web analytics
Bos Ayna 7 Temmuz 2015
Üst Kuşaklar Neden Hakama Giyer Aikido Boş Ayna

(çevirenin notu: Bu çeviri 2019 ağustosunda, orijinal makalede yapılmış değişiklikler doğrultusunda güncellenmiş ve gözden geçirilerek çeviri ve yazım hataları düzeltilmiştir.)

Bu makale benim Takumakai’deki Dai-to Ryu Aiki-jujutsu shodan sınavı araştırmamdır (Mayıs 2013’te Takumakai’nin 86 numaralı bülteninde yayımlanmıştır.). Makale savaş sanatları bağlamında hakamanın kökenini, kullanımını ve anlamını tartışır ve bu konudaki doğrular ile yanlışların bir kritiğini yapar. Daha da önemlisi, bu kıyafeti her gün giyen yudanshalar için, hakama hakkındaki bilgilerin bir çözümlemesini yapmaya ve bu geleneksel sembolü neden giydiğimizi açıklamaya çalışır.

Hakamanın Tarihi

historical-photos-rare-pt2-samurai-1860-1880

Hakama (袴) aslen toplumun üst kesimi erkeklerince kimono üstüne giyilen geleneksel bir giysidir. Araştırmacılar hakamanın kökeninin, kraliyet sarayındaki kadınların, kimononun sabit tutulması için giyilen ve bugünkü hakamaya benzer bir şekilde bağlanan bir çamaşır giymeye başladıkları Heian Dönemi’ne (794-1185) dayandığı söylemektedirler. Aynı dönemde daha sonra erkekler de suikan ve kariginu denen etekvari pantolonlar kullanmaya başladılar. Kamakura Dönemi’nin (1185-1332) başlarından itibaren at sırtındaki askerî sınıf genel olarak hakama kullanıyordu. O tarihten beri, bir çok değişik şekil, renk, kumaş ve tarzda olabilen hakama, toplumun üst kesimi arasında yayılmaya başladı. Bu sebeple her ayrı tarz hakamadaki pile sayısı farklılık göstermektedir. Daha sonra hakamanın kullanımı momohiki (股引, paçalı don) giyen piyadeler ve diğer alt sınıf askerî topluma, bilginler ve hatta esnaflar da dahil geniş bir tabakaya yayıldı. Tarlalarda çalışan kişiler ise hakamanın daha dar bir türü olan nobakama (野袴, arazi hakaması) kullanıyordu.

Japonya giderek Batılılaştıkça hakamanın giyilmesi de sadece bazı resmî durumlar (evlilik, ayin vb.) dışında azalmıştır ve sadece Şinto rahipleri ile savaş sanatı çalışanlar için gündelik bir kıyafet olarak kalmıştır.

Bir Seviye Göstergesi olarak Hakama

Çoğu kobudo sanatı (古武道, Japonya’nın 1192-1867 yılları arasındaki feodal döneminde ortaya çıkan geleneksel Japon savaş sanatları) ve iaido, kyudo, naginatado gibi gen-dai (現代武道, modern savaş sanatları) budoda hakama, her daim çalışmanın ilk gününden itibaren herkes tarafından kullanılmaktadır ve bugün de durum aynı şekilde devam etmektedir. Bu sanatların çoğunda hakamanın altına dogi pantolonu giyilmediği için çalışmaya hakamasız gelmek düşünülemez. Birçok saygın shihanın, 2. Dünya Savaşı öncesi dönemde hakama kullanmanın Daito-Ryu ve aikido çalışan, derece farketmeksizin tüm öğrenciler için zorunlu olduğunu söylediği birçok birinci kaynak ifade vardır (Bu dönemde aikido ve Daito Ryu birbirinden henüz farklılaşmamıştı.).

Buna rağmen bazı ekoller, 2. Dünya Savaşı sonrasının şartlarının çetinliğinden dolayı, maddi durumu kötü olan öğrencileri, çalışmanın ilk yılında hakama satın alma yükünden kurtarıp onlara kolaylık sağlamayı istedikleri görülüyor. Zaman geçtikçe bu iyi niyet yaygınlaşmış, sonrasında da geleneğe dönüşmüş ve “siyah kemere kadar zorunlu olmayan hakama” fikri “siyah kemer ve sonrasında zorunlu hakama” fikrine dönüşmüştür. İlginç bir şekilde Yoshinkan gibi bazı ekoller “sadece 4. dan ve üstü için hakama” geleneği ile bu fikri daha ileri götürmüştür. Bazı jujutsu ve judo ekollerinde ise, yer çalışmaları ve silahsız çalışmalar için kullanımı bırakılan hakama, bazen kata ve silah çalışmalarında giyilmektedir.

Zaman içinde hakama kullanmanın gayriihtiyari olarak derece ile ilişkilendirilmesi normaldir. Görece yeni bir icat olan dan sistemi, judo ustası Jigoro Kano tarafından 1883 yılında icat edildiği ve sonrasında Daito-Ryu, aikido, iaido ve diğer sanatlarda da uygulandığı için hakama giymenin dan derecesi ile ilişkilendirilmesinin de bu dönemlerde ortaya çıktığını düşünmek yanlış olmayacaktır. Takumakai ekolü hakkında somut kanıt bulamasam da savaş sonrası dönemde Morihei Ueshiba, Takuma Hisa ve Takeda Tokimune arasındaki yakın bağları dikkate alırsak Takumakai’nin de (en büyük aiki-jujutsu ekollerinden biri [ç.n.]) diğer ekollere benzer bir politika izleyip hakama giyimini dan derecesi ile ilişkilendirdiğini düşünmek yanlış olmayacaktır.

Her ne kadar bu kıyafet ve dan derecesi arasında tarihsel olarak bir ilişki olsa da, bir Daito-Ryu Aiki-jujutsu öğrencisi hakama giyme aşamasına geldiği zaman bir takım farklı edimler de gösterecektir. Her şeyden önce hakama üst samuray sınıfı için bir statü göstergesiydi ve bu sebeple hakamalı budo çalışanı ile hakamasız budo çalışanı arasında bir ayrımın olması normal gözükebilir. Bana, diğer yorumlara göre daha derin bir anlam taşıyormuş gibi gelen bir yoruma göre kendi içinde bir nihayet olmayan shodan (初段), aslında “başlangıç derecesi” olarak çevirilebilir. Hal böyle olunca, bir öğrencinin ancak shodan sınavını geçtiği zaman gerçekten Daito-Ryu çalışmaya başladığını söyleyebiliriz. Kişinin shodana ulaştığı zaman ettiği “ant” da bu yorumu desteklemektedir (Bazı ekollerde belli seviyelerden sonra birey ile ekolün idarecileri arasında bir tür bağlılık sözleşmesi imzalanır [ç.n.]). Sonuç olarak, hakama giymek, kişinin nihayet çalıştığı ekole dahil olduğunun ve aiki yoluna çıkmış olduğunun görsel bir bildirgesidir. Bu sebeple yudanshalar için hakama, ayrıştırıcı bir öğe olmaktan ziyade bir gruba karşı sorumlu ve o gruba bağlı olma manası taşıyan bir ögedir.

Hakama Ayakları Saklamak İçin Midir?

Samurayların savaş halindeyken, özellikle de düellolarda, hakamalarını birbirleri gibi bağladığını ya da hareket kabiliyetini engellememesi adına hakamalarını kuşaklarına sıkıştırıp yukarı topladıklarını bilmemiz gerekir. Savaşlarda bacaklara zırhlar giyilirdi ve ayaklara kadar inen uzun hakamaların çamurlu alanlarda kullanışsız olacağı pratik olarak gün gibi aşikardır. Buradan hareketle hakamanın ayakları saklama amaçlı olmadığını söyleyebiliriz.

Hakamanın Şekli ve Rengi

Muhtemelen dar paçalı olmasının getirdiği avantajlar nedeniyle bazı koryularda (geleneksel ekoller) nobokama kullanılsa da, bariz pratik sebepler yüzünden savaş sanatlarında en çok kullanılan hakama, bacakları birbirinden ayrı olan umanoridir (馬乗り, at üstünde kullanılan hakama). Bu konuda, kadınların ortası ayrık olmayan andon bakama (行灯袴, baca tipi hakama) giydikleri bazı kyudo ekolleri istisnadır.

Takumakai rehber kitabında herhangi kesin bir şekil önerilmemiştir fakat umanori, diğer birçok koryu ekolünde olduğu gibi bizim ekollerde de en yaygın hakama türü olarak göze çarpmaktadır. Yine de Takumakai rehber kitabı bize, shodan ve üstünün mavi hakama, shihan (uzman), kyoju dairi (eğitmen) ve shibuchoların (branş eğitmeni) siyah hakama giymesi gerektiğini belirtir. Bu bizim ekole has bir özelliktir ve diğer koryular renk ve hatta şekil konusunda bu kadar katı değildir. Örneğin Toda-Ha Buko-Ryu’da umanori hakama normdur ama hakama rengi siyah, lacivert ya da beyaz olabilir. Kuroda Sensei’nin Shinbukan’ı da dahil bazı koryularda ise her renk ve çeşit hakama uygundur. Morihei Ueshiba’nın savaş-öncesi öğrencilerinden biri olan Hisao Kamada’nun aktardığına göre Kobukan Dojo’da beyaz hakamaya izin veriliyordu. Muso Shinden Ryu’nun kurucusu Nakayama Hakudo’nun, temizliğini ihmal etmiş öğrencilerin kirlerinin daha kolay belli olması için öğrencilerinin beyaz hakama giymesini istediği söylenir. Tarihsel açıdan bakıldığı zaman, mavinin siyahtan daha yaygın olarak kullanıldığı söylenebilir. Aizome indigo (çivit mavisi), hakama dahil birçok geleneksel kıyafetin boyanması için kullanılmaktaydı. Siyah boya ise oldukça pahalıydı ve ancak sentetik boyaların ve sentetik kumaşların icadından sonra yaygınlaşmıştır.

folded-hakama

Takumakai rehber kitabında renk ile ilgili kesin bir anlamlandırmaya ulaşamadım. Yine de hakamanın kendisinde hatta muhtemelen renginde bile bir anlam vardır. Genel olarak hakama, Japon ya da yabancı olsun, modern budoka (budo çalışan kişi) ile geleneksel Japon kültürü arasında bir köprü oluşturur. Hakama ile ilişkilendirilen ritüelin özel bir manası vardır. Çalışmanın başında yapılan hakama bağlama, budokayı Daito-Ryu çalışmak için uygun akli duruma sokmaya yarayan bir geçit; çalışmanın sonunda hakamanın şeklini korumak için yapılan çetrefilli bir katlama da günlük hayata dönmeden önce huzur dolu, hatta meditasyonvari bir andır. Dolaylı olarak hakamanın katlanmış hali ve rengi, kişinin hakamasına karşı gösterdiği özen ve tüm bunların toplamının verdiği izlenim, budokanın zihin durumu hakkında oldukça fazla fikir verir. Kendine saygısı olan her öğrenci kendisini, ekolünü ve hocasını daha iyi yansıtabilmek için görünüşüne çok dikkat etmelidir. 

Asilliğin bir simgesi olarak ortaya çıkan hakama aynı zamanda bir olgunluk ve sorumluluk vasfı taşır. Hakama giymeye başladıktan sonra kişinin duruşunun veya hareketinin eskisi gibi olmayacağı gayet açıktır ve buna “hakama sabaki” denir. Kumaşın süzülüşü hareketin akışını destekler ve “akan ki” ile “akan elbise” ideallerinin arasında ilginç bir paralellik vardır. Birkaç kez hocaların idmandan sonra, hakamalarının dağılmış olamasının vücut hareketlerinin düzgün olmadığını gösterdiğini söyleyerek öğrencileri uyardığını da görmüştüm.

Hakamanın Katlarının Anlamları:

Bazı savaş sanatları, hakamanın her bir katının ayrı bir ahlaki değeri yansıttığını ve bütünde bu değerlerin savaşçının ahlaki çerçevesini oluşturduğunu fikrinde birleşirler.

Japon Şavaşçılarının Ahlaki Değerlerinin Kökeni

Bu değerler sistemi muhtemelen Çin Konfüçyüsçülüğü’nün, özellikle de toplumsal yaşamının beş temel erdemini oluşturan Wu-Ch’ang’ın (Beş Kural) Japonya’ya girmesinin bir sonucu olarak Japon savaşçı sınıflarına yayılmıştır.

1-jen: duygudaşlık
2-i: adillik
3-li: geleneğe sadakat
4-chih: bilgelik
5-hsin: karşılıklı güven

Daha sonra ünlü Japon kılıç ustası Miyamoto Musashi (宮本 武蔵. 1584-1645) bu değerleri Beş Çember Kitabı’nda (Go Rin No Sho) şu şekilde düzenlemiştir:

1-jin: hayırseverlik
2-gi: doğruluk ve adalet
3-rei: nezaket
4-chi: bilgelik
5-shin: inanç

O tarihten sonra bu erdemlerin Tokugawa Dönemi (徳川幕府, 1600-1868) boyunca Meiji Restorasyonu’na (1868) kadar, savaşçı sınıfı tarafından yoğun bir şekilde benimsendiği görülmektedir. Ancak bu düşünce sisteminin, savaşçı sınıfın ortadan kalkmasıyla yok olduğu görülüyor. Giderek artan Batı etkisi ve kültürü etkisi sayesinde Meiji Dönemi’nde bu değerlerde bir canlanma görülmüştür. Bu canlanmadaki en büyük etkenlerden biri de Japon akademisyen Nitobe İnazo’nun (新渡戸 稲造) “Buşido: Japonya’nın Ruhu” adlı kitabıdır. Bu kavramları Batılı okuyucuya taşıyan ilk eser, İngilizce yazılmış olan bu kitaptır. O zamandan beri bu değerler savaş sanatı ekolleriyle, özellikle de gendai-budo ekolleriyle ile iç içedir.

Hakamanın Katları ve Konfüçyüsçü Değerler Arasındaki İlişki

The Real Samurai in The 19 Century (1)Konfüçyüs değerlerinin savaş sanatçıları tarafından kabul edildiği her ne kadar birçok kaynak tarafından açık bir şekilde belirtilse de, kesin olarak ne zaman bu değerlerin hakama katları ile ilişkilendirildiği bilinmemektedir ve bazı tarihçiler bunun ancak Meiji Dönemi kadar geç bir dönemde başladığını söylemektedir. Hakamanın kökeninin biraz asillik biraz da Şintoizm olduğunu göz önüne alınca, Konfüçyüsçü değerlerin bir Şintoizm kıyafeti ile ilişkisi, Japonya’daki bu iki düşünce sistemi arasında doğan sinkretizme iyi bir örnek teşkil ederler.

Bazı günümüz ustaları ise Şintoizm-Konfüçyüsçülük ilişkinin kökenini dikkate almaksızın bu konuda bolca yazmıştır. Örneğin Mitsugi Saotome Aikido’nun İlkeleri adlı kitabında şu şekilde bir sıralamayı verir:

1-jin (仁): hayırseverlik
2-gi (義): onur ve adalet
3-rei (礼): nezaket ve ahlak
4-chi (智): bilgelik ve zeka
5-shin (信): samimiyet
6-chu (忠): sadakat
7-koh (孝): inanç

Bu yorum, bu konudaki birkaç farklı yaklaşımdan biridir. Yazılı kaynak bulmanın zorluğu ve değerler ile hakama katlarının sayısının çeşitliliği yüzünden, bu yorumların her birini temkinli bir şekilde değerlendirmeliyiz. Tabî olarak, kendoda kullanıldığı ve Masataka İnoue’nin Ken No Koe (Kılıcın Sesi) adlı kitabında verildiği gibi, değişik hakama katı sayılarını temel alan birkaç alternatif liste vardır:

1-chu (忠): sadakat
2-ko (孝): adalet
3-jin (仁): insanlık, merhamet
4-gi (義): onur
5-rei (礼): saygı

Hakama Katlarının Daito-Ryu Aiki-Jujutsuda Anlamı

Takumakai el kitabına göre hakamanın katlarına atfedilen erdemler; daha önce bahsedilmiş olan Konfüçyüsçülük temelli 5 değer ve hakamanın arkasında bulunup kişinin yürüdüğü samimiyet yolunu temsil eden 1 değer olmak üzere toplam 6 tanedir.

Her ne kadar katlar ile değerler arasındaki ilişkiler açık değilse de bu değerlerin gerçekten savaşçı sınıf tarafından benimsendiği konusunda tarihsel olarak şüphe yoktur. Ve bu yüzden bir ko-budo sanatı olan Daito-Ryu Aiki-jujutsu çalışanlar da bu değerleri benimsemelidir. Bu erdemler şu şekilde yorumlanabilir:

1-jin (仁): kibarlık, cömertlik. Yaşa, soya, cinsiyete, fikre veya özre bakmadan diğer kişilere karşı eksiksiz bir özeni gerektirir. Kişi hem kendi hem de karşısındaki için gereksiz acı veya sıkıntı yaratmamak için dikkatli olmalıdır.

2-gi (义): onur, adalet. Onur duygusu düello gibi yanlış eylemlere mazeret olarak suistimal edilmemelidir. Onur şahsa ve karşıdakine saygıyı gerektirir. Doğru konuşmak, vaade ve ülkülere sadık olmak da buna dahildir. Gi‘nin anlamı adil davranmayla yükümlü olmaktır.

3-rei (礼): ahlak, nezaket. Kibarlık başkalarına, sosyal mevkilerine bakmadan, jest ve hürmetli davranışlarla gösterilen içten ilgidir. Seremoni ve adap ise kibarlığın dışsal tezahürünün bir parçasıdırlar. Bunlar bize dojoda diğer kişiler ve hoca ile nasıl uyumlu ve uygun bir şekilde iletişime geçebileceğimizin çerçevesini sunarlar.

4-chi (智): bilgelik, idrak, muhakeme. Bilgelik, hırsın kararı etkilemesine izin vermeden, olaylara ve nesnelere hak ettiği değeri göstermektir. Bu sayede açığa çıkan dinginlik tüm nesnelerin ve olayların olumlu ve olumsuz yanlarını ayırt etmemize yardımcı olur. Bu zekanın bir şeklidir.

5-shin (信): güven, dürüstlük. Bu, savaş sanatlarında temel unsurlardandır. Güven veya dürüstlük olmadan, çalışma basit bir simülasyona, hatta anlamsız el-kol sallamalara dönüşecektir. Eğer biri yaptığı işte, başkalarına karşı tutumunda ve saldırılarında samimi değil ise kendisini aldatıyor ve arkadaşlarını ilerlemeden mahrum bırakıyor olacaktır. Eylem açık, bütün ve devamlı olmalıdır; çünkü hepimiz biliyoruz ki aldatmaca, ihtiyaç durumunda ve başkalarının gözünde gerçekçi olmayacak ve uzun sürmeyecektir.

hakama-aizomeSonuç: Görevimiz ve Mirasımızın Somut Göstergesi Olarak Hakama

Hakamanın, “aiki” kavramının mucidi ve Daito-Ryu’nun nesilden nesile aktarılmasının başlatıcısı olması ile bilinen Shinra Saburo Minamoto no Yoshimitsu’nun (1045-1127) bu devrim niteliğindeki icadı ile aynı döneme, Heian Dönemi’ne dayanan, asıl işlevini yitirmiş bir kıyafet olduğunu gördük.  Bu yüzden hakama, Daito-Ryu çalışanları tarafınca, önceki nesillerin onlara bıraktığı miras ve değerli bilginin bir sembolü olarak görülebilir. Bu yüzden hakama, günümüze kesintisiz ulaşmış olan ve Daito-Ryu Aiki-jujutsu çalışabilmemizi sağlayan öğretiye karşı biz günümüz yudanshalarında bir saygı ve huşu oluşturur.

Ayrıca kobudo çalışanları olarak bizlerin geçmişin geleneklerine saygısı ve ilgisi olduğunun açık bir göstergesidir. Bugünün Japonya’sında hakama giymek gittikçe azalıyor ve bu yüzden ko-budo, özellikle de Daito-Ryu çalışanlar bu geleneği yaşatma ve geleceğe eksiksiz aktarma sorumluluğunu üstlenmiş bulunmaktadır.

Sonuç olarak hakama, bana göre, gerçek anlamını sadece onu alan ve onu takdim eden kişilerin kalplerinde bulur. Hakama bir rütbe göstergesinden çok, usta ve öğrencisi arasında bir bağdır. İşte bu yüzdendir ki tarihsel kökenine ve kullanım yeniliklerine rağmen hakama hâlâ güçlü bir anlama sahiptir. Hakama, usta tarafından öğrencinin aiki yolunda yürüyebilme yeteneği ve değerinin tasdiknamesi olarak verilir.

Teşekkürler

Ellis Amdur, Jordy Delage, Grant Periott (Onun da bu konuda bir makalesi vardır.) ve Stanley Pranin’e bu makalenin hazırlanması esnasında verdikleri değerli önerilerden dolayı teşekkürler. Tüm fotoğraflar BudoExport‘tan alınmıştır ve hakları sahibine aittir.

Ellis Amdur, Jordy Delage, Grant Periott, ve Stanley Pranin’e bu makalenin hazırlanması esnasında verdikleri değerli önerilerden dolayı teşekkürler.

çeviren: Ümit DURAN
Orijinal makale için tıklayınız.

Kaynak gösterildiği taktirde bu çeviriyi alıntılayabilirsiniz.

Fikrini paylaş

Your email address will not be published. Required fields are marked*