Doşu Kişomaru Ueşiba

Aikido ile ilgili bir açıklama veya yazı okurken kurucusu Morihei Ueşiba hakkında bir sürü bilgi ile karşılaşırız. Hocaların çoğu hem teknik hem de etik konularda, hiç tanımadıkları bu kişiyi baz alırlar. Ama çok az kişinin bildiği bir şey var ki bugün çalıştığımız aikido sadece Morihei’ye değil oğlu Kişomaru’ya da büyük bir pay borçludur. Aslında Morihei kimseye sistematik bir öğreti sunmadı (makale olabilecek başka bir konu). Aikidonun toplum tarafından değer görmesini ve genel halk tarafından da anlaşılabilir olmasını sağlamak Kişomaru’nun göreviydi. Onun çabaları olmasaydı bugün büyük çoğunluğumuz aikidodan haberdar olmayacaktı ve aikido kapalı kapılar arkasında çalışılıyor olacaktı ya da tamamen tarihe karışacaktı. Morihei’nin 2. Dünya Savaşı sırasında Tokyo’dan uzak bir yere yerleşmesi ile Kişomaru, karakteri ve yaşam tarzı hiç de kolay olmayan dahi bir babadan, hem de çok olumsuz bir dönemde, yönetimi devralmak zorundaydı. Bugün, Japonya’da veya başka bir yerde neden Kişomaru’nun haklı olarak, “aikidonun gerçek babası” diye anıldığını anlamanızı sağlamak umuduyla size ikinci doşuyu*[1] tanıtmak ve babasının varisi olarak yaptığı işlere göz atmak istiyorum.

DOĞUM VE ÇOCUKLUK

Kişomaru Ueşiba 27 Haziran 1921’de Hatsu ve Morihei’nin 4. çocuğu ve 3. oğlu olarak Kyoto bölgesinde doğdu (Diğer iki oğulları bebeklik döneminde öldüler.). O dönem Ueşiba Ailesi, Morihei’nin büyük görevlerini üstlendiği Omoto-Kyo*[2] topluluğu ile Ayabe şehrinde yaşamaktadır. Morihei ayrıca kendi dojosu olan Ueşiba Juku’da daito-ryu aiki jujutsu eğitimi verir. 1927’de aile, Tokyo’da 18 tatamili kiralık bir eve taşınırlar. Kişomaru çalışmalara düzenli olarak katılmaz ama ikkyo, nikkyo gibi temel teknikler ders dışındayken ona öğretilir.

Kişomaru’nun, çocukluğunun büyük bir kısmını, savaş döneminde geçirdiğini akılda bulundurmakta fayda var (Mançurya’nın 1930’daki istilasından 1945 kapitülasyonlarına kadar olan dönem). Kişomaru, babasının siyasi ve askeri sınıf, özellikle de koyu ulusalcılar ile olan yakın bağlarından ötürü Japon savaş mücadelesi ile iç içedir. Bu tecrübe ve savaş öncesi dönemin zorluğu, bir yetişkin olarak onun görüşlerinde çok etkili olacaktır.

KOBUKAN YILLARI

Nisan 1931’de, bugün Şinjuku olan Uşigome’deki Vakamatsu-ço’da 80 tatamilik bir dojo olan Kobukan’ın*[3] inşaatı tamamlanır ve bu, yoğun budo çalışmalarının başlangıcı olur. Bina hem dojo olarak hem de Ueşiba ailesine konut olarak işlev görür. Sonraları, çoğu judo ve kendoda ileri seviye öğrenci olan ve bazıları 80 kiloyu aşan 20’den fazla uçi deşi’ye*[4] ev sahipliği yapar. Şiddetli, yoğun ve hatta bazen cezalandırıcı nitelikteki çalışmalar, dojonun kısa sürede “Uşigome’nin Cehennem Dojosu” olarak anılmasını sebep olur.

1936 yılında Kişomaru bu dojoda düzenli olarak aikido çalışmaya başlar. Çocukluğunda kendo ve Kaşima Şinto Ryu Kenjutsu çalışmış olan Kişomaru’nun kılıç kullanma yeteneği, babasının ülkenin politik ve askeri seçkinlerine sıklıkla yaptığı gösterilerde onu uke taçi*[5] olarak kullanmasını sağlar. Kişomaru bu dönemden itibaren silah eğitiminin çoğunu babasından alır. Kişomaru ayrıca Morihei’nin 1938 tarihinde yayımlanan “Budo” adlı kitabında Morihei’nin ukesi*[6] olarak gözükmektedir.

kisshom-osensei-weapons

Morihei Ueşiba ve genç Kişomaru Ueşiba kılıç çalışıyor.

Kurucunun yanında ayrıcalıklı bir pozisyonda olmasına rağmen Kişomaru’nun Morihei tarafından “kendi yerine geçecek kişi” olarak görüldüğünü söyleyemeyiz. Aslında o görev Morihei’nin damadı, hiç aikido tecrübesi olmayan ünlü kendo ustası Nakakura Kiyoşi için düşünülmüştü. Morihei 1932’de Nakakura’yı evlat edinir ve ona Morihiro Ueşiba ismini verir (Gelinin ailesinin damadı evlat edinmesi Japonya’da yaygın bir gelenektir.). Bu birliktelik fazla sürmez, çift 1937’de boşanır ve Nakakura bir kendoka olarak eski hayatına geri döner. Morihei yeni bir varis bulmak zorundadır. Kişomaru ancak yoğun bir şekilde idman yapmaya başladığı zaman aikido dünyasının gelecekteki önderi olarak görülmeye başlamıştır.

Koiçi Tohei ve Osava Kisaburo’nun Kobukan’a katılması ve ikisinin de kısa sürede eğitim ve yönetimde sorumluluklar verilmesi bu dönemde yani 1939 ve 1940’tadır.

KOBUKAİ’NİN KURULUŞU

30 Nisan 1940 tarihinde Kobukan dojo organizasyonu, Morihei’nin politik bağlantılarının etkisi ile Zaidan Hojin Kobukai olarak yeniden yapılandırılır. Bu kar amacı gütmeyen kuruluşun ilk başkanı, nüfuzlu amiral Takeşita İsamu’dan başkası değildir ve yönetim heyeti o dönemin önemli siyasi ve askeri şahsiyetlerinden oluşmaktadır.

O dönemde Kişomaru, Vaseda Üniversitesi’nde öğrencidir ve aynı zamanda dojonun idaresinden de sorumludur. İşlerinde Hirai Minoru (Korinda Aikido’nun kurucusu) tarafından yardım almaktadır. Hirai, Morihei tarafından kurulan bu sanatın 1942 yılında, savaş sanatlarının icrasını düzenleyen bir devlet kurumu olan Dai Nihon Butokukai tarafından tanınmasında ve kabul edilmesinde önemli bir pay sahibidir ve “aikido” ismini kayda geçiren kişidir. “Aikido” ismi Morihei’nin derin düşüncelerinin bir ürünü değil, daha çok içinde daito ryu aikijujutsunun da olduğu geniş bir jujutsu kategorisi yaratma amaçlı bir bürokratik amacın ürünüdür fakat yine de bu isimle sonsuza kadar gidecek olan şey Morihei’nin yaratımıdır. Bu bilgi, bazı daito ryu hocalarının neden kendi sanatlarına aikido dediklerini anlamamız için önemlidir. Hirai’nin talebi üzerine “yol” kavramını daha iyi yansıtan bir kelime olarak, o zamana kadar kullanılan “aiki-budo” yerine “aikido”nun kullanılmasını öneren aslında Butokukai’dir. Bu yüzden kişilerin, “aikido” kelimesinin bazen uzun olan etimolojik çözümlemelerini Morihei’nin bakış açısıyla, dikkatli bir şekilde yorumlaması gerektiğini söyleyebiliriz. Çünkü bu çözümlemelerden çoğu, Morihei’nin amaçladığı anlam dışındaki bir anlamın yanlış yorumlamalarını temel almıştır. Yine de Morihei’nin bu isme ruhunu verdiği ve ruhunu onda yansıttığı söylenmelidir.

İBARAKİ’YE TAŞINMA

Kobukai kurulunca Morihei Tokyo’daki merkezin idaresini Kişomaru’ya bırakır ve İbaraki bölgesindeki İvama Dojo’da inzivaya çekilir. Kisshomaru 1942’de Kobukan’ın  dojo-ço (yönetici) ve iemoto*[6] hiyerarşisinde ikinci isim olur.

Morihei’nin İvama’ya taşınmasının nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Jeopolitik konumunun önemi, kurucunun bizzat verdiği nedenlerden biridir. Morihei’nin İvama’ya taşınması savaşın gidişatının yön değiştirmesi ile aceleye gelmiş olsa da, İvama’daki Omoto Kyo bağlantıları sayesinde satın aldığı geniş topraklara bakarak bunun uzun süredir düşünüldüğünü görebiliriz. Aslında O’Sensei’nin teknik ve ruhsal gelişim için iki ayrı merkez düşündüğü belli oluyor. Ayrılışı esnasında Morihei oğluna şunları söylemiştir:

“Aziz vatanımızın bir kez daha çiçek gibi açacağı zamanı beklerken sadece Tokyo’ya bel bağlamak yetmeyecektir. Farklı yerlerde de temel atmak lazım olacaktır. İvama’da bir “aiki köyü” kurma niyetindeyim. Kişomaru, senin olanı Tokyo’da, Hombu Dojo’da sonuna kadar tutmalı ve ölümüne kadar korumalısın.”

Kişomaru 21 yaşındadır ve Amerikan bombardımanının henüz başlamamış olmasına rağmen Pearl Harbour baskını sonrasında savaş birkaç aydır şiddetle devam ediyordur.

Babası tarafından verilen, hayatı pahasına dojoyu koruma emri ve aikidonun geleceğinin kendi hayatından daha önemli olduğuna dair üstü kapalı mesaj, genç Ueşiba’nın yalnızca öldüğünde kurtulabileceği, taşıması çok zor olan bir yüktü.

2. DÜNYA SAVAŞI

Savaş hızlandıkça çoğu uçi deşi de orduya katılır ve Kobukan’daki çalışmalar neredeyse durma noktasına gelir. Hala bir öğrenci olan Kişomaru ise babasına söz verdiği gibi işinin başında durur. Savaşın sonuna doğru, Birleşik Devletler’in saldırıları sonucunda çıkan yangınlara bir kaç kez müdahalede bulunmak zorunda kalmıştır. Vakamatsu Ço bölgesindeki evlerin çoğu harap olurken dojonun bombardımanı sağlam atlatması, bu genç adamın fedakarlıkları sayesindedir. Kişomaru’nun çabalarına rağmen dojonun çatısı büyük hasar alır ve bu da yağmur yağdığında dojonun içinin sırılsıklam olmasına neden olur. Kobukan açık kalır, fakat içindekiler aikidokalar değil bombardımanda yuvasını kaybetmiş olan 30 kadar evsiz ailedir. Kişomaru kalmalarına izin verir fakat yapılan talan ve verilen hasar ile de başa çıkmak zorundadır. Bu evsiz insanlar ancak 1955’te dojoyu tamamen terkedecektir.

2.DÜNYA SAVAŞI SONRASI DÖNEM

Japonya’nın 15 Ağustos 1945’teki teslim oluşu ve sonrasındaki virane dönem açık bir şekilde Kişomaru’yu etkiler. Bir şekilde iktisadi ve siyasi bilimler alanında çalışmalarına devam eder ve 1946’da prestiji yüksek olan Vaseda Üniversitesi’nden mezun olur. Kendi rolünün önemini ve bu zor zamanlarda aikidonun Japonya’ya neler kazandırabileceğini anladığı dönem bu dönemdir. Askeri zihniyet ve milliyetçilik temelli güç çalışmalarının bir hata olduğunun farkına varır ve hem teknik müfredat hem de ruhani mesaj ile aikidonun ulusları bir araya getirebilecek bir köprü olmasına karar verir. Böylece de bu ülkede hala güzel şeyler üretilebildiğini göstererek ülkenin yitip giden itibarını yeniden yükseltebilecektir. Aikidoyu canlandırmaya başlar ve yeni bir yol izleyerek aikidoyu elitist ve savaşçı kökenlerinden ayırarak modernleştirir. Bu süreç devam eder ama çok kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir şey değildir. Elverişsiz koşullar yüzünden Kişomaru bile 3 yıllığına Tokyo’yu terk edip İvama’ya yerleşmek zorunda kalır ve aikido ile ilgili işleri buradan yürütür. Bu sürede boş zamanlarının çoğunu babası ile çalışarak geçirir ve bu süreçte dünya evine de girer.

Eski Kobukai kurumunun yöneticileri, öğretilerinin hükümet tarafından bir kez daha tanınması gerektiğine karar verirler. Zaidan Hojin Aikikai 9 Şubat 1948’de resmileşir ve birkaç yıllık kesintiden sonra aikidonun tüm Japonya’da yeniden icra edilmesini sağlar. Sonraki yıl Kişomaru kalıcı olarak Tokyo’ya dönmeye karar verir ve Hombu Dojo’da etkinliklere devam eder.

HOMBU DOJO’DA RÖNESANS

(Kişomaru Ueşiba bir dönem çalıştığı Osaka Şoji'nin önünde)

Kişomaru Ueşiba bir dönem çalıştığı Osaka Şoji’nin önünde

Kişomaru artık kalıcı olarak Tokyo’da yaşasa da, ailesi, uçi deşiler ve dojonun geçimi için 1948’den itibaren Osaka Şoji adlı kurumda çalışmak zorundadır. Başlangıç dönemi zor olduğu için dojo pek az kişinin ilgisini çeker. Yine de kuruluşundan itibaren günde dojoda en az üç idman vardır. Kişomaru 6.30 ve 18.30 çalışmalarını yönetmektedir ve genellikle öğle çalışmalarını yönetecek kimse olmadığı için bu çalışma vaktinde işini bırakıp dojoya gelmek zorunda kalır.

Bu sıralarda binanın çatısı hala tamir edilmemiştir ve dojo, mültecilere ayrılan alanı aikido çalışması için ayrılan alandan ayırmak için bir panel ile bölünmüştür. Kişomaru düzenli olarak, bilgi vermek için babasının yanına İvama’ya gider. Babası ona hiç ifade etmemiş olsa da Kişomaru kendini durum hakkında tatmin olmuş hisseder. Morihei, Kişomaru’nun her şeyi kendi başına başarmasına olanak verir ve işleri doğru yapması için iç güdülerine güvenmesi gerektiğini söyler.

Kişomaru’nun aklında Tokyo’daki Hombu Dojo’yu aikidonun “honden”i yapmak ve İvama’daki dojoyu ise “oku no in” haline getirmek vardır. Bu, Tokyo’daki aikido icrasının aikidonun toplumsal yüzü olması ve buradaki aikidonun yaygınlaştırılması demektir. Savaş sonrası ustaları bu dönemde Kişomaru Ueşiba ve yardımcılarının gözetimi altında çıraklıklarına başlarlar. Arikava Sadeteru 1948, Hiroşi Tada 1950, Seigo Yamaguçi 1951, Şoji Nişio 1952 ve Nobuyoşi Tamura Sensei de 1953 yılında Hombu Dojo’ya katılır. İşvereni sayesinde Kişomaru çatıyı onarmak için gereken yeterli parayı toplayabilmiştir. Kişomaru tam zamanlı aikido eğitimine kendini adayabilmek için 1955 yılında Osaka Şoji’deki işinden ayrılmıştır.

JAPONYA VE DİĞER YERLERDE AİKİDONUN GELİŞİMİ
Kulüpler ve Dojolar

İlk resmi Hombu Dojo şubeleri kısa sürede açılır. Bunların ilki Kuvamari Dojo, Ocak 1955’te Sakuradai’de açılır. Kanto Üniversitesi Aikido Federasyonu ile yapılan işbirliğinin 1961’deki sonucu olarak, Kişomaru bizzat birkaç üniversitede aikido başlatmıştır. Bugün Japonya’da 200’den fazla üniversitede aikido vardır.

1955’den itibaren O’Sensei de Tokyo’yu daha sık ziyaret ederek uçi deşilere yoğun eğitimler verir ve diğer tecrübeli öğrencilerin dojolarını da ziyaret eder. Savunma Bakanlığı ve Devlet Yayın Kurumu dahil pek şirket ve kuruluşta aikido kulüpleri oluşturulmaya başlar.

İlk Yabancı Öğrenciler

Aikidonun yönetiminde olan Kişomaru, aikidonun kapılarını Japon olmayan kişilere de açar. 1955’de Hombu Dojo ilk yabancı öğrencisi olan Andre Nocquet’i ağırlar. Nocquet diğer ülkelerdeki elçiliklerle olan birçok bağlantısı sayesinde aikidonun Japonya içindeki ve dışındaki gelişimi için ana figür olur.

(Kişomaru Ueşiba ile Andre Nocquet Morihei Ueşiba gözetiminde çalışıyor)

Kişomaru Ueşiba ile Andre Nocquet Morihei Ueşiba gözetiminde çalışıyor.

Şu unutulmamalıdır ki Kişomaru, yenilikçi fikirlerini ve yabancı öğrenci alımını babasına ikna ettirmek için zorlu bir mücadele yaşamıştır. Yabancılara karşı alenen bir düşmanlığı olmasa da, böylesi bir durum, Morihei’nin kuşağındaki birinin, hem de 1931 öncesi Kobukan döneminde, aklına gelmeyecek bir şeydir. İkinci yabancı öğrenci Amerikalı Terry Dobson’dır ve onu Kanadalı Herry Kono ve İrlandalı Alan Ruddock dahil birçok isim takip etmiştir.

Tanıtım Gösterileri

Kişomaru bu öğretinin geleceğini güvence altına alacak sayıda bir kitle oluşturabilmek için babasının sanatının tanıtımını yoğunlaştırması gerektiğini fark eder ve halk gösterileri düzenlemeye karar verir. Bu konuda babasının ikna edilmesi gerekir çünkü o zamana kadar sadece Kişomaru’nun, sadece belli ayrıcalıklı kişilere aikido gösterebilme vasfı vardı. O’Sensei, ilk önce, gizli savaş tekniklerini rastgele kişilere göstermeyi konu alan talebi sorumsuzluk olarak yorumlar ve reddeder fakat sanatın gelişimi ve yayılması ihtiyacını anlar ve ikna olup Kişomaru’ya şöyle cevap verir:

“Pekala, sanırım toplumun her kesimine ulaşmamız gereklidir. Eğer çamurlu akıntıları temizlemeye yarayacaksa, bu yaşlı adam aikidonun özünü sergilemek için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Sorumluluğu zaten sana vermiştim. Topluma ve insanlığa yardım etme yolunda yürüdüğün sürece hiçbir önerine itirazım olmayacaktır. Hedefine ulaşmak için bu yaşlı adamdan faydalan.”

