web analytics
İçeriğe geç

Öfke Ateşi Söndürmek için Bilgelik

Martin Luther King, Jr. tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen Thich Nhat Hanh, günümüzün önde gelen bilgelik, barış, merhamet ve huzur kaynaklarından biridir. Buda, tüm mutsuzluğumuzun kaynağının üç zihin evresi olduğu içgörüsüne, bodhi ağacının altında, 25 yüzyıl önce ulaştı: yanlış bilgi, takıntılı arzu ve öfke. Budist rahip ve Vietnamlı mülteci Thich Nhat Hanh; Öfke, Ateşi Söndürmek İçin Bilgelik kitabında ilişkileri dönüştürmek, enerjiyi odaklamak ve benliğimizin öfke yüzünden boşa harcanan kısımlarını yeniden kazanabilmek için araçlar ve tavsiyeler sunuyor.


Thich Nhat Hanh Yorumuyla Öfke, Ateşi Söndürmek için Bilgelik

Mutluluk Alıştırması

Mutlu olmak, bence, daha az ızdırap çekmektir. Kendi içimizdeki ızdırabı dönüştürme gücüne sahip olmasak, mutluluk mümkün olamazdı. Pek çok insan mutluluğu kendisinin dışında arar ama gerçek mutluluğun içimizden gelmesi gerekir. Kültürümüz bize mutluluğun çok paraya sahip olmaktan, güce sahip olmaktan ya da toplumda yüksek bir statüye sahip olmaktan geldiğini söyler. Ama dikkatli bakacak olursanız, pek çok zengin ve ünlü kişinin mutlu olmadığını görürsünüz. Pek çoğu intihar ediyor.

Buda ve onun zamanında yanında olan keşişler ve rahibeler, üç cübbe ve bir kâse dışında hiçbir şeye sahip değillerdi. Ama mutlulardı çünkü son derece değerli bir şeye sahiplerdi; özgürlük.

Buda’nın öğretilerine göre, mutluluğun en temel koşulu özgürlüktür. Burada politik bir özgürlükten bahsetmiyoruz, öfke, keder, kıskançlık ve yanılgının yarattığı zihinsel oluşumlardan özgür olmaktan bahsediyoruz. Bu zihinsel oluşumlar Buda tarafından zehir olarak tanımlanıyor. Bu zehirler kalbinizde olduğu sürece, mutluluk mümkün değildir.

Öfkeden özgürleşmek için, Hristiyan, Müslüman, Budist, Hindu ya da Musevi oluşumuzdan bağımsız olarak, uygulama yapmamız gerekir. Buda, İsa, Tanrı ya da Muhammed’den kalbimizdeki öfkeyi bizim için çıkarmasını isteyemeyiz. İçimizdeki öfkenin nasıl dönüştürüleceğine dair somut talimatlar var. Bu talimatları izler ve çektiğimiz ızdıraba iyi bakmayı öğrenirsek, başkalarının da aynı şeyi yapmasına yardımcı olabiliriz.

Baba ve oğlun birbirine öfke duyduğu bir aile hayal edin. Artık birbirleri ile iletişim kurmaları mümkün değil. Baba çok ızdırap çekiyor, oğul da aynı şekilde. Öfkelerine tutunup kalmak istemiyorlar ama bunun üstesinden nasıl geleceklerini de bilmiyorlar.

Öfke duyduğunuzda, cehennem ateşinde yanıyormuş gibi ızdırap çekersiniz. Umutsuzluk ya da kıskançlık hissettiğinizde, cehennemdesinizdir. Bir kişinin konuşması öfke dolu olduğunda, bunun nedeni derin bir ızdırap içinde olmasıdır. Bu kadar ızdırap çektiği için, içi acıyla dolar. Sürekli olarak söylenmeye ve problemleri için başkalarını suçlamaya hazırdır. Bu yüzden onu dinlemeyi çok tatsız bulursunuz ve ondan kaçınırsınız.

Derin dinleme, başka bir kişinin acısını hafifletmeye yardımcı olabilecek bir dinleme türüdür. Buna şefkatli dinleme diyebilirsiniz. Tek bir amaç için dinlersiniz: onun kalbini boşaltmasına yardım etmek.

Thich Nhat Hanh

Şefkatli Dinleme ve Sevgi Dolu Konuşma

Öfkeyi anlayıp dönüştürmek için, şefkatli dinleme ve sevgi dolu konuşma uygulamalarını öğrenmemiz gerekir. Herkesi derin şefkat ile dinleme kabiliyetine sahip bir Bothisattava -Büyük Varlık veya Uyanmış (Aydınlanmış) Kişi- vardır. Ona, Kwan Yin veya Avalokiteshvara, Büyük Merhamet Bodhisattva’sı denir. Bu Bodhisattva’nın yaptığı gibi derinden dinleme alıştırmalarını hepimizin öğrenmesi gerekir. Daha sonra, iletişimi yeniden sağlamak için yardım arayanlara somut rehberlik sunabiliriz.

Şefkatle dinlemek, karşınızdaki insanın daha az ızdırap çekmesine yardımcı olabilir. İyi niyetli olsanız bile, kendinizi şefkatli dinleme sanatı üzerinde eğitmediğiniz sürece derinden dinleyemezsiniz. Eğer bir saat boyunca bir insanın karşısında sessizce oturup, onu şefkatle dinlerseniz, ızdırabını azaltabilirsiniz. Sadece tek bir amaçla dinleyin: Karşınızdaki kişinin kendini ifade etmesi ve ızdırabını azaltması. Dinleme süresi boyunca şefkati canlı tutun. Dinlerken yoğunlaşmalısınız. Tüm dikkatiniz ve tüm benliğinizle dinleme alıştırmasına odaklanmanız gerekir; gözleriniz, kulaklarınız ve zihninizle. Eğer sadece dinler gibi yapar ve kendinizi yüzde yüz vererek dinlemezseniz, karşınızdaki kişi bunu fark eder ve ızdırabı azalmaz.

Nefes alma farkındalığını nasıl uygulayacağınızı biliyorsanız ve rahatlatma arzusuna odaklanabiliyorsanız, dinlerken şefkatinizi sürdürebilirsiniz. Şefkatle dinleme, çok derin bir alıştırmadır. Yargılamak ya da suçlamak için dinlemezsiniz. Sadece karşınızdaki kişinin daha az ızdırap çekmesini istediğiniz için dinlersiniz. Karşımızdaki kişi babamız, oğlumuz, kızımız ya da eşimiz olabilir. Karşınızdaki kişiyi gerçekten dinlemeyi öğrenmek, onların öfke ve ızdıraplarını dönüştürmelerine yardımcı olabilir.

Birçok gelişmiş iletişim aracının bulunduğu bir zamanda yaşıyoruz. Bilgi, dünyanın bir ucundan öbür ucuna hızla ulaşıyor. Ancak tam da şu anda insanların, baba ve oğul, karı ve koca, anne ve kız arasındaki iletişimi son derece zorlaştı. İletişimi yeniden kuramazsak, mutluluk asla mümkün olmaz. İletişimi yeniden kurmak ve ailemize, okulumuza ve toplumumuza mutluluğu getirmek için, Buda’nın derin dinleme ve sevgi dolu konuşma ile ilgili öğretilerini uygulamaya koymalıyız. Bunun sonrasında dünyadaki diğer insanlara yardımcı olabiliriz.

Hepimizin öfkemizle nasıl başa çıkacağımızı öğrenmemiz gerekiyor. Bunu yapmak için, öfkenin biyokimyasal yönüne dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü öfkenin kökleri zihnimizde olduğu kadar bedenimizde de yer alıyor. Öfkemizi incelediğimizde, onun fizyolojik unsurlarını görebiliriz. Nasıl yediğimize, nasıl içtiğimize, nasıl tükettiğimize ve vücudumuzu günlük yaşamımızda nasıl ele aldığımıza derinlemesine bakmalıyız.

