web analytics
İçeriğe geç

Yoga nedir, ne değildir?

Yoga kolay öğrenilir, öğretilir bir şeymiş gibi algılanıyor ve biyoenerji, reiki, pilates gibi diğer etkinliklerle sıkça karıştırılıyor. Bu da bilgi kirliliğine yol açıyor kaçınılmaz olarak. Yoga bir din mi, sanat mı, terapi mi, spor mudur? Birbirinden bu kadar ilgisiz konuların yogayla ilişkilendirilmesi, yogayı tanımlamanın zorluklarından biridir.


Yoga bir bilim değildir, ama bilimsel yöntemlerle yoganın araştırılamayacağı anlamına da gelmez bu. Bir çok bilimsel araştırma, nefes çalışmalarının solunum, akciğer ve damar hastalıklarındaki etkisi, psikosomatik rahatsızlıkların ve özellikle ağrıların dindirilmesi, ileri yaşlarda omurga sağlığı ve kontrolünde etkili olduğunu desteklemiştir.

Bir sanat değildir, sanat için kullanılabilir ancak gösterilerde kullanılabilse de yoga içe dönüktür dışa dönük değildir.

Yoga bir spor mudur? Bazı ülkelerde yoga sporları başlığında yeni bir disiplin oluşturuldu, federasyonları var. Ama yoga başka şeydir, yoga sporu başka şey. Türkiye gibi yerlerde, hinduluk diniyle bağdaştırarak ‘ Yoga yapın ama sadece spor olarak yapın’ diyenler vardır. Fakat işin özünde bunun gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Sporun gelişimine, amacına, yöntemine baktığımızda spor ile yoga arasında çok olumlu alışverişlerin olduğu ve olabileceği bir gerçektir. Ancak bunlar yogayı spor olarak tanımlamaya yetmez.

Yoga bir terapi yöntemidir ama sadece terapi değildir. Kimi üniversitelerde doktorlar ve fizyoterapistler yoga eğitmenleri ile ortak çalışmalar yaparak hastalar için en iyi yola ulaşma çabasındadırlar. Ancak buradaki temel konu, genel olarak yoganın iyileşmek için yapılmamasıdır. Yoga yapılır, sonra iyilik de gelir, güzellik de.

Yoga bir din değildir. Din kabuller üzerinde var olur. Yaptırımlar, uygulamalar, sosyal yaşamı düzenleyen kurallar içerir. Yogada ne cennet, ne cehennem, ne Tanrı, ne kutsal kitap, ne haç vardır ne de yaptırımlar. Aksine gönüllülük ve insan üzerine kuruludur. Yoganın Hint coğrafyasında doğmasından dolayı Hindu diniyle felsefi yakınlığı vardır. Ruhsallıkla ilgili uygulamaları, kolaylıkla bir din olarak da algılanabilir. Din olabilmenin ölçütü, bir peygamber bir de kutsal kitabın olmasıysa yoga bir dindir. Ama o zaman Marksizm de Nazizm de bir dindir. Kısacası bir dini, bir ideolojiyi Heterodoks ve Ortodoks şekillerde yorumlayabilir, özgürlükçü ya da tutucu olarak uygulayabiliriz. Bunlarla birlikte karşılaştırılabilirlik sorunu da ortadadır. Her şeyi, her şeyle karşılaştıramayız.

Yoga kristal bir küre, bir Merkaba yıldızıdır. (İki üçgensel piramidin ters bir şekilde iç içe girerek oluşturduğu, üç boyutlu sekiz köşeli yıldız, ışık arabası anlamına gelir.) Farklı yönlere, farklı renklerde ışıklar saçar. Herkes durduğu yerden görebildiğini, görmek istediğini görür. Bu nedenle herkesin yogası kendinedir. Yoga, yogadır. Tanımlamak için başka şeylere ihtiyaç yoktur.

Büyük matematikçi Cahir Arf “Basit bir oyun teorisini ya da matematik problemini çözmek, kanıtlar üzerinde çalışmak, o teorem bin yıl önce kanıtlanmış olsa bile, onu keşfetmektir” demiş. Bunu basit bir yoga duruşuna uyarlayabiliriz. En kolay gibi görünen yoga duruşunun derinliğine bireysel olarak varırız. Bunun bir ölçülebilirliği yoktur ve orada kelimeler, tanımlar açıklamalar, kurallar yetersizdir. Sürekli bir keşiftir.

Belki yıllar boyunca o duruşu yapacağız ama biz değiştiğimiz için o duruştaki içsel halimiz de farklı olacak. Yoga kullan\at\bitir\unut\yenisini ara gibi günümüz tüketim döngülerinin çok dışındadır. *[1]

Etimolojik açıdan yoga

Yuj kökünden türemiştir:

  • Bir araya getirip bağlamak
  • Sıkı sıkı tutmak
  • koşumları bağlamak
  • boyunduruk takmak
  • birleştirmek
  • bütünleştirmek

anlamlarına gelmektedir. Aynı manadaki kök Latince’de jungere, jugum, Ingilizce’de yeke, Fransızca’da joug vb sözcüklerin kaynağıdır. [2]

İngilizcede jugular yani şah damarı ve yine İngilizce junction aynı köktendir. Hititçedeki aynı anlama gelen “iukan” (yugan okunur) da. Genel olarak kabul gören Hititlerin Anadolu’ya Kafkasya üzerinden indikleri bilgisinden yola çıkarak, kelime Anadolu’ya Hindistan üzerinden değil ana kaynağından ulaşmıştır. Büyük oranda Aryanlar ya da Aryanlarla ilişkili başka bir kavimle Anadolu’ya gelmiştir. Batı dillerinde bugünkü anlamıyla yoga olarak kullanımı oldukça geçtir, 1700’lü yıllar denebilir.

Farsça bir anlamına gelen yek, de yoga ile akraba bir sözcüktür. Yek Türkçede de kullanılır. Yekpare, yeknesak, hep yek..

Eski Türklerin Yuğ (ağıt) törenleri – bazı kaynaklarda yog olarak da yazılır- de bir bedenin yok olarak ruhun ilahi varlıkla bütünleşme töreninin adıdır ki yogayla bağlantısı olması çok mümkündür. [3]

Yoganın kelime anlamıyla ilgili erken dönem kayıtlarına baktığımızda “koşum” “faydalı hale getirmek” gibi tanımlarla karşılaşırız. Bu tanımlara göre yoga; iki atın koşum takımıyla bir at arabasını çekmek için birbirine bağlanması, gibi iki veya daha fazla şeyi belirli bir niyet çerçevesinde bir araya getirmek ve böylece yapılan şeyi daha faydalı ve verimli bir şekilde gerçekleştirmek olarak düşünülebilir. Atların koşumlarına bağlanması metaforik olarak da yorumlanır: atlar, durulmak bilmeyen maymun zihindir. Koşumlar da atların sakinleşmelerini sağlar, düzene sokar.

Daha sonra bu tanımların, bir araya getirmekten, birleşme birlik manalarına genişlediğini görürüz. İzleri sürdüğümüzde, bugün yoganın yaygın olarak bedeni, zihni, güneşi ve ayı, aşağıyı ve yukarıyı birleştirmek olarak tanımlanmasının binlerce yıl öncesine dayandığını görebiliriz. [4]

Gerçekten de etimolojik olarak yuj bağlamak anlamına geliyorsa, bu eylemin sonucunda bağ ortaya çıkabilmesi için, önce insan ruhunu dünyayla birleştiren bağlarının kopartılmalıdır. Başka bir deyişle, önce dünyayla olan bağlantılar çözüldüğünde, kozmik döngünün dışına çıkılır ve kurtuluş gerçekleşir. Aksi takdirde, insan asla kendini bulamaz ya da bilemez.

Yoga, mistik manasıyla, yani vahdeti ifade ederken bile, önce maddeden kopmayı, dünyadan özgürleşmeyi ifade eder. İnsanın çabasına (boyunduruk altında kalmak), nefsini terbiye etmesine vurgu yapılır. Zihni, bu disiplin sayesinde yoğunlaştırmak mümkündür. Birlikte bağlamak, sıkı sıkıya tutmak, deyimleriyle ifade edilen şeyin amacı ruhu bütün kılmak, dünyevi bilincin ayırt edici özelliği olan otomatizm (İradenin hatta bazı durumlarda şuurun dışında kendiliğinden gerçekleşen hareket ve faaliyet) ve dikkat dağınıklığını yok etmektir. [5]

Yogayı tanımlamak zor. Yoga denince akla gelen bir çok şey de değil aslında yoga; bu yazının ilk kısmında okuduğunuz, Bora Ercan’ın Yoga 1. kitabının “Yogayı tanımlama çabası” bölümünde anlattığı gibi. Etimolojik bakış, kelimelerin kökleri içinde bulduğumuz anlamlar genellikle güzel yol göstericiler oluyor. Parçaları bütünleştirmek, birleştirmek, bir araya getirmek benzeri anlamlardan söz ediyorum. Bedeni, nefesi, zihni iyileştirerek kendimizi gerçeğe aydırmaya çalışıyoruz bir deyişle. Gerçek, tek, bir ve bütün; bunu anlayabilmek için.

PS: Türkçe kaynaklar ve yogayı etraflıca öğreten eğitmenler var Türkiye’de şükür ki. Bu yazı da onlardan ikisinin kaleminden ve yine Eliade’den bir harmandır. Atıf yapılan kitaplar da tavsiyedir.

Sevgiler, Sevgi 🙂


Kaynaklar:

[1] [3] Bora Ercan, Surya’dan Patanjali’ye Yoga, 1. Kitap, Paloma Yayınları, 2. Baskı, 2016.

[2] [5] Mircia Eliade, Yoga, Ölümsüzlük ve Özgürlük, Çevirmen: Ali Berktay, Kabalcı Yayınları, 2013.

[4] Gülin Zeytunlu, Modern Yoganın Kadim Kökleri, Cinius Yayınları, 2019.

Sevgi Sözügeçer

2015 yılından bu yana yoga ve meditasyonla ilgili çalışıyor; okumak ve uygulamak bazında, eğitmenliği yeni. 2010 yılından beri blog yazarı. Bursa doğumlu. Fahri Beytepeli. Ankara eğitimli. Şimdi İstanbul’da Biyomedikal Üretici Firmalarına kimyacı olarak danışmanlık yapıyor. Yaşama sanatı ile ilgili yazılar yazarken kendisini Yaşama Sanatı Dergisi Boş Ayna’da buldu. Yazdıklarını paylaşıyor.

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.