(Morihei Ueşiba 1956 yılında Takaşiyama'daki gösteride)

Morihei Ueşiba 1956 yılında Takaşiyama’daki gösteride

İlk halk gösterisi 1965 yılında Nihonbaşi’deki Takaşima Alışveriş Merkezi’nin çatısında gerçekleşir. 5 gün boyunca uçi deşiler bu disiplini sergileme konusunda birbirine yardımcı olur ve O’Sensei de son gösteriyi gerçekleştirir. Bu sırada aikido gösterilerinin temel formatı da oluşur ve birçok eğitmen Japonya genelinde kendi gösterilerini düzenlemeye başlar. Video olarak günümüze ulaşan bir diğer önemli gösteri de Akasaka’da Savunma Bakanlığı’nın çatısında gerçekleştirilir.

Japonya geneli Aikido gösterilerinin ilki Şinjuku’da Yamano Salonu’nda düzenlenir ve yaklaşık 150 ustaya ev sahipliği yapar. Tüm bu kişiler aikidonun itibarının artması için büyük çaba harcarlar ve Hombu Dojo’ya yoğun bir katılım sürecinin başlamasını sağlarlar. 60’ların sonunda 2000’den fazla siyah kuşak aikidoka vardır.

Şihanlar Yurt Dışına Çıkar

Aikidoyu yurt dışında sergileyen ilk usta hem Jigoro Kano ve Morihei Ueşiba’nın öğrencisi olan ve judonun yanı sıra diğer budo sanatlarını da öğretmek için Fransa’ya yerleşmiş olan Minoru Moçizuki’dir. Ardından Abe Tadaşi üniversite eğitimi için 1952 yılında Sorbonne’a yerleşir ve boş zamanlarında aikido eğitimi verir. Kişomaru aikidonun yayılması için kendi öğrencilerini Hombu Dojo temsilcileri olarak yurt dışına çıkma konusunda cesaretlendirir. Koiçi Tohei Aikikai tarafından yurt dışına resmi olarak gönderilen ilk şihandır ve 1961 yılında Hawaii’ye gider. Bunu Tada Hiroşi, Yamaguçi Seigo, Noro Masamiçi, Nobuyoşi Tamura, Yoşimitsu Yamada, Asai Katsuaki, Çiba Kazuo ve daha nicesi takip eder. Dünya genelinde aikidoyu resmi bir şekilde yayan kişilerin çoğu Kişomaru Ueşiba ile Tokyo’da eğitim gören öğrencilerdir.

1963’ten sonra ise Kişomaru şahsen yurt dışı seyahatlerine başlar. İlk seyahati yaklaşık üç ay sürer ve Hawaii, San Francisco ve Los Angeles’ı kapsar, ki bu da bir zamanlar maddi olarak gerçekten zor durumda olan bu memur için inanılmaz bir tecrübedir. 43 yaşında ilk kez uçağa biner. O günden hayatının sonuna dek düzenli olarak dünyayı dolaşır.

ÜRETKEN BİR YAZAR

Kişomaru bir literatür ve kültür insanıdır ve aldığı eğitim, aikidonun mesajını iletmesinde bir araç niteliğindedir. Tatamideki çalışmasını, fazlaca yazılı kaynak çalışması ile destekler. Kişomaru, açık bir şekilde hem 2. Dünya Savaşı öncesi hem de sonrası dönem hakkında ulaşabileceğimiz en anlaşılır kaynaktır ve bir tarihçi olarak sınırlı kabiliyeti ve bazı kaçınılmaz hatalardan dolayı bazen eleştirilse de, ortaya çıkardığı özenli çalışmalar, aikidonun gelişim sürecini daha iyi anlamak isteyenler için mutlaka okuması gereken şeylerdir. Adı ”Aikido” olan ilk kitabını 1957’de yayımlar ve hayatı boyunca yaklaşık 20 tane daha kitap yazar.

1957 yılında Aikikai, bugün hala basılan ”Aikido Şinbun”un (Aikido Gazetesi) yayımına başlar. 1978’de Kişomaru, babasının kapsamlı bir biyografisini yazar. Kişomaru, Morihei Ueşiba’nın felsefesi hakkında herkesten çok fikir sahibidir. Fakat, ayrıca jeopolitika ve bilime de ilgi duyar. Yabancılarla daha iyi iletişim kurulmasına engel olduğunu ve vasat olduğunu düşündüğü İngilizcesinden pişmanlık duyar.

YENİ DOJONUN İNŞASI

Halkın gösterdiği müthiş ilgiden anlaşılmıştır ki 80 tatamilik Kobukan artık çok küçük kalmaktadır ve yeni bir dojo yapılmasına karar verilmiştir. Eski ahşap dojo yıkılır ve bu alan Ueşiba ailesinin yeni evinin inşaatı olur. Yeni Hombu Dojo, üç katlı betonarme bina (Bir kat da sonradan yapılır.) 2 Ocak 1968’de açılır. Toplamda 200 mindere ev sahipliği yapmaktadır. Bu görevin tamamlanması Kişomaru’ya babasının çok nadir duyulan övgülerinden birini kazandırır. Morihei, ”İyi iş çıkardın.” diyerek Kişomaru’yu takdir eder. Bu bina günümüzde hala dünya aikidosunun merkezi olarak hizmet verir.

MORİHEİ UEŞİBA’NIN ÖLÜMÜ

Ölümünden bir kaç gün önce Morihei tecrübeli öğrencilerin yanına çağırır ve şöyle der: ”Herkesi bir arada tutun ve Kişomaru’ya destek olun.”. Kişomaru özel olarak ölümünden sonra devam etmeyi isteyip istemeyeceğini sorar ve Kişomaru’nun ”Evet!” cevabını alınca rahatlar. Morihei Ueşiba 26 Nisan 1969 tarihinde ölür ve yerini oğlu Kişomaru Ueşiba, ikinci doşu olarak geçer. Bazı gruplar ayrılsa da ki bu Japon savaş sanatlarında kaçınılmaz bir gerçektir, Kişomaru aikido dünyasını mümkün olduğunca bir arada tutmaya çalışır. Morihei’nin kimseyi bu kurumdan kovmadığın bilinir ve Kişomaru’da aynı tavrı devam ettirir. Bu tutum, oğlu Moriteru tarafından da devam ettirilmektedir ve Aikikai’den ayrılan gruplar zaman içinde tekrar bu çatı altına girebilmektedir.

ULUSLARARASI GELİŞME

Aikidonun uluslararası gelişimi o kadar büyük olur ki, yurt dışındaki aikido icrasını yönetmek için bir kurumun oluşturulması şart olur. Uluslararası Aikido Federasyonu 1975’te kurulur ve Kişomaru ilk başkanı olarak seçilir. İlk uluslararası kongre 1976 yılında Tokyo’da gerçekleştirir. 1984 yılında dünya genelindeki aikidokaların sayısı bir milyona ulaşır.

KİŞOMARU UEŞİBA’NIN YÖNETİMİNDEKİ AİKİKAİ POLİTİKASI

Kişomaru için esas zorluk, dikey Japon hiyerarşisi ve yatay Batı sisteminin bir arada çalışabilmesini sağlamaktır. Kişomaru bu konuda şüphelenir fakat aikidonun yatay yapısının, rekabet ve ödül barındırmayan bu sanatın tutarlılığı için çok önemli olduğunu görür. Aikidoyu evrenselleştirmek için bu farklılıkları kaldırmayı ister. Kendi yolunu, kurucunun yolu olarak tanımlar. Fakat bunu Doğu ve Batı arasında ahenk oluşturma amacı ile modern çağa uygun bir şekilde yapmak ister.

Tohei Olayı

Kişomaru, organizasyon büyüdükçe, çelişkilerin kaçınılmaz olacağın farkındadır. Aikidonun birleştiriciliğine rağmen bazı kopmalar kaçınılmazdır. Bunların en bilineni Koiçi Tohei’nin, Hombu Dojo’nun teknik eğitmenliği görevini bırakmasıdır. İki adam arasında kişisel sorunlar dışında, Kişomaru ayrıca Tohei’nin “ki”*[5] ye çok fazla vurgu yaptığını düşünür. Fakat “ki”nin aiki ilkesinden ayrılması gerektiğinin de farkındadır. Bu konuya, Kişomaru’dan, sakin kalmak dışında bir şey öğrenmediğini söyleyen Tohei’nin açısından bakarsak bu iki adam arasındaki uzlaşmaz farklılık daha anlaşılır olacaktır. Tohei müfredatı düzenleme konusunda Kişomaru’nun reddi ile karşılaşınca 1974’te Aikikai’den ayrılır.

(Kişomaru Ueşiba oğlu Moriteru Ueşiba ile birlikte)

Kişomaru Ueşiba oğlu Moriteru Ueşiba ile birlikte

KİŞOMARU UEŞİBA’NIN AİKİDOSU

Bu konu hakkında çok şey yazılmıştır ve yazan kişilerin görüşleri genelde güçlü görüşlerdir. Şimdi bu konuyu detaylı olarak ele alacak ve en önemlisi, neden baba ile oğlun seçimlerinin farklılaştığı hakkında bir açıklama ve bağlam oluşturmaya çalışacağım.

Kişomaru Ueşiba ve öğrencilerinin savaştan sonra aikidonun yayılmasında çok büyük payı olduğunu gördük. Morihei’nin savaş-öncesinin öğrencilerinden çok azı hala aktiftir ve savaştan sonra başlayan öğrenciler daha çok Kişomaru, Tohei ve Osava’nın öğrencileridir. Savaştan sonra Morihei genelde seyahat halindedir ve tatamiye genelde önceden haber vermeksizin çıkar ve bu çoğunlukla aikidonun felsefesi hakkında konuşmak içindir. Bu yüzden Japonya ve dünya geneline yayılan aikido, büyük ölçüde, babasının sanatının Kişomaru tarafından yorumlanmasıdır.

Kişomaru babasının icrasının devamı gibi gördüğü şeyi sürdürse de toplumsal ve siyasi şartların değiştiğini ve dolayısıyla baba ile oğlun görüşlerinin de farklılaştığını bilmemiz gerekir. Morihei Ueşiba (eğer gerçekten savaş dönemi içinde öğrettiyse) sosyal ve siyasi seçkinlere bir savaş sanatı öğretiyordu.

Kişomaru başa geçtiğinde ise savaşçı düşünce, babasının ruhundan az çok silinmişti ve Japonya kapitülasyonları, eski yayılmacı rejime ait, savaş sanatları ve Şinto felsefesi dahil tüm şeyleri reddetmeye yöneltmiştir. Bu bağlamda Kişomaru, evrensel uyum mesajına sahip olduğu için aikidonun faydalı ve gerekli olduğunu anlar ve aikidoyu bu mesaj için bir araç olarak sunmaya karar verir.

Kişomaru’nun amacı Morihei’nin savaştan sonra benimsediği hümanist mesajı olabildiğince çok yaymaktır. Aikido çalışanların sayısındansa aikido çalışanlarının kalitesinin daha önemli olduğu konusunda onu eleştirenler ise cevabı, aikidonun potansiyelinin olumlu olduğu, bu mesajın genişçe yayılması gerektiği ve eğitime olanak olduğu sürece fevkalade teknik seviyede aikidokaların  yetişebileceği yönünde olur. Bir yandan da eğer sanat gizli kalırsa daha önceki bir çok sanat gibi yitip gideceğinden endişe etmektedir.

Kişomaru ayrıca aikido icrasını değiştirerek o döneme uygun olması konusunda kararlıdır, ki bu da aikido dünyasındaki en büyük etken olabilir. Kişomaru’yu bu şartlarda eleştirmek Morihei’nin, kendi zamanında hocası Takeda Sokaku’nun öğrettiklerine karşı aynı şeyi yapmasını eleştirmek olur. Şu da ilginçtir ki eğer bir daito ryu çalışanı ile konuşacak olursanız Kişomaru’ya yapılan eleştirilerin aynısını duyacaksınızdır fakat bu eleştiriler Morihei’ye yapılacaktır. Morihei de icrasını hayatı boyunca o kadar değiştirmiştir ki Minoru Moçizuki, Abe Tadaşi gibi bazı savaş-öncesi öğrencileri kendilerini kurucunun savaş sonrası aikidosunda artık kabul etmediklerini söylemişlerdir.

Şunu unutmamak gerekir ki, bugün çoğumuz Kişomaru tarafından yapılan tercihler sayesinde aikido çalışabiliyoruz ve böylesi bir durumda onun açık ve geniş bir şekilde aikidoyu yaymasını eleştirmek, bu sanatı icra etmemizin mümkün olmasını inkar etmek demektir.

Kişomaru Ueşiba’nın Tekniği

Kişomaru’nun teknik yeterliliği değil yönetici yeteneklerinden dolayı doşu seçildiği söylenir. Fakat kurucunun sözlerinde buna kanıt oluşturacak bir şey yoktur. Kişomaru’nun varis olarak akla gelen ilk isim olmadığı doğrudur ama Morihei’nin gerçekten bir varis aramaya başladığı zaman Kişomaru’nun sadece 11 yaşında olduğu ve resmi olarak aikido çalışmadığı unutulmamalıdır, ki bu etken de onu aday listesinden çıkartmaktadır. Kişomaru’nun aikido müfredatına katkılarından bahsederken şu bilinmelidir ki, Morihei Ueşiba’nın tekniklerinin herhangi bir standardı yoktu ve belirli isimlere sahip değillerdi. Teknik içeriğin çoğunun daito ryu’dan geldiğini biliyoruz ve ilginç bir şekilde, Takeda Sokaku’nun oğlu Takeda Tokimune de babasının sanatını kendi öğrencilerine sistematik bir şekilde aktarabilmek için birçok tekniği standartlaştırmış ve isimlendirmiştir. Kişomaru Ueşiba, Abe Tadaşi ve bir kaç isim daha, aynı süreci aikido için uygulamaları gerekir.

Morihei Ueşiba’nın eski bir savaş-öncesi öğrencisi olan Okumura Şingenobu’ya göre Kişomaru’nun aikidoya yaptığı üç büyük katkı sanatı düzenlemek, iletilebilir hale getirmek ve kuramlaştırmaktır. Diğer ilginç ifade de Morihei’nin diğer bir gözde savaş-öncesi öğrencisi olan büyük usta Şirata Rinjiro’dan gelmiştir ve şu şekildedir: ”Babasının tekniklerini bir üst seviyeye taşımıştır.”

Dikkat edilmesi gereken başka bir etken de Kişomaru’nun ifadesiyle şöyledir: “[…] fakat babamın savaştan önceki gösterilerini izleyen kişilerin ”Morihei’nin teknikleri kesinlikle bir ustanın işi, benzerini yapmak çok zor olmalı. Belki de bunlar sadece Morihei Ueşiba’nın yapabileceği şeylerdir.” dedikleri bilinmektedir.”

Durum böyleyken sanatının çok fazla yayılamayacağı aşikardır. Bir hoca olarak Kişomaru bilgi birikimini aktarırken bunun anlaşılır ve tutarlı bir şekilde olması gerektiğini fark eder ve sonrasında yaptığı şeylerde tam olarak buna yöneliktir.

Baba ile oğul 1942 ‘ye kadar ve sonrasında da belli bir dönem, form üzerinde çok yoğun şekilde aynı sanatı çalışırlar. Fakat sonrasında Kişomaru’nun tekniklerinde bir daireselleşme ortaya çıkar. Hatta ismindeki 丸 (maru) karakterinin ”daire” anlamına geldiğini ve ona göre aikido tekniklerinin özünü yansıtan şey olduğunu söylemiştir. Silah konusundaki tecrübesine rağmen babasının yeni öğrencilerin silahsız çalışmaları ve Tokyo dojosunun silah çalışmaları için uygun olmadığından dolayı yeni başlayanların taçi vaza*[8] çalışması konusundaki isteği doğrultusunda Tokyo’da silah eğitimi vermemeyi tercih eder.

Aikidonun Ruhu

Kişomaru Ueşiba’nın, askeri sınıf odaklı bir disiplini toplumun ilgilenebileceği bir etkinlik haline getirerek aikidoyu değiştirdiğinden bahsettik. Kararlı bir şekilde geleceğe bakar ve aikidonun altın çağının yaklaştığına inanır. Kendi bakış açısından hümanist bir görüş sunar ve bunun hakkında sıkça yazar. Bu görüş, güçlü olan ve zayıf olanı ayıran eski budo ile zıttır. Kişomaru amacının bunun daha ötesinde olduğunu, insanlığı geliştirmek olduğunu söyler. Öte yandan disiplinin tarihini bilenler, Morihei Ueşiba’nın Japon koyu milliyetçi kesimi ile çok sıcak bağlarının olduğunu ve bu durumun en azından savaşın ortasına kadar sürdüğünü söylemektedir. Morihei’nin bu dönemdeki ideolojisini tam olarak ne olduğu tartışmaya açıktır. Fakat şu çok açıktır ki bir barışçı değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır. Kişomaru da bu görüşü benimser ve her ne kadar amacı refah sağlamak olsa da aikidonunun bir savaş sanatı olduğunu ve bu yüzden barışçı bir sistem olamayacağını söyler. Aikidonun barışçıl birşeye evrilmesi bayağı zaman alır. Kişomaru’nun yazı ve çabaları, Morihei’nin (geç) değişen kalbinin uzantısı olarak görülebilir.

Aikidonun Dini

Yukarıda belirtilen sebepler yüzünden, Şintoizm hakkında çok bilgili olmasına rağmen, Kişomaru aikidodan dinsel unsurları kaldırır. Bunların başında kotodama*[9] gelir çünkü koyu ulusalcılar savaş esnasında buna çok başvurmuştur ama asıl sebep muhtemelen aikidoya daha evrensel ve aktarılabilir bir boyut kazandırmaktır. Morihei de kişinin aikidoyu anlaması için dinini değiştirmesine gerek olmadığını vurgulamıştır. Babasının aksine, Kişomaru kendini yer ve gök arasında bir köprü olarak görmemiştir ve Morihei’nin yaptığı ayinlerin hiçbirini gerçekleştirmemiştir. Kişomaru faydacı ve akılcı bir insandır ve babası ile aynı şeylere inanmadığını ifade etmiştir. Hatta kitaplarında, o dönemdeki bilimsel birikimin ışığında, Japon “ki” kavramını açıklama denemelerinde büyük bilim insanları ve şüphecilerin çalışmalarından bahsetmiştir. Morihei Ueşiba’nın biyografisini yazarken, bilhassa o dönemde etrafta dönem birkaç vahşi hikayeyi çürütmek için konudan saptığında tutarlı ve akılcı görüşünü sergiler. Ahlaki açıdan Kişomaru’nun görüşü, Morihei’nin savaş-sonrası görüşü ile benzerdir. Bu da disiplinin isminde bulunan 爱 (ai: sevgi) ve 合 (ai: birlik, katılım) eşsesliliği ön plana çıkarır.

KİŞOMARU’NUN SON YILLARI

Kişomaru Ueşiba hayatı boyunca Japonya’da ve dünya genelinde birçok ödül alır. Bunlardan biri, toplum yararına ve hizmetine önemli katkılar yapmış olan kişilere takdim edilen ve 28 Mart 1987’de Japonya Hükümeti’nden aldığı Zui Hoşo madalyasıdır. 1979’da sağlığı bozulmaya başlar ve hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki sorumluluklarının neredeyse hepsini oğlu Moriteru’ya bırakır. 1998 Aralık’ta hastaneye kaldırılır ve 4 Ocak 1999’de, 77 yaşındayken, solunum yetmezliği sebebiyle yaşamını yitirir. Cenaze töreni 7 Ocak’ta gerçekleştirilir ve bunu 17 Ocak’ta Aoyama Cenaze Salonundaki toplu ayin takip eder. Kişomaru arkasında dünya genelinde 1.2 milyon aikidoka bırakmıştır.

SONUÇ

Aikidoya başladığım zaman, Kişomaru Ueşiba hakkında sadece iyi şeyler duymadığımı ifade etmeliyim. İnsanlar onun, babasının yeteneğini sergilemekten çok uzak olduğunu, daha çok bir yönetici olduğunu ve hatta babasının öğretisini yanlış temsil ettiğini söylediler. Fakat bunu söyleyenlerin çoğunun Morihei’den çok Kişomaru’nun eğitimin almış kişilerin öğrencileri olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Ancak Japonya’ya taşınıp Kişomaru’nun asıl eski öğrencileri ile tanıştığımda, aikidonun ikinci doşusuna, onu tanıyan aikidokalar tarafından gösterilen büyük saygıyı fark edebildim. Aikidonun tarihi ve gelişimi hakkında biraz bilgi sahibi olan, ekol veya teknik yönelim fark etmeksizin herkesin Kişomaru’ya karşı derin bir saygı ve minnettarlık duyacağını düşünüyorum. Umarım bu makale bu konuda biraz faydalı olur.

not: Yardımı olmaksızın bu makaleyi yazamayacağım muazzam çalışmalara yıllar boyunca emek veren Stanley Pranin ve Profesör Peter Goldsbury’ye fazlasıyla minnettarım. Ayrıca her soru sorduğumda beni faydalı yanıtlar ile besledikleri için onlara içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.

TERİMCE

1-doşu: Yol’un ustası anlamına gelir. Kurucu ve soyundan gelen ve ekolün başında bulunan kişinin ünvanıdır.
2-Omoto Kyo: Nao Deguçi tarafından kurulmuş olan ve 1919’da bu öğreti ile tanışan Morihei’yi derinden etkilemiş olan dini mezheptir. “Büyük Kök” anlamına gelmektedir.
3-Kobukan: Morihei 1931 yılında açtığı ve yıkılıp aynı yere “Hombu Dojo” yapılana kadar aikido sürdürdüğü dojo.
4-uçi deşi: Dojoda yaşayan ve kendini öğretiye adamış olan öğrenci (uçi: iç, deşi: öğrenci).
5-uke taçi: Kılıçla yapılan çalışmalarda partnerlik yapan kimse.
6-uke: Japon savaş sanatlarında tekniğin birlikte uygulandığı kişi, partner.
7-iemoto: Bir öğretinin aile içinde nesilden nesle aktarılması.
8-taçi vaza: Ayaktayken yapılan çalışmalara verilen isim.
9-kotodama: Kelime ve isimlerin ruh ve güçlere sahip olduğuna ve bu ruh ve güçler ile ses aracılığıyla iletişime geçmeye dayanan bir Japon inanışı.

 

KAYNAKÇA

Makalenin aslına ve kaynakça bağlantılarına  buradan ulaşabilirsiniz:

