Nepal Yolu

Yıl 2008, aylardan Şubat. Pişmanlıkların, telaşın olmadığı ve sadece anın yaşanabildiği, basit mi basit bir dünya şiarıyla kendimi internette ucuz bilet ararken buldum. Daha önce gittiğim ve aklımda yer etmiş, hala hayallerimi süsleyen ülke yani Hindistan, işte karşıma tekrar çıktın! Haydi bakalım yeni başlangıçlara diyerek huzurla koydum kafamı yastığa. Bu kez yanımda tatlı bir arkadaşım da olacaktı. Yalnızlık olmamalıydı artık özgürlüklerin bedeli.


Uzun zamandır günlük tutma hayalim vardı. Bu yolculuğu da günlük tutmak için bahane bellemeye karar vermiştim. İşte şimdi, yıl 2021’e geldiğinde, bu sakin Pazar günü 2008’de  tuttuğum bu günlük elime geçti ve merakla sayfaları çevirmeye başladım. Oyuncakçı dükkanına girmiş bir çocuk gibi hissediyorum kendimi. Acaba nereden başlasam anlatmaya? Sırdaşı olur muydunuz sararmış sayfalarımın?

Haydi birlikte binelim bu zaman makinesine ve hoop gidelim Temmuzun 26’sına. Belli ki kafamdaki sisleri dağıtmaya gelmişim Hindistan’ın kuzeyinde yani Himalayalar’daki Mc Leod Ganj kasabasına. Belli ki zorlu bir yolculuk yaşamışım Delhi- Himalaya hattında. Sıcak, ter, sinir boşalması, inekler ve değmeye bile korktuğum grileşmiş çarşaflar silsilesi sonunda bitti! Artık ter damlalarının izi yok yani günlüğün sayfalarında. Bıraktığım gibi duruyor sanki buralar. Hiçbir şey kaybetmemiş lezzetinden yediğimiz “momo”lar (Bir çeşit mantı). Anılar üzerine yeni anılar eklemeye geri döndüm plansızca. Bu kasabayla ilgili düşündüğümde aklıma ilk gelen kare, muson yağmurları oluyor. Yakıcı bir güneş hakim önce, öğle saatlerine doğru birdenbire bulutlar buluşması etrafı karartıyor. Öyle hızlı koşuyor ki bulutlar birbirlerine doğru… Sonra bu bulutlar birleşip tek bir koca bulut oluyor. Bir süredir buralardaysanız bilirsiniz ki, o an çatısı olan bir yere koşma vaktidir. Koşa koşa pansiyonumuzun avlusundan bu bileşik bulutlar toplantısını izliyoruz. Koca Himalayalar birden yok oluyor. Sonrası deli bir yağmur… Zaman mevhumum kayboluyor bu güzellik karşısında. Dolayısıyla size yağmurun süresi hakkında bilgi veremeyeceğim. Neyse dedikodu seanslarını bitirince aniden bütün bulutlar kahve molası bitmiş çalışanlar gibi dağılmaya başlıyorlar. Ve sahneye kendimi küçücük hissettiren Himalayalar çıkıyor. Bu huzur memleketinde 3 4 gün hiçbir şey yapmadan soluklandığımızı hatırlıyorum.

Ve hoop birkaç sayfa daha ilerliyorum. Bu kez Pathankot’tayız. Yani Nepal yollarına çıkmışız. İlk etap otobüsle gidilecek. Buradaki otobüsler de yollar da bizim dünyamızdakilerden oldukça farklı!! Sınır bölgelerine özgü kaos, bölgenin zaten doğasında olan kaosla birleşmiş, üzerine bir de muson yağmurları yağıyor. Nepal’e doğru ilk durağımız oldukça renkli ve kaotik anlaşılan. Yolculuk durmalı kalkmalı, kornalı, bağırtılı. Mavi tişörtünün içinde gülümseyen yakışıklı Hint delikanlısı ve tüm otobüsün üzerimizdeki meraklı bakışları… Eyvah! Yanlış istasyonda inmişiz! Zorlu ve yalandan çekip gitmeli bir pazarlık sonucu kırk Rupiye anlaşıyoruz taksiyle. Neyse ki zor da olsa varıyoruz rengarenk sarilerin, cılız ve kara bıyıklı adamların tren istasyonuna.

Herkes bulduğu yere serilmiş, bazısı kocasının dizleri dibinde huzurla uykuya dalmış. Bazısı bankları mekan tutmuş. Biz de etrafımızdakilerden kopya çekip sıra sıra dizilmiş banklardan küçük bir köşe yapıveriyoruz kendimize. Sıcak terimize sivrisinekler konup kalkıyor. Nepal sınırına doğru yolculuğumuz işte böyle başlıyor. Yer: Pathankot Tren İstasyonu. Chakki Bank- Garakhpur trenini bekliyoruz. Sayfanın sonuna düştüğüm notta şöyle yazıyor: Saat 22:24 ve tren 00:45’te kalkacak…

Tek tek her kasabada duran tren yolculuğumuzda ve ardından yaşadığımız maceralı otobüs yolculuğunda gözlem yapacak bir dolu zamanımız oldu. Müzikle ilgilenen birisi olarak ilk dikkatimi çeken, sürekli tekrar eden şarkılar oldu. Neden sürekli aynı şarkıyı dinlediklerine hala anlam veremiyorum. Tiz sesli ve düet şeklinde ilerliyor.  Dağlı insanları görünce dünyanın farklı yerlerinde gördüğüm diğer dağlılar aklıma geldi. Coğrafya nasıl da şekillendiriyormuş meğer insanları. Tıknaz, minik ama çevik ve güçlüler. Güneş çocukların yüzlerinde izini bırakmış gözyaşlarının. Bu arada trende ona kadar saymayı öğrendim. Hala sayabiliyorum!  Dönüp durarak çıktığımız bitmek bilmeyen dağ yolları. Yağmurdan yollar kapandı bir de iyi mi? Sırt çantalarımız ellerimizde otobüsten indik ve önümüzdeki minik seli dizlerimizin üzerine kadar ıslanarak geçtik. Otobüsün bozulması üzerine tamir işine kolektif bir şekilde girişildi ve yaklaşık 2-3 saat beklenildi.

 İnsan konfor alanından çıkar çıkmaz yaşadığını hissediyor. O kadar anda, o kadar akıştayım ki… Zorlukların seviyesi, akılda kalıcılığını artırıyormuş, şimdilerde fark ediyorum. Bu satırları yazarken ayakkabılarımdan içeriye sular giriyor, tepemde muson yağmurları yağıyor adeta. O çamurlara girmeden, insan bu anıları biriktiremiyor. Önümde pembe kapaklı eski günlüğüm ve ben. Huzurlu bir Pazar günü günlerden…

Yine günlerden bir Pazar günü Pokhara denen huzurlu bir kasabaya vardık. Yani artık sonunda Nepal’deyiz. Hindistan’ın da kendine has bir güzelliği var. Hırçın bir kız çocuğu gibi. Nepal ise omzunda dinlenilecek bilge bir kadına benziyor. Kalabalıktan, keşmekeşten bunalan bünyelerimize ilaç gibi geliyor. Yolculuğumuz tam beş gün sürmüş. Tren artı otobüs derken vardığımız huzur memleketinin içine gömülüyoruz adeta.

Gölün içinde yüzen kayıklar ilk dikkatimi çeken nesneler. Kıpırtısız sularda biz de bir kayık kiralayıp karşı kıyıya geçiyoruz. Orada bizi bir Budist tapınağı karşılıyor.

Hindistan’da yüzlerce din ve tanrı var. Gittiğiniz bölgeye göre, ağır basan din değişiyor. Hindu bölgeleri karmakarışık ve kaotikken, Budist bölgeleri sakin ve huzurlu oluyor. Sanırım yazının gidişatından da anlaşılacağı üzere, kaosa dalıp dalıp çıkıyoruz. Arada bünyemizi dinlendirip, arada da dayanıklılığımızı test ediyoruz adeta. Nepal budistlerin haç alanı. Budist felsefesinin kurucusu Siddhartha Gautama (Buddha) M.Ö 623 yılında Nepal’de doğmuş. Dolayısıyla tüm memleket dinlence alanı bizim için. Hedefe ulaşmanın verdiği haz ve Pokhara’nın huzuruyla erkenden bitiyor Nepal’deki ilk günüm. Nepalli ateş böcekleri yoldaşım…

Kıvılcım Doruk İlhan


Kapak Fotoğrafı:  Bishal Sapkota – Pexels
Pathankot Tren İstasyonu: https://indiarailinfo.com/arrivals/pathankot-junction-ptk/92
Pokhara Kasabası : https://www.traveller.com.au/pokhara-gateway-to-the-himalayas-go36hx

Kıvılcım Doruk İlhan

Üniversite yıllarından beri her fırsatta geziyor. 2010’dan beri profesyonel tur rehberligi yapıyor. Tüm bu geziler sırasında, dünyanın çeşitli yerlerinde hislere tercüman olacak yazılar, günceler ve şarkı sözleri yazıyor ve söylüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir