Tetsutaka Sugawara: Aikido ve Taiji

“Internal Strength” dergisi, 1993 – 94 yıllarında Mike Sigman tarafından kurulmuş ve sadece altı sayı yayınlamıştı. Artık mevcut olmayan dergide yayınlanan bazı makaleler “Internal Strength” web sitesinde arşivlenmişti. Bir zaman sonra ise Mike Sigman’ın arkadaşı olan Mike Jones, aynı formatı kullanarak “Internal Martial Arts” dergisini çıkarmaya başlamıştı. Mike (Sigman) bana, Jason Chung’un “Internal Martial Arts”ın 6. sayısında, Jason Chung’un hazırladığı, Tetsutaka Sugawara hakkındaki bu makaleyi gönderdi ve herkesin ulaşabilmesi için burada yayınlamamı önerdi. Makale aslında Nisan 2000’de devam eden tartışmalarla ilgiliydi ama bugün halen devam eden tartışmalarla da ilgili olduğunu göreceksiniz.
Tetsutaka Sugawara ile tanışmam Japonya’da yaşarken Tenshin Shōden Katori Shintō-ryu eğitmenlerimden biri olan Hiroyuki Hasegawa aracılığıyla oldu. Sugawara Sensei’nin araştırma projelerinin çeşitliliği ve derinliğinden her zaman etkilenmişimdir.


İşte Sugawara Budo web sitesinden (Sugawara Dövüş Sanatları Enstitüsü olarak da bilinir) kısa bir biyografi:

Tettutaka Sugawara 1941 yılında Hokkaido’da doğdu. 1960 yılında Aikido’nun kurucusu O-Sensei Morihei Ueshiba’nın yönetiminde Tokyo Hombu Dojo’da Aikido’ya başladı. 1961’de Ibaraki Dojo’da O-Sensei’nin yanında uchideshi (yatılı öğrenci) oldu.

1964 yılında Tokyo’ya döndü ve Chuo Üniversitesi’ne girdi. 1973’te Minato Araştırma ve Yayım Şirketi’ni (şu anda Sugawara Savaş Sanatları Enstitüsü) kurdu. 1975’te Tenshin Shoden Katori Shinto Ryu’ya katıldı ve 1986’da ‘Kyoshi’ eğitmenliği lisansı aldı.

Nisan 1992’de, Aikido’yu Pekin Tıp Bilimleri Üniversitesi, Şanghay Beden Eğitimi Enstitüsü ile tanıştırdı. Kasım 1992’de ise, Yasuichi Miyagi tarafından Okinawan Goju-ryu Karatedo’nun Kyoshi lisansını aldı. Haziran 1993’de, Aikido’yu Çin’deki Fujian Geleneksel Çin Tıp Bilimi Üniversitesi, Wuhan Beden Eğitimi Enstitüsü ile tanıştırdı. Mayıs 1995’de, Kisshomaru Ueshiba’dan Aikido 7. Dan ünvanını aldı. Çin’deki Chengdu Beden Eğitimi Enstitüsü’ne Aikido’yu tanıttı. Şanghay Fiziksel eğitim Enstitüsü’nden öğretim görevlisi lisansını aldı. Şu anda Aikido ve Katori Shinto Ryu öğretme amacıyla 12 ülkede dersler veriyor.

Tetsutaka Sugawara: Aikido ve Tai Chi

Jayson Chung – © Six Harmonies Press, Michael W. Jones, Editör/Yayıncı
İçsel Dövüş Sanatları dergisinin 6. sayısından (Nisan 2000)

“En üst seviyede, tüm savaş sanatları birdir. Her şey tanden(vücudun enerji merkezi) ile hareket eder.”

Aikido’da, kişinin fırlatma, yere indirme ve kontrol etme hareketlerini gerçekleştirirken, kolların ve ellerin sarmal hareketlerinin, kesintisiz beden hareketleri ile entegre olması gerektiği yadsınamaz bir gerçektir. Bize gücün, rahatlamış bir vücudun merkezinden gelmesi gerektiği söylendi. Elbette dersten sonra bir bira içerken coşkuyla bunu tartışmak, minder üzerinde uygulamaktan çok daha kolaydır.

Tai Chi ile ilk tanışmam, Zheng Manqing (Ch’eng Man-ching) tarzı bir ders aracılığıyla olmuştu. Tai Chi yöntemlerini kullanarak Aikido duruşumu ve bacak çalışmamı nasıl geliştirebileceğim üzerine çalışmıştık ve bu beni çok etkiledi. Daha sonra, Chen tarzı Tai Chi Chuan ipek sarma egzersizlerini “çözmeye” başladığımda, Aikido minderi üzerinde çalıştığım spiral koordinasyonların anahtarının burada olduğunu fark ettim.

Tetsutaka Sugawara’nın Madison, Wisconsin’i ziyareti bana, Tai Chi Chuan için benzer bir coşkuya sahip başka bir Aikido’cu -ama benim aksime, bolca deneyim ve müthiş beceri eklenmiş hali- ile Tai Chi Chuan’ın Aikido üzerindeki etkisi hakkında derinlemesine konuşma fırsatı verdi. Bu makalenin Tai Chi pratiği ile Aikido pratiği arasındaki ilişkiye tek yönlü bir bakış olduğunu belirtmeliyim. Yani, Sugawara Sensei ile yaptığım konuşma, Aikido eğitiminde, Tai Chi Chuan pratiğinin olabileceği çeşitli yönlerine dair yapıcı eleştirisine odaklandım.

Bir noktada, Sugawara Sensei’ye hangi Aikido uygulamalarının veya fikirlerinin Tai Chi Chuan eğitimini geliştirmeye yardımcı olabileceğini sordum. Sugawara’nın net cevabı, sadece Tai Chi Chuan öğrendiği ve bunda yeterli olmadığı için bu konuda herhangi bir fikir sunamayacağıydı.

Ortak İlgi Alanları

Tetsutaka Sugawara, Tai Chi Chuan ile ilk kez Gojuryu Karatedo’nun arka planını araştırmak için Çin’e yaptığı bir gezi sırasında, o sanatta eğitmen olan bir meslektaşı aracılığıyla tanıştı. Sugawara Sensei, kültürler arası ilişkiler kurmak ve savaş sanatları- özellikle kılıç sanatları- konusunda araştırma yapmak için Çin’e birkaç kez seyahat etmişti.

Sugawara Fuzhou’da, Fujian Tıp Koleji’nde Çin savaş sanatları öğreten Xing Yanling ile tanıştı. Xing Yanling, Fujian Teachers College ve Wuhan Fiziksel Kültür Enstitüsü’nde Tai Chi Chuan çalışmıştı. Tai Chi öğrenmeye hevesli olan Sugawara, Japonca öğrenmek için Japonya’ya gitmek isteyen Xing Yanling’i Tokyo’daki Aikido dojosunda Tai Chi öğretmeye davet etti. Xing Yanling on yıldır Tokyo’da Tai Chi öğretiyor ve Sugarawara ile Aikido çalışıyor.

Sugawara Sensei’nin Tai Chi uygulaması basitleştirilmiş formlara dayanmaktadır. Önce 24- ve 48-hareketlerinin basitleştirilmiş formlarını öğrendi ve sonra Laojia Yilu’ya dayalı 36-hareketli Chen stilinin basitleştirilmiş formunu çalıştı. Tetsutaka Sugawara, Xing Yanling ve Xing Lujian (Yanling ile hiçbir ilişkisi yok) – Sugawara’nın dojosunda eğitim ve öğretim veren bir başka Çinli savaş sanatçısı- işbirliği içinde Aikido, Tai Chi Chuan ve diğer sanatların fikir ve tekniklerini birleştirme olanaklarını araştırmaya başladı.