Ueshiba, Kisshomaru (1985). Aikido. Hozansha Publications
Aikikai Hombu Dojo. Doshu Chronology. Official Website of the Aikikai
Pranin, Stanley (1993). Aiki News #96
Goldsbury, Peter (2009). Transmission, Inheritance, Emulation #14. AikiWeb.
Pranin, Stanley (1983). Interview with Kisshomaru Ueshiba. Aiki News #56
Pranin, Stanley (). Kobukan Dojo Era (Part 1). Aiki News #130
Ueshiba, Morihei. Budo: Teachings of the Founder of Aikido. Budo Editions (26 avril 2013)
Pranin, Stanley (). Kobukan Dojo Era (Part 2). Aiki News #131
Pranin, Stanley (1994). Interview with Hirai Minoru. Aikido Journal #100
Erard, Guillaume (2013). Takuma Hisa, the heir at the crossroads between Aikido and Daito-ryu. Dragon Magazine # 2 HS Special Aikido
Goldsbury, Peter (2008). Transmission, Inheritance, Emulation # 11. AikiWeb.
Goldsbury, Peter (2008). Transmission, Inheritance, Emulation # 10. AikiWeb
Goldsbury, Peter (2008). Transmission, Inheritance, Emulation # 6. AikiWeb
Pranin, Stanley (1983). Interview with Kisshomaru Ueshiba Part 2. Aiki News #57
Goldsbury, Peter (2011). Transmission, Inheritance, Emulation #21. AikiWeb
Pranin, Stanley (1999). Interview with Moriteru Ueshiba. Aikido Journal #118
Li, Christopher (2012). Lifting the Veil: Aikido Opens to the World. Aikido Sangenkai
Li, Christopher (2012). Hiroshi Tada – The Budo Body, Part 2. Aikido Sangenkai
Yamaguchi, Tetsu Chronologie de Yamaguchi Seigo. Aikido Yamaguchi
Li, Christopher (2013). Interview with Shoji Nishio. Aikido Sangenkai
Erard, Guillaume (2013). Interview with Ellis Amdur. GuillaumeErard.com
History of Kuwamori Dojo. Official Site Kuwamori Dojo
Li, Christopher (2012). Kisshomaru Ueshiba, Mangos and Johnny Walker Black. Aikido Sangenkai
Goldsbury, Peter (2007). Transmission, Inheritance, Emulation # 5. AikiWeb
Erard, Guillaume (2012). Biography of Andre Nocquet. GuillaumeErard.com
Goldsbury, Peter (2008). Transmission, Inheritance, Emulation # 7. AikiWeb
Ueshiba Kisshomaru (1995). Aikido Ichiro. Publishing Arts Society
Pranin, Stanley (1978). Interview with Kisshomaru Ueshiba. Aiki News # 30
Pranin, Stanley (1999). Looking back at the All Japan Aikido Demonstration. Aikido Journal # 118
Ueshiba Kisshomaru (2010). Aikido : The work of a lifetime. Budo Editions
Erard, Guillaume (2013). Archives Videos of Andre Nocquet. GuillaumeErard.com
Pranin, Stanley. Aikido Encyclopedia: Tadashi Abe. Aikido Journal
Pranin, Stanley (1983). Interview with Kisshomaru Ueshiba (1983), Part 2. Aiki News # 57
Li, Christopher (2012). Kisshomaru Ueshiba, Mangos and Johnny Walker Black. Aikido Sangenkai
Ueshiba Kisshomaru (2013). Budo : Teachings of the Founder of Aikido. Budo Editions
Erard, Guillaume (2011). Guide to Practice at the Aikikai Hombu Dojo. GuillaumeErard.com
Erard, Guillaume (2013). Interview with Ellis Amdur Part 3: The de-escalation of violence and the relevance of aikido. GuillaumeErard.com
Goldsbury, Peter (1999). Aikido Doshu Kisshomaru Ueshiba (1921-1999) : An Obituary. BAF Online
Erard, Guillaume (2008). Interview with Alan Ruddock. GuillaumeErard.com
Pranin, Stanley (1993). Morihei Ueshiba & Kisshomaru Ueshiba. Aiki News # 96
Goldsbury, Peter (2009). Transmission, Inheritance, Emulation # 12. AikiWeb
Pranin, Stanley (1995). Interview with Koichi Tohei. Aikido Journal
Tohei, Koichi (1974). Letter of resignation from his post addressed to the Aikikai. Aikido Journal
Goldsbury, Peter (2007). Transmission, Inheritance, Emulation # 19. AikiWeb
Erard, Guillaume (2013). Takuma Hisa and the Takumakai. GuillaumeErard.com
Abe, Tadashi and Zin, Jean (1958). Aiki-do method created by the master Morihei Ueshiba. Editions Shobukai
Pranin, Stanley (1983). Interview with Shigenobu Okumura. Aikido Journal
Pranin, Stanley (1984). Interview with Rinjiro Shirata. Aiki News # 62
Ueshiba Kisshomaru (1998). The spirit of Aikido : The true meaning of the practice. Budo Editions.
Goldsbury, Peter (2008). Transmission, Inheritance, Emulation # 8. AikiWeb
Nocquet, Andre (1988). Interview of Andre Nocquet on France Culture. GuillaumeErard.com
Goldsbury, Peter (2008). Transmission, Inheritance, Emulation # 9. AikiWeb
Pranin, Stanley (2012). How War and Religion Shaped Modern Aikido. Aikido Journal
Goldsbury, Peter (2009). Transmission, Inheritance, Emulation # 15. AikiWeb
Erard, Guillaume (2013). Interview with Ellis Amdur Part 2: The de-escalation of violence and the relevance of aikido. GuillaumeErard.com
Japanese Cabinet Office (2011). Summary of the Honors System. Japanese government
Aikikai Hombu Dojo (2003). Aikido Organization.
Pranin, Stanley (1989). Interview with Aikido Doshu Ueshiba Kisshomaru. Aiki News # 81
Pranin, Stanley (1996). Is O-Sensei really the father of modern Aikido ? Aiki News # 109
Pranin, Stanley. Aikido Encyclopedia: Arikawa Sadateru. Aikido Journal
Pranin, Stanley. Aikido Encyclopedia: Nobuyoshi Tamura. Aikido Journal
Erard, Guillaume (2008). Interview with Henry Kono. GuillaumeErard.com
Erard, Guillaume (2013). Aikido demonstration by O Sensei, Kisshomaru Doshu, Tohei Sensei and Tada Sensei (1957). GuillaumeErard.com
Li, Christopher (2012). Profiles of the founder. Nobuyoshi Tamura Part 2. Aikido Sangenkai
Ellis, Henry. Tadashi Abe Sensei

YAZAR HAKKINDA

yazar: Guillaume Erard
website: http://www.guillaumeerard.com/
biyografi: Japon savaş sanatları ve kültürüne karşı bir tutku besleyen Guillaume, çocukluk döneminde judo çalıştıktan sonra 1996 yılında aikido 2008 yılında ise aiki-jujutsu çalışmaya başlamıştır. Şu an aikidoda 4. dan siyah kuşak (Aikikai) ve aiki-jujutsu’da 1. dan siyah kuşak (Takumakai) sahibidir. Guillaume ayrıca bilim ve eğitime karşıda büyük ilgi beslemektedir ve 2010 yılından beri moleküler ve hücresel biyoloji alanında doktora sahibidir. Şu an Tokyo’da yaşamakta ve tıbbi araştırmalara danışmanlık yapmaktadır.

çeviren:  Ümit DURAN

 

Bir Cevap Yazın