Buda’nın öğretilerinde bedenimiz ve zihnimizin ayrı olmadığını görüyoruz. Bedenimiz zihnimizdir ve aynı zamanda zihnimiz de bedenimizdir. Öfke yalnızca zihinsel bir gerçeklik değildir çünkü fizik ve zihin birbiri ile bağlantılıdır ve onları ayıramayız. Budizm’de beden/zihin oluşumuna namarupa diyoruz. Namarupa, zihin ve bedenin tek bir varlık olduğu bir psikosomdur (psychesoma). Aynı gerçeklik, bazen zihin olarak, bazen de beden olarak görünür.

Temel bir parçacığın doğasına derinlemesine bakan bilim adamları, bazen bir dalga ve bazen de bir parçacık olarak ortaya çıktığını keşfettiler. Bir dalga, parçacıktan oldukça farklıdır. Bir dalga, sadece dalga olabilir. Parçacık olamaz. Bir parçacık ise sadece parçacık olabilir, dalga olamaz. Ama dalga ve parçacık aynı şeydir. Ama ona dalga ya da parçacık demek yerine, İngilizce dalga anlamına gelen “wave’’ ile parçacık anlamına gelen “particle’’ kelimelerini birleştirerek “wavicle” diyorlar. Bilim adamlarının temel parçacığa verdiği isim budur. Aynı şey zihin ve beden için de geçerlidir. Dualistik görüşümüz bize, zihnin beden olamayacağını ve bedenin zihin olamayacağını söyler. Ancak daha derinden baktığımızda bedenin zihin, zihnin ise beden olduğunu görüyoruz. Eğer zihni ve bedeni birbirinden tamamen ayrı olarak gören dualiteyi ya da ikiliği aşabilirsek, gerçeğe yaklaşabiliriz. Pek çok insan, bedenlerinde olanın zihinlerinde de olduğunu, zihinlerinde olanın bedenlerinde de olduğunu fark etmeye başlıyor. Modern tıp, bedendeki hastalıkların, zihindeki hastalıkların bir sonucu olabileceğinin farkında. Ve zihnimizdeki bir hastalık, bedenimizdeki bir hastalığa bağlı olabilir. Beden
ve zihin iki ayrı varlık değildir, ikisi birdir. Eğer öfkemize hakim olmak istiyorsak, bedenimize iyi bakmalıyız. Nasıl yediğimiz, nasıl tükettiğimiz çok önemlidir.

Öfkemizi, sadece yediğimiz yiyeceklerle değil, aynı zamanda gözlerimizle, kulaklarımızla ve bilincimizle tükettiklerimizle de besliyoruz. Kültürel öğelerin tüketimi de öfke ile bağlantılıdır. Bu nedenle, tüketme üzerine bir strateji geliştirmek çok önemlidir. Dergilerde okuduklarımız, televizyonda gördüklerimiz de toksik olabilir. Öfke ve hayal kırıklığı içerebilir. Bir film, biftek parçası gibidir. Öfke içerebilir. Eğer tüketirseniz, öfke ve hayal kırıklığı yüklenmiş olursunuz. Gazete makaleleri ve hatta konuşmalar bile çok fazla öfke içerebilir. Bazen kendinizi yalnız hissedebilir ve birileriyle konuşmak isteyebilirsiniz. Bir saatlik bir konuşma sırasında, karşınızdaki kişinin sözlerinin içerikleri toksinlerle sizi zehirleyebilir. Daha sonra ifade edeceğiniz çok fazla öfke edinmiş olabilirsiniz. Bu nedenle, ne tükettiğini bilmek çok önemlidir. Haberleri dinlediğinizde, gazete okuduğunuzda, başkaları ile tartıştığınızda, bilinçsizce tükettiğiniz besinlerden aldığınız toksinlerin çok benzerlerini tüketmiş olursunuz.

