi tek noktada odaklayarak zihin duyuları üzerinde kontrol sahibi olunabilineceğini söylemiş.

Bütün anlatılanlara baktığımızda, şunu görüyoruz hayatımızın amacı saf farkındalığı anlamak. Bunu yapabilmemiz için saf farkındalığımızı örten yüklerden arınmamız gerekiyor. Krishna da bize bunun yollarını anlatmış. Diyor ki, tamam eylemlerini seçebiliyorsun ama sonuçlarını seçemezsin, Tanrı belirler. Eylemini doğru yap, erdemli davranmaya özen göster, eylemlerinin sonuçlarında O’nun lütfunu bekle, iyi veya kötü diye yargılama, memnuniyetle kabul et. Çünkü o sana Tanrı’nın cevabı, her şeyi bilen. Senin planladığın gibi değilse de, hiç bir şey bilmediğini hatırla. Saf farkındalığı anlayabilmek için ayırdetme yetini meditasyonla/tefekkürle geliştirebilirsin. Zaten var olanı, gözünün önündekini anlayamıyorsun bilgi hiçliğinden bu bilgiye vakıf olabilmek için var olanı, varoluşu izle.

Erdemler

  • Erdemli davranmaya gayret et. Korkusuzca eylemlere gir,
  • Saf bir zihne sahip olmak için elinden geleni yap,
  • Bilgiye ve arayışa bağlı kal,
  • Saf farkındalığı anlayabilme yolunda olduğunu unutma,
  • Hayırseverlik yap, yardımlarını sakınma,
  • Kendini kontrol etmen gereken durumlar olabilir, dikkatli ol,
  • Yazıtları çalış, anlayışını geliştirmek için daha çok bilgi sahibi olmaya çalış,
  • Nefs terbiye eden eylemler icra etmeye özen göster,
  • Dobra konuş, patavatsızca değil ama sözünü sakınmadan konuş,
  • Hiç bir canlıya zarar verme,
  • Dürüst sözlü ol,
  • Öfken konusunda kontrollü ol, öfkene yenik düşme, öfkenin esiri olma,
  • Sakinliğini korumaya özen göster,
  • Başkaları hakkında kötü konuşma (dedikodu değil gıybet),
  • Tüm canlılara karşı merhametli ol,
  • Nesnelere olan arzunu kayıtsızlık seviyesinde tutmaya çalış,
  • Her zaman nazik davran,
  • Alçak gönüllü davranmaya özen göster,
  • Gereksiz eylemler için enerjini harcama ve gereksiz sözler sarf etme,
  • Zihin parlaklığı için çalış,
  • Suçlama ve saldırıya karşı tepkisiz ol,
  • Tahammüllü ol,
  • Zihin ve beden saflığı için uğraş ver,
  • Herhangi birisini incitme hissin olmasın,
  • Kibirli davranma.
  • Vazgeçmeyi bil, yeri geldiğinde sahip olduklarını da terk edebilmeyi bil, tutunma,

Karma ve Bhakti Yoga

Bhakti, Tanrı’ya yüce bir aşk halidir.

Bu aşk halinde, insan erdemleri için özen gösterir. Doğru ile yanlışı ayırdetmek için uğraşır. Eylemlerini seçerken ince eleyip sık dokur. Eylemlerinin her sonucuna şükreder. Neye, ne için hizmetlerde bulunduğunu bilir.

Bütün bu düşünceler, bende yeni bir düşünce doğurdu. Erdemli davranmaya çalışan jedi şövalyelerinin yanında da, kaba saba davranan, özensiz, art niyetli, yıkıcı olduklarından şeytana hizmet eden sith şövalyelerinin yanında da Güç vardır. Tanrı hepimizledir. Biz erdeme çaba gösterdikçe kendi ızdırabımızdan kurtuluruz. Cehaletle, öfkeyle, kederle, nefretle karanlığı besleriz.

Bütün çabamız elbette saf farkındalığı anlamak için değil. O ışıkta olabilmek için kendi varlığımızı adadığımız bir hizmetimiz olmalı. Her birimizin yolu farklı elbet. Ve elbette ki bunun kararını biz de veremeyiz. Kendi yolumuza girmek için çabalamamıza gerek yoktur. Zaten yolumuzdayız. Yolumuzdaki engelleri kaldırıp kendi içimizdeki ışığı bulup bu ışığı yaymak önemli olan.

Karma yoga, kendi yolumuzdaki hizmeti vermek, bu hizmeti Tanrı’ya sunduğunu bilerek hareket etmek ve her sonucu bir lütuf gibi karşılayıp minnettarlıkla kabul etmekle ilişkili.

Eskiden amacım yolumu bulmak derdim. Şimdi yolumdayım ama özgür olmak istiyorum diyorum. Ve şimdi anlıyorum ki aslında özgür olduğumu idrak edebilmeye çalışıyorum.

Sizleri de benimle birlikte sorgulamalara sürüklemeyi diledim, benzer şekilde rehberlik eder belki sizlere de Gita. Ama kim bilir neler düşüneceksiniz, aklım hafsalam almaz. Ne güzel..

Bu yazıyı çok sevdiğim bir mantrayla sonlandırmak istiyorum:

“Lokāḥ Samastāḥ Sukhino Bhavantu”
“Canlı cansız tüm varlıklar barış, mutluluk ve özgürlük içinde yaşasın. Ben de düşüncelerim ve eylemlerimle buna katkıda bulunayım”

Sevgi Sözügeçer
Kasım 2025

Kaynak:
Swami Dayananda, Bhagavat Gita’nın Öğretisi, Çeviri: Damla Dönmez, Okyanus Yayıncılık, 2021

Bir yorum bırakın