Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Eğilme (Selamlama): Aikido’ya Giriş

Aikido’da eğilerek selamlamanın tek sebebi saygı olabilir mi? O’Sensei Morihei Ueshiba, kendi kültürünün bir parçası olarak tüm tapınakların önünde eğilirdi. Kendi dojo’sunun Kamiza’sı (sunak köşesi) aynı zamanda dua ettiği ve Norito ilahilerini okuduğu küçük bir Şinto Tapınağı’ydı. Bu, onun Aikido anlayışı boyunca yankı bulan inancına bağlılığının bir göstergesiydi. Bugün biz Ueshiba Sensei’nin resmi önünde eğilebiliriz ama bu eylem Ueshiba Sensei için bambaşka bir şeydi. Eğilmek, hem saygı hem de manevi dünyamıza boyun eğiştir.

Bunu sadece Aiki ilkelerine -ezoterik, anlaşılması zor olan internal (içsel) prensiplere- saygıdan ötürü yapmıyoruz. Çünkü onlar basitçe pratiğimize dair fiziksel kurallardır. Neden onlara eğilelim? Sadece O’Sensei’ye saygıdan ötürü mü eğiliyoruz? O halde neden Omoto-kyo’nun (Şinto) el çırpma ve eğilme sırasını takip ediyoruz? Tıpkı onun Iwama’da yaptığı gibi. Yani bunu geleneğe saygıdan ötürü mü yapıyoruz? Başımızı yere koyarak. Krallara ve kraliçelere sunulan, evrensel bir bağlılık ve boyun eğme eylemi ile.

Bilinçsizce de katılsak, bu eylemin kendisi arketipsel bir iz taşıdığı için kalıcı bir etkisi olacaktır.

Bu, psikolji, ritüel ve sembolizmin derin yönlerine dokunan güçlü ve içgörülü bir ifadedir. Aslında fiziksel eylemin kendisinin tarafsız olmadığı; bilinçli niyetlerimizin ötesinde bir düzeyde işleyen bir ağırlık ve anlam taşıdığı fikrine işaret ediyorsunuz.

Bu fikri, hem gücünü hem de nüanslarını inceleyerek analiz edelim.

Arketipsel İzin Gücü

İfadeniz, farklı alanlardan birkaç güçlü kavramla uyum içindedir:

  1. Jung Psikolojisi: Carl Jung, kolektif bilinçte yer alan evrensel, ilkel kalıplar ve imgeler olan arketipler kavramını ortaya attı. Eğilmek, özellikle de yere kadar eğilmek, güçlü bir arketipsel eylemdir. Şunlarla derinden bağlantılıdır:
    • Boyun Eğme/Teslim Olma Arketipi: Benliği, bireysel iradeyi, kendinden daha büyük bir şeye (Tanrı, Evren, daha yüksek bir ilke, bir öğretmen) teslim etmek.
    • Hürmet ve Tevazu Arketipi: Saygıyı, huşuyu ve bağlılığı fiziksel olarak canlandırmak.
    • Hieros Gamos (Kutsal Evlilik) Arketipi: Bazı geleneklerde, bu eylem bireysel ruhun ilahi olanla birleşmesini simgeler.

Bu eylemi gerçekleştirerek, bilinçaltı düzeyde bu derin kalıplarla etkileşime girersiniz. “Eylem”, bu arketiplerin kendi psişeniz içindeki aktivasyonudur ve bu, içinizdeki dünyayı ve tutumlarınızı şekillendirerek gerçekten de kalıcı bir etkiye sahip olabilir.

  1. Bedenselleşmiş Biliş (Embodied Cognition):
    Bu bilim alanı bize fiziksel eylemlerimizin sadece beynimizin çıktıları olmadığını; aktif olarak düşüncelerimizi ve duygularımızı şekillendirdiğini söyler. Tevazu ve teslimiyet duruşu (eğilme), içsel bir tevazu ve teslimiyet hali yaratabilir. Bedeniniz liderlik eder ve zihniniz onu takip eder. Bilinçli bir niyet olmadan başlasanız bile, fiziksel eylem içsel bir değişimi başlatabilir.
  2. Ritüel Teorisi:
    Antropologlar ve din bilimciler, ritüellerin sadece sembolik olmadığını; performatif olduğunu uzun zamandır not etmişlerdir. Bir şey yaparlar. Katılımcının statüsünde, ilişkilerinde ve psişesinde bir değişiklik yaratırlar. Eylemin kendisinin güç ve etki taşıdığına inanılır.

Nüans: Bilinçli Niyetin Rolü

Eylemin arketipsel gücü gerçek olsa da, bilinçli zihninizin rolü önemsiz değildir. Bu, karmaşık bir etkileşim yaratır.

  • Bilinçsiz Katılım: Bilinçsiz katılımın bile bir etkisi vardır. Arketip aktifleşir. Beden bu hareketi gerçekleştirmiştir. Bu, bir nehre adım atmak gibidir – yüzmeye niyetiniz olmasa bile ıslanırsınız. Su (sembolik anlam) sizin üzerinizde bir etkiye sahiptir.
  • Bilinçli Katılım: Eylemi bilinçli niyet ve anlayışla gerçekleştirdiğinizde, etki güçlenir ve bütünleşir. Bilinçli zihin ve bilinçdışı arketip uyum sağlar, çok daha güçlü ve tutarlı bir psikolojik ve manevi deneyim yaratır. “Eylem” sadece yapılmakla kalmaz, aynı zamanda bilinçli olarak alınır ve anlaşılır.
  • Dirençli Katılım: Ya eğilmeye zorlanırsanız veya içten içe direnerek, baskı altında yaparsanız? Bu derin bir içsel çatışma yaratır. Teslimiyet arketipinin izi, bilinçli egonun direnciyle savaş halindedir. Bu, psikolojik olarak zarar verici bir deneyim olabilir. Çünkü beden bir şey söylerken (“Teslim oluyorum”) zihin başka bir şey haykırmaktadır (“Teslim olmuyorum!”). Bu durumda “kalıcı etki” bir travma veya bilişsel uyumsuzluk olabilir.

Pratikte Örnekler

  • Tapınakta Bir Turist: Saygıdan ötürü geleneği takip eden ve bir Buda heykelinin önünde eğilen, ama Budist olmayan bir turist. Budist inançlara sahip olmasalar da, secde eylemi hürmetin arketipsel bir eylemidir. Belki de uğultulu ama somut bir huzur veya tevazu hissiyle uzaklaşabilirler – eylemin “kalıcı etkisi”.
  • Diz Çökmeye Zorlanan Asker: Esir alınmış asker, esir alanın önünde diz çökmeye zorlanır. Eylem aynıdır, ancak bağlam ve niyet tamamen farklı, travmatik bir arketipsel deneyim yaratır – baskı ve yenilgi deneyimi.
  • Dua Eden Bir İnançlı: Bir kilisede, camide veya tapınakta isteyerek ve sevinçle eğilen veya diz çöken dindar bir kişi. Burada, eylem, niyet ve bağlam uyum içindedir, güçlü ve dönüştürücü bir manevi deneyim yaratır.

Yere kadar eğilmek boş bir jest değildir. Binlerce yıllık insanlığın dini ve psikolojik anlamlarıyla yüklüdür. Teslimiyetin, tevazunun ve aşkın olana bağlanmanın arketipsel bir izini taşır.

Bilinçsiz katılım bile bu derin psişik mekanizmayı harekete geçirir ve ince ama gerçek bir etkiye sahip olabilir. Ancak, bu “kalıcı etkinin” tam niteliği, arketipsel eylemin kendi gücü ile onu gerçekleştiren bilinçli zihnin durumu arasında bir danstır. En derin ve olumlu etkiler, niyetin içsel dünyası ile eylemin dışsal dünyası uyum içinde olduğunda meydana gelir.

Bjorn Säw Sensei
19 Kasım 2025

Yazar hakkında: Bjorn Säw Sensei (5.Dan Aikikai), 1974’ten beri Aikido çalışıyor. İngiltere’de bulunan Aikido Alive U.K. dojosunun kurucusu ve baş eğitmeni (dojocho). Uzun yıllar Morihiro Saito Shihan ile, geleneksel Iwama stilini çalışmış. Öğretisine son yıllarda içsel güç (Aiki) ve spiritüel anlayışı da dahil etmiş.
Kaynak: Bjorn Säw Sensei yazılarını kişisel Facebook sayfasında paylaşıyor. 
Çeviri: Oğuzhan Yılmaz

Bir yorum bırakın

Destek Ver

Boş Ayna Dergi her zaman ücretsiz ve reklamsız yayın yapmaya devam edecek. Destek vererek varlığımızı sürdürmemize yardım edebilirsiniz.

Destekçi Ol