Üzüntülerini ve depresyonlarını unutmak için yemeğe sığınanlar var. Aşırı yeme, sindirim sistemi için zorluklar yaratarak, öfkenin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca çok fazla enerji üretebilir. Bu enerjiyle nasıl başa çıkacağınızı bilmiyorsanız, öfke, cinsellik ve şiddet enerjisine dönüşebilir.
İyi yediğimizde, daha az yiyebiliriz. Gün boyunca yediğimiz yiyeceklerin sadece yarısına ihtiyacımız var. İyi yemek için, ağzımıza attığımız yiyecekleri yutmadan önce, yaklaşık elli defa çiğnemeliyiz. Çok yavaş yemek yediğimizde ve ağzımızdaki yiyecekleri bir çeşit sıvı hâline getirdiğimizde, bağırsaklarımızla çok daha fazla besin emeriz.

Beslenmek derin bir uygulamadır. Yediğim zaman, ağzıma attığım her lokmanın tadını çıkarırım. Yemeğin ve yediğimin farkındayımdır. Yeme farkındalığı uygulayabiliriz; ne çiğnediğimizi biliyoruz. Yemeğimizi dikkatli bir şekilde ve keyifle çiğneriz. Zaman zaman çiğnemeyi bırakıp etrafımızdaki arkadaşlarımız, ailemiz veya sangha -uygulayıcılar topluluğu ile- temasa geçeriz. Burada oturup, hiçbir şeyden endişe etmeden yemeğimizi çiğneyebilmemizin ne kadar harika olduğuna minnet duyarız. Farkındalıkla yediğimizde, öfkemizi, endişemizi ya da projelerimizi sadece mekanik olarak çiğnemiş ve yutmuş olmayız. Başkalarının bizim için sevgiyle hazırladıkları yemekleri çiğnemiş oluruz. Bu çok keyiflidir.

Ağzınızdaki yemek neredeyse sıvı hâline geldiğinde, tadını çok daha yoğun bir şekilde deneyimlersiniz ve yemek çok, çok lezzetlidir. Hemen bugün bu şekilde çiğnemeyi deneyebilirsiniz. Ağzınızın her hareketinin farkında olun. Yemeğin çok lezzetli olduğunu göreceksiniz. Sadece ekmek bile olabilir; yağ ya da reçel sürmeden. Ama yine de mükemmel. Belki yanına biraz da süt istersiniz. Ben asla süt içmem. Sütü çiğnerim. Ağzıma bir lokma ekmek attığımda, bir süre boyunca farkındalıkla çiğnerim ve sonrasında bir kaşık dolusu süt alırım. Sütü ağzıma koyup farkındalıkla çiğnemeye devam ederim. Sadece süt ve ekmek çiğnemenin ne kadar lezzetli olduğunu bilemezsiniz.

Yemek, tükürüğünüze karışıp sıvı hâle geldiğinde, yarı yarıya sindirilmiş demektir. Mide ve bağırsaklara ulaştığında sindirim son derece kolaylaşır. Ekmek ve sütteki besinlerin çoğu, vücudumuza emilecektir. Çiğnediğiniz süre boyunca, büyük bir sevinç ve özgürlük elde edersiniz. Böyle yediğinizde, doğal olarak daha az yersiniz.

Kendinize yemek servisi yaptığınızda, gözlerinizin farkında olun. Onlara güvenmeyin. Sizi çok yemek almaya iten onlar. O kadara ihtiyacınız yok. Farkındalıkla ve sevinçle nasıl yiyeceğinizi biliyorsanız, gözlerinizin size almanızı söylediği miktarın sadece yarısına ihtiyacınız olduğunu fark edersiniz. Lütfen bunu deneyin. Sadece kabak, havuç, ekmek ve süt gibi çok basit bir şey çiğnemek hayatınızın en iyi yemeği olabilir. Bu harika.

Beş Bilinçli Farkındalık Eğitimi

Hepimizin, sevme ve hizmet etme isteğimize dayanan bir diyete ihtiyacımız var. Zekâmıza dayanan bir diyet. Beş Farkındalık Eğitimi, dünya ve bireyler olarak her birimiz için ızdırabımızdan kurtulmanın bir yoludur. Umursamaz tüketimin neden olduğu ızdırabın farkında olduğumuzda, taahhütlerde bulunuruz:

İlk Farkındalık Egzersizi: Hayata Saygı

Yaşamın yıkılmasından kaynaklanan acıların farkında olarak, şefkat geliştirmeye ve insanların, hayvanların, bitkilerin ve minerallerin yaşamlarını korumanın yollarını öğrenmeye söz veriyorum. Ben öldürmemeye, başkalarının öldürmesine izin vermemeye ve dünyada, düşüncemde veya yaşam tarzımda herhangi bir öldürme eylemine göz yummamaya kararlıyım.

İkinci Farkındalık Egzersizi: Cömertlik

Sömürü, sosyal adaletsizlik, hırsızlık ve zulümden kaynaklanan acıların farkında olarak, sevgi dolu şefkat geliştirmeye ve insanların, hayvanların, bitkilerin ve minerallerin refahı için çalışma yollarını öğrenmeye söz veriyorum. Zamanımı, enerjimi ve maddi kaynaklarımı gerçek ihtiyaç sahibi kişilerle paylaşarak, cömertlik uygulamaya yemin ediyorum. Çalmamaya ve başkalarına ait olması gereken hiçbir şeye sahip olmamaya kararlıyım. Başkalarının mülkiyetine saygı duyacağım ama başkalarının, insanlığın acılarından veya yer yüzündeki diğer türlerin acılarından faydalanmasını engelleyeceğim.

Üçüncü Farkındalık Egzersizi: Cinsel Sorumluluk

Cinsel suistimalin neden olduğu acıların farkında olarak, sorumluluk geliştirmeye ve bireylerin, çiftlerin, ailelerin ve toplumun güvenliğini ve bütünlüğünü korumanın yollarını öğrenmeye söz veriyorum. Sevgisiz ve uzun vadeli taahhüt olmaksınızın cinsel ilişkiye girmemeye kararlıyım. Kendimin ve başkalarının mutluluğunu korumak için, taahhütlerime ve başkalarının taahhütlerine saygı duymaya kararlıyım. Çocukları cinsel istismardan korumak, çiftlerin ve ailelerin cinsel suistimal nedeniyle yıkılmasını engellemek için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Dördüncü Farkındalık Egzersizi: Derin Dinleme ve Sevgi Dolu konuşma

Farkındalık içermeyen konuşmanın ve başkalarını dinlememenin neden olduğu acıların farkında olarak, başkalarına neşe ve mutluluk getirmeye söz veriyorum. Kelimelerin mutluluk ya da ızdırap yaratabileceğini bilerek, kendine güven, sevinç ve umut uyandıran kelimelerle doğru konuşmayı öğrenmeye yemin ediyorum. Kesin olarak bilmediğim haberleri yaymamaya ve emin olmadığım şeyleri eleştirmemeye veya kınamamaya kararlıyım. Bölünme veya anlaşmazlıklara neden olabilecek veya ailenin yada topluluğun bölünmesine neden olabilecek kelimeler kullanmaktan kaçınacağım. Küçük de olsa, tüm çatışmaları uzlaştırmak ve çözmek için her türlü çabayı göstereceğim.

Beşinci Farkındalık Egzersizi: Tüketim Farkındalığı

Farkındalık içermeyen tüketimin neden olduğu acıların farkında olarak, kendim, ailem ve toplumum için sağlıklı beslenme, içme ve tüketme yoluyla hem fiziksel hem de zihinsel sağlık sağlamaya söz veriyorum. Sadece bedenimde, bilincimde ailem ve toplumun kollektif bedeninde ve bilincinde barışı, refahı ve sevinci koruyan eşyaları tüketmeye yemin ederim. Alkol ve başka bir zehiri kullanmamaya veya bazı TV programları, dergiler, kitaplar, filmler ve sohbetler gibi toksin içeren yiyecekleri veya diğer maddeleri yutmamaya kararlıyım. Bu zehirlerle bedenime veya bilincime zarar vermenin atalarıma, aileme, topluma ve gelecek nesillere ihanet etmek olduğunun farkındayım. Kendim ve toplum için bir diyet uygulayarak kendimde ve toplumda şiddet, korku, öfke ve karışıklığı dönüştürmek için çalışacağım. Düzgün bir diyetin, kişisel dönüşüm ve toplumsal dönüşüm için çok önemli olduğunu anlıyorum.

Öfke ateşini söndürmek

Çocukken anne babamız bize nefes alıp vermeyi, yürümeyi, oturmayı, yemek yemeyi ve konuşmayı öğretti. Fakat uygulamaya geldiğimizde manevi varlıklar olarak yeniden doğuyoruz. Bu yüzden tekrar nefes almayı öğrenmeliyiz, farkındalıkla. Bu yüzden tekrar yürümeyi öğrenmeliyiz, farkındalıkla. Tekrar dinlemeyi öğrenmeliyiz, farkındalıkla ve şefkatle. Tekrar konuşmayı öğrenmeliyiz, sevginin diliyle, onurlandıracak şekilde.

Üç cümleyi kalbinizden söyleyebiliyorsanız dönüşüm gerçekleşecektir:

  • Öfkeliyim ve acı çekiyorum
  • Patlamak, kendimi yok etmek, seni kaybetmek istemiyorum Bunun için elimden gelenin en iyisini yapıyorum.
  • Yardımına ihtiyacım var.

Kendinizle ilgilenmek ve iyi bakmak, özsevgi, karşınızdakini sevmenin temelidir.

Kendinize iyi bakarken sevdiklerinize de iyi bakarsınız. Kendinize iyi bakmazsanız, mutlu değilseniz, huzurlu değilseniz, karşınızdaki kişiyi mutlu edemezsiniz. Karşınızdaki kişiye yardımcı olmazsınız, sevemezsiniz. Başkalarını sevme kapasiteniz tamamen kendinizi sevme, kendinize iyi bakma kapasitenize bağlıdır.

İçinizdeki Yaralı çocuğu iyileştirmek

Kendinize iyi bakmak için geri dönüp içimizdeki yaralı çocuğa bakmalıyız. Ona bir abi abla gibi şefkatle sarılmalısınız. Onunla konuşmalısınız. İçinizdeki küçük çocuğa, onun varlığını tanıdığınızı ve yaralarını iyileştirmek için elinizden geleni yapacağınızı söylemek için iki veya üç sayfalık mektup yazabilirsiniz. “Sevgili küçük yaralı çocuğum, senin için buradayım ve seni dinlemeye hazırım. Lütfen tüm ızdırabını, tüm acılarını bana anlat. Buradayım ve gerçekten dinliyorum.” Ona nasıl geri döneceğinizi bilirseniz ve her gün 5 ya da 10 dakika boyunca onu dinlerseniz, iyileşme başlayacaktır. Bunu birkaç hafta veya ay boyunca yaparsanız içinizdeki çocuk iyileşecektir. Farkındalık bunu yapmanıza yardımcı olacak enerjidir.

Özgür Bir İnsan olmak

Hala geçmişe bağlıysanız, hala gelecekten korkuyorsanız, projeleriniz, korkularınız, endişeleriniz ve öfkeniz tarafından yönetiliyorsanız, özgür değilsinizdir. Tam olarak bu noktada ve bu anın içinde değilseniz, yaşam sizin için gerçekten mevcut değildir. Gerçekten hayatta olmak için, yaşama derinden dokunmak için özgür olmanız gerekir. Farkındalık geliştirmek sizin özgür olmanıza olanak sunar.

Farkındalık enerjisi, mevcut olma enerjisidir. Beden ve zihin birleşir. Farkındalıkla nefes alma, farkındalıkla yürüme egzersizleri yaptığınızda, geçmişten, gelecekten, projelerinizden özgürleşirsiniz ve tamamen canlanır, mevcut olursunuz. Yaşama dokunmanızın tek yolu özgürlüktür. Farkındalık uygulaması ile kendinizi özgürleştirmek için eğitmiş olursunuz. Günün her anı, kendinizi farkındalık üzerine eğitmeniz farkındalık enerjisiyle özgürleşmenize olanak sunar.

Sizin Kalp Sutranız

Sevdiğimiz kişiye minnettarlık duyduğumuz anlar vardır. Varlığını derinden takdir ederiz. İçimiz şefkat minnettarlık ve sevgiyle dolar. Karşımızdaki kişi hayatta olduğu, bizimle olduğu, çok zamanlarda bile yanımızda olduğu için ona karşı minnet duyarız. Böyle anlardan faydalanmanızı öneririm. Bu anlardan kar edebilmek için, kendinizle yalnız kalabileceğiniz bir yere çekilin. Hemen karşınızdaki kişiye söylemeden kendinizi bu minnet duygusuyla çevreleyin. Sonrasında hislerinizi, minnetinizi ve mutluluğunuzu kağıda dökün. Yarım veya 1 sayfada kendinizi ifade edebilmek için elinizden geleni yapın ya da ses kaydı alın.

Bu şükran anı, farkındalık ve zeka anıdır. Bilincinizin derinliklerinin bir tezahürüdür. İçinizde bu anlayış ve içgörü vardır. Ama öfkelendiğinizde, şükran ve sevgi orada yokmuş gibi hissedersiniz. Bu nedenle minnetinizi kağıda yazıp güvenle saklayın. Ara sıra sakladığınız yerden çıkarıp yeniden okuyabilirsiniz. Bu sizin kalp sutranızdır.

Eşinizle tanıştığınız için şanslı olduğunuzu biliyorsunuz, sevgiliniz hayatınızda olduğu için şanslısınız. Neden bu gerçeğin uçmasına izin veriyorsunuz? Bu kalbinizde. Bu nedenle kalp sutranızı her gün tekrar etmelisiniz. Ona bakmalısınız. İçinizdeki sevgi ve takdire her dokunduğunuzda yeniden minnettar hissedersiniz, varlığına yeniden değer verirsiniz.

Arada bir yanınızda değilken takdir etmek için zaman ayırın. Ayrı olduğunuz süre boyunca sizin için ne kadar değerli olduğunu hatırlayın. Kalp sutranızı/sutralarınızı yazın ve kutsal bir yerde saklayın. Sık sık tekrar etmeye çalışın. Sutranın yazılı olduğu kağıdı alın, derin nefes alıp verme uygulaması yaparak okuyun. Daha az acı çekmeye başlayacaksınız. Bu uygulamaları düzenlemek ve oluşturmak için yaratıcılığınızı, yeteneklerinizi kullanın.

Thich Nhat Hanh

Daha fazlasını Thich Nhat Hanh bölümünde bulabilirsiniz.


Kaynaklar:

Thich Nhat Hanh, Öfke, Ateşi Söndürmek İçin Bilgelik, Çeviri: Nural İdrisoğlu, Sola Unitas Yayınları, 2020

Kapak Görseli : Ri ButovPixabay
Düzenleyen : Sevgi Sözügeçer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.