Bunun kanıtı, Sugawara’nın Madison’da bir Aikido semineri verdiği sırada ortaya çıktı. Daha görünür bir düzeyde teknikler, Aikido kontrol tekniklerinin geleneksel sözlüğünden olduğu kadar Çin Chin Na’sından (başka bir Çin savaş sanatı) da alındığı muhtemel olan eklem ve yer kilitleri cömertçe sergiledi. Bir Aikidocu’nun hanmi’deki (Aikido’nun temel üçgen duruşu) tipik pozisyonunun “o kadar da mükemmel olmadığını” söyledi ve kalçalarını daha çok Tai Chi’nin “batık” tarzında alçaltmayı tercih etti.

Ayrıca, temel açık duruş egzersizi tai no tenkan’ın değiştirilmiş bir biçimini de öğretti. Geleneksel duruşta, kollar avuç içi göğe bakacak şekilde uzatılır. Sugawara Sensei’nin varyasyonunda, kollar biraz daha az açıktır; daha kavisli tutulur ve avuç içi içe dönüktür. Kol duruşu, ayaktaki Tai Chi pratiğinin “top tutma” kol pozisyonuna benzer. Sugawara bu varyasyonu tercih ediyor çünkü bunun vücut duruşunu güçlendirdiğini ve kolları çeşitli açılardan gelen kuvvetlere karşı daha kararlı hale getirdiğini düşünüyor.

Isınma rutinleri, kalça ve bel hareketlerine odaklanan ayrı egzersizleri içeriyordu. Kalça ve bel hareketlerini betimlemeye yönelik bu vurgu, Aikido’da yaygın olarak görülmez ve Sugawara’nın Chen stili Tai Chi tarzına olan ilgisini yansıtır. Öğrettiği bazı tüm vücut egzersizleri, bana Chen tarzı ipek sarma egzersizlerini anımsatan yumuşak, spiral hareketlerden oluşuyordu. Sugawara, İngilizce “silk reeling (ipek sarma)” terimine veya benim Çincesindeki yorumuma aşina değildi. Ancak bana egzersizlerin amacının vücudun tüm eklemlerini birlikte kullanmak olduğunu açıkladı. Önce sadece “el işi” kullanarak egzersizin içeriden dışarıya nasıl yapılabileceğini gösterdi ve ardından tüm eklemleri ileri ve geri, yukarı ve aşağı hareketler üretmek için kullanarak aynı egzersizin tüm vücut uygulamasını gösterdi.

Tanden (Dantian) Kullanımı

Daha derin bir düzeyde, Sugawara Sensei bazı teknikleri uygularken, gövdesinin Aikido uygulayıcıları arasında alışılmış olandan daha hareketli göründüğünü fark ettim. Aikido’da üst vücut hareketleri genellikle kalçaların yer değiştirmesi ve daha az ölçüde bel ve kalça eklemlerinin katlanması veya açılması ile sağlanır. Bu da omurga boyunca genel bir kapanma veya açılma ile eşleştirilir.

Ancak Sugawara’nın bazı hareketlerinde belin daha belirgin bir şekilde kullanıldığı görülüyordu. Örneğin, arkaya yönelik bir kokyu nage atışında, orta bölümün ince bir dikey yuvarlanması, kolların süpürme hareketlerine yol açtı.

Oturularak yapılan kokyu tanden ho’da (bir uygulayıcının partneriyle bağlantı kurmaya çalıştığı, ardından onu bileklerinden tutan partnerini merkezden çıkardığı bir egzersiz), Sugawara’nın gövdesi yana ve ileri yuvarlanırken, o gücünü partnerinin merkezine yönlendirdi ve onu yana devirdi.

Soldan sağa: 
Lujian Xing, Moriteru Ueshiba, Kisshomaru Ueshiba, Yucai Qiu (All China Sports Federation), Tetsutaka Sugawara

Sugawara Sensei seminer derslerinde bu gövde hareketlerini pek yapmadı ama bunları özel olarak sorduğumda amaçlarının gücünü belirli yönlere yönlendirmek olduğunu gösterdi. Aikido’cuların çok daha fazla tanden (Çin dantianına eşdeğer) eğitimine ihtiyaçları olduğunu söyledi. Açıkça görülüyor ki, Sugawara için Çin içsel alıştırmaları bu ihtiyacı oldukça iyi karşılıyor.

“Çoğu zaman çok fazla kol kullanıyoruz, yeterli tanden yok” dedi. “Güç her zaman tandenden gelmeli ve daha sonra vücuttan, koldan, silahın ucuna veya el ve parmaklara aktarılmalıdır.”

Daireler ve Spiraller

Ona en önemli Tai Chi ilkesinin ne olduğunu sorduğumda, “Spiraller” diye yanıtladı ve hangi Tai Chi becerilerinin Aikido ustalığını geliştirmeye yardımcı olabileceğini sorduğumda, Aikido öğrencilerinin hareketlerinin daha dairesel olabileceğini söyledi. Birçok Aikido öğrencisinin tekniğinde, sadece adımlamanın dairesel olduğunu açıkladı. İlginç bir şekilde, (İçsel Dövüş Sanatları, Sayı 5, Şubat 2000’deki Spotlight makalesinde ima ettiğim gibi), adım atma düzeyinde, Sugawara’nın birçok hareketi iddialı bir şekilde doğrusal görünüyor.

Sugawara, Tai Chi’de vücudun tüm bölümlerinin daire çizdiğini söyledi. Bilek çemberleri, omuz çemberleri; ayak bilekleri, dizler ve kalçalar. Adımlamaya ek olarak tüm vücut dönüyor ve spiraller çiziyor. Spiral hareketler birçok Aikido tekniğinde ifade edilmesine rağmen, mevcut Aikido öğrencilerinin bu prensibi yeterince iyi anlayamıyor. Aikido öğretimizi geliştirmek için “farklı tarzlara göz atmamız gerekiyor” dedi.

Ayrıca üç boyutlu hareketlerin taktiksel faydası açısından da spiral hareketlerden bahsetti. Her üç boyutta da hareket spiralin içindedir. Sugawara, bu fikrin önemini Aikido’nun kurucusunun öğrettiğini söyledi. Sugawara, hem silahsız hem de silah eğitimi konusunda bu fikri pratiğine ve öğretisine dahil etmeye özen gösteriyor. Spiral hareketlerin kişinin nasıl “çok değişken” olmasını sağladığını, kişinin saldırısını spiral bir rota kullanarak nasıl sürekli olarak ayarlayabileceğini ve bir partnerin bir boyuttaki saldırısının, spiral hareket yoluyla diğer boyutlardan birini kullanarak nasıl bir karşı saldırıya çevrildiğini gösterdi. Seminer sırasında öğrencilerine, partnerin yönü spiral ayarlamalarla nasıl değiştirebileceklerini gösteren teknikler uygulattı.

Sugawara Sensei, Tai Chi çalışmalarının vücudunda bükülmeyi daha iyi kullanmasına;  bacaklarını ve dizlerini esnek tutmasına yardımcı olduğunu söyledi. Hem Katori hem de Aikido için yeni kılıç antrenman rutinleri geliştirerek bu vücut becerilerini öne çıkarmış ve üç boyutlu spiral taktiklerden yararlanmış. Örnekler gösterirken, dikey boyuta bazen bir tekniğin ayakta durma ve diz çökme pozisyonları boyunca pürüzsüz bir şekilde genişletilmesine büyük önem veriyordu. “Elbette, elbette, çünkü seiza ( dizler üzerinde oturuş) bir Japon geleneğidir,” diye açıkladı gülerek.

Yumuşaklık ve Gevşeme

Sugawara Sensei’ye göre, Tai Chi uygulaması, düzgün yumuşaklık ve rahatlama geliştirme alanında Aikido yetkinliğini de geliştirebilir. Onun gözünde, temas niteliğindeki yumuşaklık ve “akışkanlık” Tai Chi uygulamasında Aikido uygulamasından daha fazla; tutuma ve kavrama ise daha azdı.

Sugawara, Kurucu Morihei Ueshiba’nın ki’yi uyumlu hale getirmeyi açıklamaya çalıştığını söyledi; kurucunun Aikido’sunun amacı buydu. “Partnerin hissini ve ruhunu hissetmek, sonra değişmek ve akmak. . . partnerin ruhunu yakalamak, aiki durumu budur” dedi. Sugawara, modern savaş sanatlarının çok katı olduğunu düşünüyor ve ne yazık ki Aikido da bir istisna değil.

Örnek olarak, birçok Aikido öğretmeni elin bir bıçak olarak kullanılmasına odaklanır (el-kılıç anlamına gelen tanıdık tegatana kavramı, temel Aikido tekniklerinin kılıç hareketlerinden türetilmesini yansıtır), ancak Sugawara bunun çok sınırlayıcı olduğunu düşünüyor. “Sadece bu kenarı değil, tüm yüzeyi antrenmanda kullanmalıyız” dedi. “El sertse, avuç içi sıkıysa hiçbir şey hissedemezsiniz.”

Ayrıca, ukemi (uygulanan tekniği “alan” kişi olan uke’nin rolü) yaparken, Aikidocular partnerlerini yakalamak için çok güçlü, sert bir tutuş kullanma eğilimindedirler. Bu tür bir tutuş kişinin hassasiyetini azaltır ve partnerdeki değişiklikleri algılamayı ve hareketlerini buna göre değiştirmeyi zorlaştırır. Sugawara, Aikido öğrencilerine her gün bu noktayı incelemelerini tavsiye etti. “Mevcut Aikido öğrencileri çok güçlü tutuyor. Herkes kavrar, kavrar, kavrar. Bu durumu değiştirmek istiyorum. Çok fazla sert tutuş var. Durmalıyız!” dedi coşkuyla.

Bununla birlikte, özellikle silah kullanırken, nasıl tutulacağını bilmek gerekir. Sugawara, tercih ettiği Katori tekniğinin, biri yakalandığında başparmak ve orta parmağı birbirine dokunmayı düşünmek olduğunu söyledi. Aikidoculara genellikle küçük ve yüzük parmaklarıyla en sert şekilde tutmaları öğretilir. Sugawara, Katori yaklaşımının Aikido tutuşundan daha yumuşak ve daha canlı olan güçlü bir tutuş sağladığına inanıyor. Ayrıca, Aikido tutuşunun üretme eğiliminde olduğu kötü bir alışkanlık olan işaret parmağını savunmasız bir pozisyonda uzatma olasılığını da azaltır.

Sugawara Sensei, temel egzersiz tai no tenkan üzerinde, yumuşaklık, canlılık ve hassasiyet konusundaki endişesini yansıtırken, egzersize daha savaşçı veya kendini savunma tadı enjekte eden bir varyasyon öğretti. Tenkan egzersizi, kişinin partnerinin saldırısını hafifçe yönlendirmek ve ileri momentumunu kesintiye uğratmadan dengesini bozmak için bir vücut dönüşü gerçekleştirmeyi içerir.

Temel biçiminde, hareket bir bilekten kavrama ile başlar ve nage (tekniği “yapan”) uke’nin yanında neredeyse bir ayna duruşunda durur. İkisi hala bilek tutuşuyla birbirine bağlıdır; ancak, uke’nin duruş bütünlüğü bozulmuştur.

Sugawara’nın varyasyonunda, nage 180 dereceden biraz daha uzağa dönerek yan tarafını uke’nin tenkan hareketinin bir sonucu olarak zaten zayıf, içe doğru bükülmüş bir konumda olan dirseğine karşı getirir. Savunmasız dirseğe karşı bu vücut teması, ek bir kontrol noktası sağlar veya o ekleme karşı bir saldırıyı şansı verebilir.

Editörün notu :
Aikido’ya yeni başlayan biri, Tenkan öğrenirken genelde bileğini tutan uke’nin arkasına geçmeyi öğrenir ya da bunu düşünerek hareket eder. Uke’nin arkasına geçme fikri yerine uke’nin bulunduğu yere geçme fikrini koymak, öğrenen kişinin uke ile faklı bir temas kurmasına ve merkezcilik fikrini anlamasına yardımcı olabilir. Dolayısıyla Sugawara Sensei’nin önerdiği Tenkan yorumuna yaklaşılabilir.

Bu varyasyonun uygulanması sırasında, nage’in vücudu, partnerinin dirseğine tam ve yumuşak bir temas yapmalıdır. Vücudun dirseğe yaptığı baskı, sanki bir el gibi canlı olmalıdır. Nage’in görevini yerine getirmek zordur ama uke’nin rolü de aynı derecede zor.

Uke’nin doğal eğilimi, nage’in vücudunun uyguladığı baskıya karşı kolunu ve vücudunu germektir. Ancak Sugawara, teması tam ve yumuşak hale getirmenin uke’nin yanı sıra nage’in de amacı olduğunu vurguladı. Uke’den herhangi bir tepki, kolun herhangi bir direnciyle değil, tüm vücudunun ayarlanması veya hareketi yoluyla olmalıdır. Güvenlik ve pratik beceri için yumuşaklık ve duyarlılığın önemini vurgulayan tenkandaki bu küçük varyasyon, tanıdık bir alıştırmanın karmaşıklığını büyük ölçüde arttırır.

Kokyu ve Nefesin Gücü

Sugawara Sensei, farklı savaş sanatlarının kendi pratiğine getirebileceği çeşitli faydalarla yakından ilgilenirken, ileri düzeyde uygulandığında tüm savaş sanatlarının aynı temel ilkelere bağlı olduğuna inanıyor. “Ustalık düzeyinde, tüm bokslar (savaş sanatları) bir olur. Her şey tanden ile hareket eder. ” Sugawara’ya kokyu’yu (hareketleri veya tekniği canlandıran nefes veya nefes enerjisi ) sorduğumda, Aikido, Tai Chi Chuan ve Karate’de nefes kullanımının aynı olduğunu düşündüğünü söyledi.

Sugawara, meditasyon tarzı nefes almanın ve savaş sanatları tarzı nefes almanın hem normal nefesten farklı hem de zıt yönlerde olduğuna dikkat çekti. Normal solunumda nefes alma ve nefes vermeler birbirini sürekli olarak takip eder. Meditasyon tarzı nefes almada, bir nefes alma ve bir nefes vermeyi bir duraklama izler. Savaş sanatlarında nefes alırken, kişi nefes alır ve nefes verirken nefesi bırakmadan önce biraz duraklar. Ancak, nefes almayı bu kadar detaylı bir şekilde incelemenin gerekli olmadığını söyledi. Aikido, Katori, Tai Chi veya başka bir sanat öğrenmeye devam eden birinin, savaş sanatları için doğru nefes alma konusunda doğal olarak ustalaşacağını ekledi.

Sugawara Sensei, dövüş nefesini tanımlamak için “tutmak” kelimesini kullandı. Nefes almanın sonunda, nefesin “biraz tutulması” vardır. Bu, bir hareketin yapılmasında çok önemli bir kavşaktır. Daha sonra, nefes verirken, kişi sadece nefesin dışarı çıkmasına izin vermez, bunun yerine verirken bir miktar nefesi “tutar” veya “biriktir”. Nefes tamamen boşaltılmaz, hızlı bir nefes verme bile bir dereceye kadar ölçülüdür. Sugawara, bunu belirgin şekilde özellikle yaptığı güçlü abdominal nefes verişlerle gösterdi. Güçlü bir nefes döngüsünün ritmini açıklamaya yardımcı olmak için büyük bir hapşırma örneğini de kullandı. Sugawara’ya göre bu, birçok Aikido’cu tarafından iyi anlaşılmasa da, kokyu’nun önemli bir yönüdür.

Sugawara, Aikido’nun nefes gücünün veya kokyu-roku’nun, Tai Chi Chuan’da güçlü hareketleri yürütmek için kullanılan nefesle aynı olduğuna inandığını ve nefes döngüsünün özel kullanımının savaş sanatlarına içsel yaklaşımın kalbinde olduğunu düşündüğünü söyledi. Nefes almanın işlevi gücü depolamaktır “Gücü tandende tut ! Nefes verme, bu gücü serbest bırakır.”

Nefes döngüsünün doğru zamanlaması çok önemlidir. İlk başta, kokyu-roku kullanımı gerçek anlamda işlevsel olamayacak kadar yavaş olabilir, ancak eğitimle birlikte anlık olur ve kişi partnerinin kokyu ile yaptığı saldırıyı eşleştirir. Ancak Sugawara, kişinin tipik olarak bir partnerle çalıştığı Aikido’da gücün normal olarak düzenlendiğini ve birazının yedekte tutulduğunu belirtti. Bu tür bir uygulamada ani ve sert güç kullanmak çok zor ve tehlikeli olurdu. Aikido uygulama teknikleri, öğrencilerin eşlerle çalışırken güçlerini geliştirmelerini sağlar ve gücün serbest bırakılması ölçülü veya kademeli olarak yapılır. Güç, yumuşak veya kısmen sert olabilir, ancak ani ve tamamen sert değildir.

Bununla birlikte, Sugawara’nın semineri sırasında tanıdık bir kokyu-nage çeşidiyle gösterdiği gibi, uyum sağlanabilir. Bu varyasyonun referansı, nage’nin her iki bileğini de yakalandığında, uke’nin arkasından kaymasını ve onu yana ve arkaya fırlatmasını içeren bir tekniktir. Sugawara’nın varyasyonunda, nage uke’nin merkezinin arkasına kayarken, kolların dairesel hareketinin yerini ani bir çift kollu itme alıyordu. (Yandaki fotoğraf, TS’nin, partneri olmadan, böyle bir itme için hazırlandığını göstermektedir.) İtme uke’nin vücuduna değil, karşıya yönelik olduğundan, sonuç Aikido benzeri olmayan doğrudan bir vuruş yerine, eşin kavramasına karşı serbest bırakmaya yeterince güç veren bir atıştı. (ya da öyle olmalıydı – biz öğrenciler, gereken koordinasyonu sağlamakta zorluk çekiyorduk.)

Sugawara, eğer uke önceden anlaşılarak uygun zamanda teknikten kaçarsa, öğrencilerin güncellenmiş bir Aikido bağlamında gücün aniden serbest bırakılmasını da uygulayabileceklerini söyledi. Bu, nage’in tam nefes gücü kullanarak tekniğin yürütülmesini tamamlamasını sağlar. Ancak bu özel bir durumdur. Çünkü uke’nin Aikido pratiğinin merkezinde yer alan doğal olarak ukemi yapma rolünden vazgeçmesini gerektirir. Silah kataları, elbette, Aikido öğrencilerine kokyu ile pratik yapmaları için daha geleneksel bir fırsat verir. İlke aynıdır, amaç vücut gücünü kılıcın ucuna aktarmaktır.

Her zaman çalışın

Sugawara Sensei, diğer tarzlara ve bakış açılarına bakmanın faydasından o kadar sık bahsetti ki, bu makalenin bu notla kapanması gerekiyor. Kurucunun iyi bir model olduğunu, kendisinin diğer dövüş sanatlarının stillerini inceleyip onlardan ödünç aldığını söyledi. O-Sensei elbette sanatına manevi ve dini etkileri de dahil etti ve bazı Aikido eğitmenleri bu yönlere çok fazla vurgu yaptı. Hatta bazıları Kurucu’nun kendisini tanrılaştırma eğilimindedir. Sugawara bu yaklaşımdan hoşlanmaz. Çünkü bu yaklaşımın uygulayıcıları, bildiklerini ve kendilerine öğretilenleri eleştirel olarak değerlendirmekten alıkoyma eğilimindedir. Sugawara Sensei, Aikido’nun daha bilimsel bir yaklaşıma ihtiyacı olduğunu düşünüyor.

Sugawara, kişinin kendisine gösterilen ve öğretileni gerçekten ne kadar anladığı konusunda temkinli bir bakış açısına sahiptir. Birçoğu, bir sanatın özünü öğretmenlerin aktardığı şekliyle sadakatle temsil ettiğini iddia ediyor. Ancak bu, kişiye aktarılan bilginin ilk etapta tam ve doğru olduğunu varsayar. Sugawara bu varsayımı yapmamayı tercih ediyor gibi görünüyor. Bir savaş sanatçısının anlayışının, öğretilerin aktarıldığı özel koşulların, öğrencinin kavrama yeteneğinin ve öğretmenin eğitim aldığı zamandaki beceri düzeyi ve bakış açısıyla şekillendiğinin gerçekten farkındadır. Bu nedenle, bu tür geleneksel bir varsayım yerine, sürekli olarak kusur bulmak için uygulamayı incelemeyi ve bildiklerini test etmek için başka yerlerden fikirler aramayı tercih ediyor.

Sugawara Sensei, bugün birçok eğitmenin öğretmekle çok meşgul olduğunu ve bu nedenle öğrenmek için çok az zamanlarının olduğunu söyledi. Öğrenci olmaya devam etmek ve her gün öğrenmek için çalışmak gerektiğine dikkat çekiyor.

Son söz: Sugawara Sensei’nin, Tai Chi benzeri bir formatta Aikido ilkelerini ifade ettiği bir dizi ilginç video -Tai Chi stili 42 formlu Aikido’nun bazı videoları da dahil olmak üzere-, Santa Rosa’nın Geleneksel Aikido web sitesinde mevcuttur. Bu formların ilk halka açık gösterilerini 2003 yılında Japonya’nın Machida kentinde gördüğümü hatırlıyorum.

Jayson Chung – © Six Harmonies Press, Michael W. Jones, Editör/Yayıncı
İçsel Dövüş Sanatları dergisinin 6. sayısından (Nisan 2000)


Özer Emrah Öztürk

Birçok savaş sanatını denemesine rağmen huzuru Aikido’da buldu ve 2017 den beri tam zamanlı Aikidoka. Aikido ile birlikte zazen çalışmaya ve Boş Ayna Dergi  ile birlikte yazmaya başladı. Okumayı araştırmayı ve aktarmayı sever.

“Tetsutaka Sugawara: Aikido ve Taiji” hakkında 2 yorum

  1. Böyle bir yazıyla bu ülkede karşılaşabilmeyi, türkçe dilinde böyle bir içerik üretilmesini gönülden kutlarım. Oğuzhan sensei ile tam da iki hafta kadar önce benzer konuları konuşmuşken, böyle bir yazıyla karşılaşmak ne güzel.. 8 yıldır tai chi – qigong çalışan bir öğrenciyim. Aikido’nun kapısını doğru yerden çaldığım için şükrediyorum. Yazılarınız devamını diliyorum. Teşekkür ederim.

    1. Oğuzhan Yılmaz

      Sonay, bu yazının çevirisini epey önce göndermişti Emrah. Ama bir şekilde yayına veremedim ve neredeyse aklımdan çıkmıştı. Seninle bir haftalık çalışmadan sonra başına geçince yazının bir bildiği varmış ki geride durmuş dedim. Şimdi bunun üzerine bir de kişisel deneyimler üzerinden bir bakış açısı şahane olmaz mı? Haydi bakalım, gelsin yazılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir